Den Art ‘Cam Tavan’ İsimli Karma Sergiye Ev Sahipliği Yapıyor!

25.02.2022 – 26.03.2022

Den Art ‘Cam Tavan’ İsimli Karma Sergiye Ev Sahipliği Yapıyor!
Den Art ‘Cam Tavan’ İsimli Karma Sergiye Ev Sahipliği Yapıyor!

Son on yılda, sanat koleksiyonlarındaki cinsiyet dengesizliğini onarmak adına dünya çapında birçok önemli kurum tarafından adımlar atıldı: 2009-10’da Paris’te bulunan Centre Pompidou’nun dönüm noktası olan Elles sergisi, 75 kadın sanatçının 130’dan fazla eserini sergiledi, ancak gösteriden sonra kadın sanatçılar büyük ölçüde bodrum katındaki depolama alanına kaldırıldı; 2020’de Baltimore Müzesi (ABD), sanatçıların cinsiyet eşitsizliğini hedef alarak yalnızca kadın sanatçıların eserlerini koleksiyonuna dahil etti – bu mükemmel örnek, tahmin edeceğimiz üzere dünya çapındaki birçok müze veya galeri tarafından maalesef benimsenmedi. Sergiler aracılığıyla alternatif bir toplumsal cinsiyet eşitliği modu, Brooklyn Müzesi’ndeki Elizabeth Sackler Feminist Sanat Merkezi tarafından ortaya konan bir modeldir: yalnızca kadın sanatçıları veya feminist meseleleri konu edinenleri sergileyen ayrılıkçı bir model. Türkiye’nin önde gelen sanat fuarı Contemporary İstanbul’un bu yılki sanat-cinsiyet uçurumunu incelediğimizde, pek çok galerinin yalnızca kadınlara özel stantlara ev sahipliği yapmak veya kendi sanatçı grupları arasında cinsiyet eşitliğini uygulamak için adımlar atmasına rağmen – genel olarak, sergilenen sanatçıların yalnızca yaklaşık üçte biri (%37) kadındı. Elbette bu (3: 1, erkek:kadın), küresel sanat dünyasından da aşına olduğumuz standart bir oran – ama neden kadın sanatçıların pastanın sadece üçte biriyle mutlu olması bekleniyor? Sanat temsilinde bu oranı daha eşit bir 50:50 cinsiyet dengesine getirmek için yapılanlar yeterli mi? Türkiye’de iş ve sanat üzerine yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, Türk nüfusunun %15’i, her iki cinsiyetin de başarı için eşit fırsatlara sahip olmasını sağlamak için çok fazla şey yapıldığını algılıyor. Kadınların erkeklerden üçte bir oranında daha az kazanması, Türk vatandaşlarının önemli bir bölümünün cam tavanı yerinde tutmak ve hatta kadınları oldukları yerlerinde tutmak istediğini gösteriyor. Bu, Türkiye’deki kadın sanatçıların daha yetersiz görülmesinin beklendiği sanat dünyasına da açıkça yansıyor.

Centre Pompidou, Baltimore Müzesi ve Brooklyn Müzesi’ndeki Elizabeth Sackler Centre’a benzer şekilde, Antalya’nın önde gelen yeni galerisi Den Art, kendi alanlarında yerleşik ve değerli, onaylanmayı bekleyen önemli kadın sanatçıları sergilemeyi amaçlayan ayrılıkçı bir yaklaşım benimsedi. Bu sergide yalnızca kadın kimliği taşıyan sanatçıların eserlerini sergilemek, Den Art’ın kadın sanatçıları, çağdaş sanat/tarihsel kanondan dışlayan dengeyi düzeltmede katkıda bulunmalarına olanak tanıyor. Karışık teknik çalışmalarının bu canlı ve güçlü sergisi, bana bir zamanlar büyük sanat tarihçisi Linda Nochlin’e sorulan ve ardından 1971’de aynı ismi taşıyan ‘Neden hiçbir büyük kadın sanatçı olmadı?’ başlıklı makalesine başlığını veren ünlü soruyu hatırlatıyor. Den Art’ta gerçekleşen ‘Cam Tavan’ sergisi, Türkiye’de seçkin kadın sanatçıların olduğunun kanıtıdır ve onların eşit derecede büyük (ama daha büyük değil) erkek sanatçılarımızla aynı onaya sahip olmalarını sağlamak hepimizin sorumluluğudur.

Dr Helen Gørrill
‘Kadından Ressam Olmaz’ (2020/2022) kitabın yazarı.

Sanatçılar

Baysan Yüksel, Çiğdem Yola, Deniz Karakurt Şekerci, Esin Aykanat Avcı, Gözde Mulla, Hacer Özer, Hale Feriha Hendekçigil Çelik, Ilgım Göktürk Başal, Nursun Hafızoğlu, Raife Tokyürek, Sevgi Atan, Tuba Merdeşe


Den Art

Gençlik, Fevzi Çakmak Cd. 51A, 07100 Muratpaşa/Antalya

Türkiye'nin En Büyük Sanat Haber Portalı, Güncel Sanat Haberleri, Sergi Rehberi, Sanatçı Portfolyoları, Sanat Üzerine Röportajlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.