Zaman: 1 July, 2020

Doğanın Müziği // Tolga Kayrak


Tolga Kayrak

İnsanoğlu doğada bazı seslerin birbirleriyle daha uyumlu olduğunu fark ettiğinde, müzik de kendini daha belirgin bir şekilde ortaya koydu. Ritmin ise bundan daha eski bir tarihi var. Bu yazımda bunlar üzerine ayrı ayrı konuşmak istiyorum. Öncelikle tanıdığım iyi bir orkestra şefinin lafıyla başlamak istiyorum, “Müzik aslında kolay ve basittir, onu zorlaştıran bizleriz”. Bu söze itiraz edenleri duyar gibiyim, çünkü müzik çok emek ve çalışma isteyen bir sanat dalıdır. Ancak ben buna farklı bir açıdan bakmanızı istiyorum, örneğin, binlerce yıl öncesine kadar nasıl bir sanat dalıydı müzik? Armoniler, formlar, kompozisyon, müzik teorisi, dinleyici kültürü nasıldı? Burada bana göre çok önemli bir ayrıntı var, günümüzde icra etmesi ya da dinlenmesi bir tercih olan müzik, o zamanlar bir ihtiyaçtı. Günümüzde ise kimileri için bir lüks ve eğlence aracı. Birçok farklı kategorileri ve kavramları var müziğin. Medeni olma adına, bazı özelliklerimizi değiştirdik, süsledik, geliştirdik ama bazı temel nitelikler gerçek anlamını yitirdi. Dinleyici ile olan ilişkisi eskisi gibi organik değil. Müziğin bir ihtiyaç yerine bir lüks ya da bir eğlence olduğu algısı da bunlardan biri ne yazık ki. Günümüzde yas ilan edildiğinde ilk canlı müzik etkinlikleri iptal ediliyor. İşin daha vahim boyutu, bunu yapmak bir saygı niteliği taşıyor. Eğlenmek eşittir müzik algısı bizi müziği anlama noktasında dar bir kalıba hapsediyor.

Müzik, bütün duyguların ve durumların bir ifade aracıdır. İlkel hayatta dahi, müzik bizimle hep beraberdi ve bize hep eşlik ediyordu. Şaman ritüellerinde, insanın kendi ruhu ile bağlantı kurmasını sağlayan yegane şeydi müzik. Ölülerimizi dahi müzikle uğurladığımızı düşünürsek, müziğin sadece keyfe keder zamanlara eşlik eden bir araç olduğunu düşünmek doğru mu sizce? Kabilelerin kutlamalarında, törenlerinde hep müzik vardı ve bunu yapmak zor değildi, çünkü kendi doğalında böyle bir sorunu da yoktu müziğin. Kısaca maneviyatın olduğu her yerde müziğe rastlarsınız…

Bana göre müziğin evrensel olması, insanın kendi özüne olan bu yakın ilişkisinden geliyor. Bebeklikten konuşma çağına gelinceye dek, aslında ilk öğrendiğimiz şey dinlemek oluyor. Hatta gözlerimiz kapalıyken dahi ilk olarak çevremizdeki dünyayı görmeden önce dinliyoruz. Yapılan araştırmalar da insanların gördüklerinden çok duyduklarına karşı daha yakın bir ilişki içersinde olduğunu gösteriyor. İlk duymaya başladığımız anda aslında imgeler dünyasına da geçiş yapmış oluyorsunuz. Seslerin bu anlamda zihindeki görselleri tetikleyici bir özelliği de mevcut. İnsan beyni doğum anından itibaren sürekli kayıt halinde ve işine yaramayanları dahi hiçbir zaman silmiyor. Ama işlevsel özelliğinden ötürü bu bilgiler de bizim için sürekli erişilebilir bir noktada değil. Her gün yataktan kalktığımızda hayatımıza dair en ince ayrıntıları hatırlıyor olsaydık, bu bizim için epey zor olurdu. Ancak zamanı geldiğinde bu bilgiyi kullanmak beynimizi daha işlevsel kıldı. Ama doğduğumuz andan itibaren beynimiz her şeyi kaydediyor. Müziği bize göre iyi ya da kötü kılan şey de zihnin bu kayıt etme özelliği, çünkü çok ufak yaşlardan beri duymaya alıştığımız sesler gelecek için de beğenimizi şekillendiren bir unsur. Örneğin bir bebeği ufak yaştan itibaren bilinçli bir şekilde disonans seslere maruz bırakırsanız büyüdüğünde de bu sesleri duymak isteyecektir. Küçük yaştan itibaren duymaya alıştığımız sesler, ileriki yaşlardaki müzik zevkimizde belirleyici bir rol oynuyor.

Bugünkü müziğin temeli de bu duymaya alıştığımız ve sevdiğimiz seslerden oluşur. Bu seslerin de kaynağı tabi ki doğa. Do-re-mi-fa sol-la-si ve diğer pek çok sesi doğayı dinleyerek keşfettik. Tarihsel süreçteki ilkel hayatımızda da ilk doğayı dinlemeye başladık. Günümüzde kurduğumuz müzik sistemi de aslında bu kaynağın bir sonucu. Binanın temelinde doğa var. O yüzden doğayı görmezden gelemeyiz. Biz kendimizi doğadan ne kadar ayırmaya da çalışsak da bedenimiz hep karşı duracak. Çünkü değişimin hızı ile evrimimizdeki hız paralel ilerlemiyor. Her ne kadar daha ileriye gitmek için zorlasak da özümüze yabancılaşmamızın getirdiği bunalımı her geçen vakit daha derinden hissediyoruz. O yüzden başkaları ne dersin biz unutmayalım, doğa bize en güzel haliyle müziği hediye etti ve o uzak değil, bize nefesimiz kadar yakın ve bizim ona ihtiyacımız var.

Tolga Kayrak

İstanbul Şişli doğumlu olan Tolga müzik ve sanata merakını ortaokul yıllarında keşfetti. Üniversite hayatı boyunca çeşitli konser ve müzikallerde görev alarak, bunların organizatörlüğünü de üstlendi. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Müzikal bölümünden mezun oldu. San Diego Üniversitesi orkestra şefi Daniel Durand ile uzun yıllar çalıştı. Tiyatro Yönetmenliği alanında yüksek lisans yaptı ve yurtdışı İngilizce oyunlar yönetti. Müzikal alanda araştırmalar yaptı. Çeşitli müzikallerde ve tiyatro oyunlarında rol aldı. Oyunculuk ve müzik atölyeleri düzenledi. 2014- 2017 arası PAM-Profilo Liselerarası Tiyatro Festivalinde jüri üyesi olarak görev yaptı. Gitar ve piyano çalmaktan büyük keyif alan Tolga, kısa film ve tiyatro oyunlarına müzik besteledi, sosyal sorumluluk projeleri kapsamında Düşler Akademisi yararına olan konserlerde müzisyen ve konuk sanatçı olarak görev aldı. 2015’de London College of Music sınavlarına yardımcı eğitmen olarak katıldı. İngilizce ve Almanca metin çevirileri yaptı. Lufthansa havayolları şirketi bünyesinde drama ve müzik eğitimi verdi, şirket içi sistem değişikliklerinin müşterilere tanıtımı konusunda skeç yazdı ve şirket çalışanları için atölyeler düzenledi. İngilizce ve Almanca metin çevirileri yaptı. Müzik 2018’de Barcelona ve Girona bölgesinde konserler verdi. Four Seasons, Hilton otellerinin organizasyonlarında sahne aldı. Yine 2018 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nda uzman eğitmen olarak öğretmenlere ses ve müzik alanında eğitim verdi. 2019’da İngiltere merkezli dünya turu yapan iki büyük yolcu gemisinde solist müzisyen olarak çalıştı. Yurtiçi yurtdışında festivallerde çeşitli özel tiyatrolarda, müzikal projelerde eğitmen ve müzisyen olarak çalışmaya devam etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir