Nedret Sekban’ın “Natamam” İsimli Sergisi 5 Ekim’de

Dağları taşları ağaçları ve gökteki kuşları savunmak 150x200 cm tuval üzeri yağlı boya, kurşun kalem ve füzen 2021
Dağları taşları ağaçları ve gökteki kuşları savunmak 150×200 cm tuval üzeri yağlı boya, kurşun kalem ve füzen 2021

Galeri Selvin küratörlüğünde hazırlanan Nedret Sekban’ın “Natamam” isimli resim sergisini 5 Ekim – 2 Kasım tarihleri arasında İstanbul Ortaköy Hüsrev Kethüda Hamamında görebilirsiniz.

Nedret Sekban

1953 yılında Trabzon`da doğan Nedret Sekban, 1977 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü, Neşet Günal Atölyesi’nden mezun oldu. 1979 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü’ne asistan olarak girdi. 1983 yılında aynı kurumda sanatta yeterlik diploması aldı. 1992 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde yardımcı doçent; 1995 yılında doçent oldu. 2001 yılında profesörlüğe yükseldi. 2017 yılında emekli oldu.
 
Ödülleri

Ahmet Andiçen Sanat Ödülleri Resim Yarışması, Birincilik Ödülü, İstanbul (1974
Ahmet Andiçen Sanat Ödülleri Resim Yarışması, Birincilik Ödülü, İstanbul (1975)
10. DYO Resim Yarışması Ödülü, Ankara, İstanbul, İzmir (1976)
Kartal Kültür Şenlikleri Resim Yarışması Sergisi Birincilik Ödülü, İstanbul (1978) Cumhuriyet Senatosu Vakfı Atatürk Resim Yarışması, Mansiyon, TBMM, Ankara (1981)
Vakko Resim Yarışması, Mansiyon, İstanbul (1982)

İlk kişisel sergisini 1987’de açan, figüratif bir ressam olan sanatçının resimlerinde en çok göze çarpan temalar; çingeneler, deniz, balıkçılar, dalgalar, demiryolu işçileri ve Karadeniz’e ait realist çerçevedeki gözlemleri yoğun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sanatçı “Natamam” başlıklı resim sergisi ile ilgili şunları söylemektedir;

Benim resmimin kaynağı görünen dünyayı doğrudan yansıtan bir gerçekçilik değil; gözlemlediğim doğa ve insan varlığının dünyasıyla özdeşleşecek kadar öznelleşen (bir) ressamın kişisel yorum payından, dahası bu yorum payı ve kendi psikolojik bünyesi, dünyaya bakış açısıyla gözlemlenen olgunun gerçeği ya da dramı arasındaki ortak paydada bütünleşen bir gerçeğinde ifadesidir. Öğrenciliğimden bu yana ben, gerçek ve elle tutulur bir dünyadan beslenirim. Bunun için hayatın içinde olmaya gayret ederim. Bu konuda benden önce kalem oynatmış, imge kurmuş olanları izlerim. Çünkü onlar ustalarımdır, bana rehberlik ederler. Hayata ve ustalarıma öğrenci olmak onurunu hiç bir şeye değişmem. Öğrenmeye devam ederim. “Öğrenmek asıl olarak göstergelerle ilgilidir, göstergeler soyut bir bilginin değil zamansal bir çıraklığın konusudur.”

Amacıda konusuda insan olan yaratımı geleneğinin temsilcilerinden biri olmaya çalışırım. Geleneksel temsile dayalı farklı usluplardan yararlanırken onları tekrarlamak yerine günümüz koşullarına uyarlamayı    denerim. Aynı zamanda “gelenek belirli bir etkinlik ya da deneyimi yinelenen toplumsal uygulamalarla yapılanmış olan geçmişin, bugünün ve geleceğin içine yerleştirilen bir zaman ve uzam kullanma yoludur. Bütünüyle durağanda değildir. Çünkü kültürel mirasını kendinden önce gelenlerden devralan her yeni kuşak tarafından yeniden icat edilmek zorundadır.”

Bizim resim tarihimizde olduğu gibi batı sanatı tarihinde de, desen genellikle resme hazırlık olarak değerlendirilmiş ve öyle sunulmuştur… Son dönemlerde özellikle 1980’lerden sonra, dünyanın çeşitli bölgelerinden farklı malzeme ve yüzeylere taşınan siyah-beyaz ve desenden münferit ifade tarzları büyük gösterilerle önemli sanat organizasyonlarında yer bulunca eski genel yargıya rağmen, desende artık kendine bağımsız bir yer edinmiş oldu.

Benim için ise desen, zaten resimdir. Resimde desen. 05 Ekim 2022 tarihli “NATAMAM” adlı sergim, tamamlanmamış bir; DESEN-RESİM, RESİM-DESEN yolculuğudur!

Malzeme olarak kağıt ve tuval üzerine kullandığım kurşun kalem, füzen, pastel, akrilik ve yağlı boya resimlerimde çizgi; serbest, hareketli dolaşırken ton olur ışık-gölgeyi kurar, modle olur hacmi gösterir, renk taşıyan malzemeyi buluncada imgenin nesnel karşılığını işaret ederek kompozisyonun içinde farklı yollarla olsada hiç bir zaman bitiremeyeceğini bildiği yolculuğuna devam eder…

Ortaköy Kethüda Hamamının hikayesi;

Beşiktaş’ın bir elin parmaklarını geçmeyen 16. yüzyıl yapıları arasında öne çıkan Kethüda Hamamı, Vezir Kara Ahmet Paşa’nın kâhyası Hüsrev Kethüda tarafından yaptırıldı. Halk arasında Ortaköy Hamamı olarak bilinir. Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi, Sinan Paşa Cami ve Yahya Efendi Türbesi’yle birlikte Beşiktaş’ta Mimar Sinan’ın tasarladığı dört eserden biri olma özelliğini taşır. 1980’lerin ilk yarısına kadar özgün işleviyle kullanıldı. 2000’li yılların ortalarından itibaren restoran, gece kulübü ve tasarım ofisi olarak kullanıldı. Şimdi ise çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır.


Ortaköy Kethüda Hamamı

Ortaköy Mah. Muallim Naci Cad. 21/A 34347
Ortaköy, Beşiktaş / İstanbul

Türkiye'nin En Büyük Sanat Haber Portalı, Güncel Sanat Haberleri, Sergi Rehberi, Sanatçı Portfolyoları, Sanat Üzerine Röportajlar



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir