MUBI Ekim 2021 Programı Açıklandı


SUSUZ YAZ, Metin Erksan, 1963
SUSUZ YAZ, Metin Erksan, 1963

Büyük usta Metin Erksan’ın Necati Cumalı’nın öyküsünden uyarladığı SUSUZ YAZ, 1964’te Berlinale’de Altın Ayı kazanmış ve sinema tarihimizde uluslararası festivallerde büyük bir ödül kazanan ilk film olmuştu. Erol Taş, Hülya Koçyiğit ve Ulvi Doğan’ın başrolleri paylaştığı bu zamansız klasik, arazilerindeki suyun geçiş yeri yüzünden karşı karşıya gelen iki kardeşin, hınçla, hasetle, ihanetle örülü öyküsünü anlatırken, toplumcu gerçekçi sinema ekolünün en güçlü örneklerinden birini sunuyor. Erksan’ın sansür mekanizmalarına karşı da büyük mücadele verdiği filmi, Martin Scorsese’nin Dünya Sineması Projesi kapsamında yenilenmiş kopyasıyla 29 Ekim’den itibaren MUBI’de seyirciyle buluşuyor.

CRYPTOZOO
Dash Shaw, 2021
60’lı yıllarda San Francisco’da, mitolojik varlıkların yaşadığı özel bir hayvanat bahçesinde
geçen bu çılgın hikaye, rüyaları yiyerek yok eden bir yaratığın kaçışıyla başlıyor. Berlinale
ve Sundance’ten ödülle dönen bu cesur film, çizim tekniği, hayal gücü ve zihni zorlayan
olay örgüsüyle, yetişkinler için animasyonun ne olduğunu yeniden tanımlıyor.

ANILAR VE İTİRAFLAR
(VISITA, OU MEMÓRIAS E CONFISSÕES)
Manoel de Oliveira, 1982
Portekiz sinemasının büyük ustası Manoel de Oliveira için mahrem bir günce niteliği
taşıyan bu özel film, yönetmenin ölümünden yıllar sonra, 2015 yılında seyirci karşısına
çıkabilmişti. Oliveira’nın kendi anılarından, yıllarını geçirdiği evden, sinemadan ve
mimariden bahsettiği bu kişisel film, Yeniden Keşif seçkisi kapsamında gösteriliyor.

SARI, SİYAM, KANOCULAR VE EV SAHİBİ
Esme Madra, 2020
ÇOĞUNLUK ve NEFESİM KESİLENE KADAR gibi yapımların başarılı oyuncusu Esme Madra,
yönetmen koltuğuna oturduğu dördüncü kısa filminde, geniş bir arazide tek başına
yaşayan bir kadının, eve gelen misafirleriyle kurduğu gelgitli ilişkiyi anlatıyor. Şebnem
Hassanisoughi, Öner Erkan ve Ulaş Tuna Astepe gibi isimlerin başrolde olduğu dikkat
çekici bir kısa film.

İNSAN SESİ (LA VOZ HUMANA)
Pedro Almodóvar, 2020
Pedro Almodóvar ve Tilda Swinton’ı buluşturan bu 30 dakikalık özel proje, Fransız
sürrealist Jean Cocteau’nun aynı adlı metninin serbest bir uyarlaması. Almodóvar, ilk kez
İngilizce bir film çekse de kendi sinemasından ödün vermiyor. İmzası olan set tasarımları
ve renklerle, terk edilmiş bir kadının zaman algısını, aşk acısını ve yas duygusunu anlatıyor.

BAĞLAR (LACCI)
Daniele Luchetti, 2020

İtalya’nın en önemli edebiyatçılarından Domenico Starnone’nin Türkçeye de çevrilen
romanının uyarlaması, bir ailenin farklı üyelerinin perspektifinden, bir türlü kestirilip
atılamayan bağları, yıllar ilerledikçe zehir yaymaya başlayan bir evliliğin farklı evrelerini
anlatıyor. Venedik’ten ödülle dönen BAĞLAR’da Alba Rohrwacher başrolde.

HIGH LIFE
Claire Denis, 2018

Uzay yolculuğu, bilim kurgu, korku. Tüm bu kelimeleri Fransız usta Claire Denis’nin
sinemasıyla çok sık birlikte anmayız. Denis, Robert Pattinson ve Juliette Binoche’u başrole
yerleştirdiğ bu gizemli öyküde, uzay boşluğunda varoluşsal kriz halindeki insanları
resmediyor. Yaşadığımız duygusal açmazların yeryüzünde de fezada da aynı olduğunu
hatırlatıyor.

KAYGI
Ceylan Özgün Özçelik, 2017

Ceylan Özgün Özçelik’in 2017’de Berlinale’de prömiyerini yapan filmi, ana karakteri
aracılığıyla, yakın geçmişimizin travmalarıyla yüzleşmek için özgün bir yol buluyor. Bugünü
ve yakın geleceği temsil eden, totaliter, distopik bir İstanbul’da, geçmişe dair travmalarını
bastıran bir kadının hafızasının duvarlarında çatlaklar açıyor.

BAL ÜLKESİ (MEDENA ZEMJA)
Tamara Kotevska, Ljubomir Stefanov, 2019
En İyi Belgesel dalında Oscar adayı olan, sayısız ödül kazanan BAL ÜLKESİ, Balkanlar’ın sarp
dağlarında terk edilmiş bir köyde arıcılık yapan Hatice Muratova’nın yaşamına konuk
ediyor bizi. Arılarla konuşan, onlara şarkılar söyleyen Muratova, hem doğanın çetin koşullarına hem de onun arılarını bir kâr aracı olarak kullanmak isteyenlere karşı direniyor.

AİDİYET
Burak Çevik, 2019

Klasik anlatı sinemasını kıran cesur denemeleriyle tanınan genç yönetmen Burak Çevik’in
ikinci uzun metrajı, birbirinden farklı estetiklere sahip iki bölümle, seyirciye meydan
okuyan çetin bir bulmaca yaratıyor. Öykünün ilk yarısı, bir cinayeti polis sorgu kayıtları
eşliğinde anlatırken, ikinci yarısı cinayeti planlayan çiftin tanıştığı geceye odaklanıyor.

SIÇAN AVCISI (RATCATCHER)
Lynne Ramsay, 1999

KEVIN HAKKINDA KONUŞMALIYIZ ve HİÇBİR ZAMAN BURADA DEĞİLDİN ile günümüzün en
önemli isimlerinden birine dönüşen İskoç yönetmen Lynne Ramsay’nin ilk uzun metrajı,
70’lerde İskoçya’nın kenar mahallelerinde dolanan bir çocuğun aracılığıyla, Britanya’da
büyümeye dair sert, tavizsiz bir anlatı kuruyor.

GONZO: DR. HUNTER S. THOMPSON’IN YAŞAMI
(GONZO: THE LIFE AND WORK OF DR. HUNTER S. THOMPSON)
Alex Gibney, 2008

Gonzo gazeteciliğinin yaratıcısı, bir karşı-kültür ikonu. Hunter S. Thompson. Oscarlı
yönetmen Alex Gibney, Terry Gilliam imzalı VEGAS’TA KORKU VE NEFRET’in de merkezinde
yer alan bu efsanevi figürün yaşamını portreliyor. Thompson’ın 2005’teki intiharından
sonra çekilen belgesel, Amerikan tarihine dair bir belge niteliği taşıyor.

MEKÂNLAR VE YÜZLER (VISAGES, VILLAGES)
Agnès Varda ve JR, 2019

Büyük usta Agnès Varda’nın ölümünden birkaç yıl önce, dünyaca ünlü sokak sanatçısı JR
ile birlikte çektiği bu belgesel, Varda’nın tüm kariyerine yayılan o şefkatli, bilgece, anlattığı insanlara değer veren bakışı sonuna kadar hissettiriyor. Fransız taşrasında, fotoğrafların gücü, dostluğun önemi ve hafıza üzerine neşesi bol, şiirsel bir yolculuk.

Karanlık Öyküler:
Bir Zeki Demirkubuz Retrospektifi
Sinemamızın en önemli hikaye anlatıcılarından birinin 11 filmden oluşan sinemasal
yolculuğunun tamamına tanıklık edeceğimiz retrospektif, ekim ayından itibaren her
çarşamba MUBI Türkiye’de sinemaseverlerle buluşuyor.

Zeki Demirkubuz’un yirmi yılı aşkın yönetmenlik kariyeri, 1994’te imza attığı C BLOK ile
başlıyor. Sinemamıza en unutulmaz öykülerinden birini armağan ettiği, dokuz yıl arayla
birbirini tamamlayan MASUMİYET ve KADER gibi başyapıtların yanı sıra, “Karanlık Üstüne Öyküler” adını verdiği üçlemesiyle ve edebiyattan aldığı ilhamı doruk noktasına çıkaran,
Dostoyevski uyarlaması YERALTI gibi filmleriyle devam ediyor.

Jacques Demy’ye Yakın Plan
Agnès Varda’nın belgeselleriyle yakından tanıma fırsatı bulduğumuz Jacques Demy,
müzikal türünün en yaratıcı örneklerinden birkaçına imza atmış, üslubuyla sinema
tarihinde iz bırakmış bir yönetmen.

Demy’nin “müziksiz müzikal” olarak tanımladığı çıkış filmi LOLA, sinemanın erken dönem
ustalarından Max Ophüls ve Josef von Sternberg’e göndermelerle, genç bir kabare
dansçısını anlatıyor. Cannes’da Altın Palmiye kazanan, 5 dalda Oscar adayı CHERBOURG
ŞEMSİYELERİ ise, savaş nedeniyle sevdiği adamdan ayrılmak zorunda kalan bir kadının portresini, rengarenk bir dünyanın içinde, emsalsiz bir müzikal tekniğiyle çiziyor.

Cafer Penahi Sinemasına Bir Bakış
İran rejimi tarafından film çekmesi yasaklanmasına karşın, yıllardır sinema yapmanın
yaratıcı yollarını bulan Cafer Penahi’nin imzasını taşıyan üç film, usta yönetmenin hayli
zengin sinemasının farklı yönlerini temsil ediyor.

Tahran sokaklarına ve 90’lı yılların İran toplumuna 7 yaşındaki bir çocuğun gözünden
bakan BEYAZ BALON, sürekli baskılanarak eve kapatılmak istenen bir yönetmenin
portresini sunan PERDE ve Penahi’nin belgesel sinemayı hayata doğrudan müdahale eden
bir eylem şekli olarak gören, şarkı söylemesi ailesi tarafından engellenen genç bir kadını
ziyaret ettiği kısa filmi HIDDEN.

Türkiye'nin En Büyük Sanat Haber Portalı, Güncel Sanat Haberleri, Sergi Rehberi, Sanatçı Portfolyoları, Sanat Üzerine Röportajlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir