Sinematek/Sinema Evi 30 Ekim-6 Kasım Gösterim Programı



Sinematek/Sinema Evi, 30 Ekim-6 Kasım tarihleri arasında gösterimde olacak filmleri duyurdu.

Sinematek Sinema Evi 30 Ekim - 6 Kasım gösterimleri
Sinematek Sinema Evi 30 Ekim – 6 Kasım gösterimleri

30 Ekim 2022 Pazar, 14.00 – Zuhal

Yönetmen: Nazlı Elif Durlu
Senaryo: Nazlı Elif Durlu, Ziya Demirel
Oyuncular: Nihal Yalçın, Sadi Celil Cengiz, Fatih Al
Türkiye / 2021 / Türkçe / 84 dk. / Renkli

İstanbul’un merkezinde yalnız yaşayan başarılı bir avukat olan Zuhal, bir gün evinde bir kedi sesi duymaya başlar. Kendisinden başkasının duymadığı bu kediyi bulmaya çalışırken çaldığı kapıların ardında, bazen komşularının hiç bilmediği hikâyeleriyle, bazense alaycı tavırlarıyla karşılaşacak, bu arayış Zuhal’in kendi içinde de çevresinde de daha önce bilmediği bir dünyayı keşfetmesini sağlayacaktır.

30 Ekim 2022 Pazar, 18.30 – Harp Esirleri (La grande illusion)

Yönetmen: Jean Renoir
Senaryo: Charles Spaak (senaryo ve diyalog), Jean Renoir (senaryo ve diyalog)
Oyuncular: Jean Gabin, Dita Parlo, Pierre Fresnay, Erich von Stroheim, Julien Carette, Jean Dasté, Marcel Dalio
Fransa / 1937 / Fransızca, Almanca, İngilizce, Rusça / 113 dk. / Siyah Beyaz / Türkçe Altyazılı

II. Dünya Savaşı’nın eşiğindeki Avrupa’yı I. Dünya Savaşı üzerinden ele alan ve sinema tarihinin en etkileyici örneklerinden biri olan bu savaş karşıtı film, Türkçeye “büyük yanılsama” olarak çevrilebilecek özgün adını 1909 tarihli bir kitaptan alıyor. Kitaba göre Avrupa’nın sanayi ülkelerinin çıkarları ortaktır, dolayısıyla savaş yoluyla herhangi bir çıkar elde etmeleri ancak büyük bir yanılsamadan ibaret olabilir.

I. Dünya Savaşı sırasında iki Fransız hava subayı, sivil hayatta aristokrat olan Boëldieu ile tamirci olan Maréchal, Alman aristokrat hava subayı Rittmeister von Rauffenstein tarafından düşürülerek esir alınır. Esirlerinin subay olduğunu öğrenen Rauffenstein onları yemeğe davet ettiğinde Boëldieu ile ulusal aidiyetlerini aşan sınıfsal bir bağ kurar. Boëldieu ile Maréchal toplumun farklı kesimlerinden Fransız esirlerle tanıştıkları kamptan kaçmak için tünel kazmaya başlar fakat fırsat bulamadan başka bir kampa gönderilirler. Bu yeni kamptan kaçmanın imkânsız olduğu söylense de savaş esirleri her halükârda kaçıp İsviçre’ye ulaşmak için hayatlarını ortaya koyacaktır.

Alman kumandana hayat veren, aynı zamanda sessiz sinemanın önde gelen yönetmenlerinden olan Erich von Stroheim, aristokrasinin miadının dolduğunu kabullenemeyen Rauffenstein karakterine derinlik katmakla kalmamış, senaryonun geneline büyük katkıda bulunmuştur. Öte yandan, Nazi Propaganda Bakanı Goebbels filmi “1 Numaralı Halk Düşmanı Film” ilan ederek tüm kopyalarının imha edilmesini emretmiştir.

1 Kasım 2022 Salı, 20.00 – L’Atalante

Yönetmen: Jean Vigo
Senaryo: Jean Guinée (senaryo), Albert Riéra (uyarlama, diyalog), Jean Vigo (uyarlama, diyalog)
Oyuncular: Dita Parlo, Jean Dasté, Gilles Margaritis, Michel Simon, Louis Lefèbvre
Fransa / 1934 / Fransızca, Rusça / 89 dk. / Siyah Beyaz / Türkçe Altyazılı

Çatana kaptanı Jean ile Juliette evlenip Jean’ın çatanasında yaşamaya başlar; lâkin genç çift mütevazı yaşantılarında yalnız değildir. Gençliğinde dünyayı gezmiş, her yerden tuhaf nesneler toplayan, kendi de biraz tuhaf bir denizci olan Jules, genç bir miço ve yarım düzine kedi de onlara eşlik etmektedir. O güne dek köyünden çıkmamış olan Juliette’in, Paris’e yanaştıklarında duyduğu heyecan kursağında kalır. Paris’i görmek için Jean’dan habersiz gizlice karaya çıkar. Eşinin yokluğunu fark eden Jean öfkesine kapılarak demir alsa da çok geçmeden bu kararından pişmanlık duyacaktır.

Yönetmen, yasaklı filmi Hal ve Gidiş Sıfır’ın (1933) ardından, babasının da vaktiyle desteklediği bir anarşistle ilgili bir hapishane filmi çekmek istese de yapımcısı, Vigo’yu vazgeçirerek bu hikâyeyi çekmeye ikna eder. Film, “belgesel gerçekçilik”le gerçeküstücülüğü birleştirerek doğal oyunculuklar, kamera hareketleri, kurgusu ve müziğiyle birlikte bir şiire dönüşür.

1920’lerin gerçeküstücü sinemasıyla 1930’ların şiirsel gerçekçi sineması arasında köprü niteliği taşıyan L’Atalante, 29 yaşında ölen Vigo’nun tek uzun metraj filmidir. Tüberküloz hastası olan ve filmi soğuk havada çekerken kötüleşen Vigo, yapım şirketi Gaumont’un filmi 89 dakikadan 65 dakikaya indirmesine ve filme dönemin popüler şarkısından hareketle Le Chalande qui passe (Geçip Giden Çatana) adını vermesine karşı koyamamıştır.

2 Kasım 2022 Çarşamba, 20.00 – Sulardan Kurtarılan Boudu (Boudu sauvé des eaux)

Yönetmen: Jean Renoir
Senaryo: René Fauchois (oyun), Jean Renoir (senaryo), Albert Valentin (senaryo)
Oyuncular: Michel Simon, Marcelle Hainia, Sévérine Lerczinska, Charles Granval, Jean Dasté
Fransa / 1932 / Fransızca / 85 dk. / Siyah Beyaz / Türkçe Altyazılı

Parisli kitapçı Édouard Lestingois bir gün nehir kıyısındaki evinin penceresinden, bir evsizin kendini Seine Nehri’ne atarak intihar etmeye çalıştığını görür ve onu boğulmaktan kurtararak eve getirir. Madem Boudu’nun hayatını kurtarmıştır, öyleyse saçı sakalı birbirine karışmış bu tuhaf adamdan artık o sorumludur. Gelgelelim hane halkının burjuva değerlerini tanımayan Boudu evin düzenini altüst edecektir.

René Fauchois’nın 1919 tarihli aynı adlı oyunundan uyarlanan film, Renoir’ın adını duyurmasını sağlamıştır. Öte yandan, oyunun merkezinde Lestingois yer alırken filmin merkezinde Boudu vardır ve bu Boudu, oyundakinin aksine özgürlüğünden vazgeçmek konusunda o kadar istekli değildir.

Dönemin sağ basını tarafından anarşist bir saldırı, bir skandal addedilen filmde Renoir, mensubu olduğu burjuvaziye yalnızca konu itibarıyla mesafelenmekle kalmaz, teknik anlamda da yenilikçi bir yol izler. Gerçek mekân çekimleri, kısa ve durağan yerine uzun ve akıcı kamera hareketlerinin yanı sıra sokağa teleskopik bakışı da absürtlük hissini artırır, dahası dönemin Paris’ini “gözetleyebilmemizi” sağlar. Bununla birlikte kır sahnelerinde ressam babası Pierre Auguste Renoir’ın empresyonist izlerini sürmek mümkündür.

Filmin iki yeniden çevriminde Boudu’yu, Gérard Depardieu (Boudu, 2005) ve Nick Nolte’un (Down and Out in Beverly Hills, 1986) canlandırdığını da not düşelim.

3 Kasım 2022 Perşembe, 20.00 – Oyunun Kuralı (La règle du jeu)

Yönetmen: Jean Renoir
Senaryo: Jean Renoir (senaryo, diyalog), Carl Koch (eş yazar), Beaumarchais (açılış şiiri)
Oyuncular: Marcel Dalio, Nora Grégor, Paulette Dubost, Julien Carette, Jean Renoir, Mila Parély, Roland Toutain, Gaston Modot
Fransa / 1939 / Fransızca, Almanca, İngilizce / 110 dk. / Siyah Beyaz / Türkçe Altyazılı

Transatlantik uçuşunu tamamlayarak Paris’e iniş yapan pilot André’yi karşılamaya arkadaşı Octave gelmiş, André’nin sevdiği kadın Christine gelmemiştir. Öte yandan genç pilotun radyoya sıcağı sıcağına verdiği röportajda ilan ettiği hayal kırıklığı, aristokrat Christine ve marki eşi Robert’i pek etkilemiş görünmez.
Aristokrat çift, hafta sonu şatolarında verecekleri daveti düşünmektedir. Davet sırasında Robert ile sevgilisi Geneviève, Christine ile André ve Octave, dahası hanımın özel hizmetçisi Lisette ile av hayvanlarına bekçilik eden eşi Schumacher ve arazide kaçak avlanırken yakalanıp uşak olarak işe alınan Marceau’nun ilişkiler yumağı kimliklerin karışmasıyla trajediye evrilecektir.

Tüm zamanların en iyi filmleri listelerinin ön sıralarındaki yerini hiç kaybetmeyen büyük bir klasik olan Oyunun Kuralı, alan derinliği kullanımının ilk ve en çarpıcı örneklerinden. Bu sayede hikâye aynı anda farklı katmanlarda akmaya devam eder. Ses kullanımı da zamanının ötesinde olan filmde diyaloglar yer yer birbirinin ve hatta çevre gürültüsünün üstüne biner.

Bir merkezi ya da kahramanı olmayan hikâye, bir olaydan ziyade bir dünyayı anlatır. Yaklaşmakta olan savaşın hissedilmesi ve anlatılan dünyada hissettirilmesi bakımından “savaşa göndermede bulunmayan bir savaş filmidir.” Fransa’nın egemen sınıfının vurdumduymazlığıyla alay ederken onlara öykünen işçi sınıfından da sözünü sakınmayan film, 1939’da filmin ilham kaynaklarından Figaro’nun Düğünü’yle aynı kaderi paylaşarak yasaklanır.

4 Kasım Cuma 2022, 20.00 – Konformist (Il conformista)

Yönetmen: Bernardo Bertolucci
Senaryo: Alberto Moravia (roman), Bernardo Bertolucci (senaryo)
Oyuncular: Jean-Louis Trintignant, Stefania Sandrelli, Gastone Moschin, Dominique Sanda, Enzo Tarascio, Fosco Giachetti, José Quaglio, Yvonne Sanson, Pierre Clémenti
İtalya, Fransa, Batı Almanya / 1970 / İtalyanca, Fransızca, Latince, Çince / 113 dk. / Renkli / Türkçe Altyazılı

Faşizm üzerine yapılmış en vurucu filmlerden biri olan Konformist, Mussolini İtalya’sında geçen çarpıcı bir casusluk hikâyesini işler. Derin ve güçlü politik metniyle yalnızca bir ideolojiyi değil, bir sınıfı ve jenerasyonu hedef alan Konformist, savaş sonrası Avrupa sinemasının başyapıtlarından biri olarak kabul edilir. Bu filmi çektikten iki yıl sonra Paris’te Son Tango (1972) ile fırtınalar koparacak Oscar’lı yönetmen Bernardo Bertolucci, Konformist ile kendinden sonra gelecek sayısız sinemacıyı, özellikle de Amerikan Yeni Dalgasındaki yönetmenleri benzersiz şekilde etkilemiştir.

Alberto Moravia’nın romanından uyarlanan film, 1938 yılının Roma’sında açılır. Mussolini için çalışacağı yeni bir işe giren Marcello Clerici, onu daha da konformist kılacak genç bir kadınla flört etmektedir. Yeni patronlarının emriyle balayı için Paris’e doğru yola koyulan Marcello, burada faşistler iktidarı ele geçirdiğinde İtalya’dan kaçan eski profesörünü öldürmekle görevlendirilmiştir. Marcello’nun bu yeni görevi ve kimliği, bastırılmış cinselliğinin ve yüzleşmeye korktuğu geçmişinin üzerini örtecek bir paravan niteliğindedir.

Bertolucci, estetiği ve biçimsel tercihleriyle de övgü toplayan filmde kurgunun önemine şöyle değiniyor: “…Kim [Arcalli] gibi harika bir kurgucu sayesinde, filmin yapısının yavaş yavaş oluştuğunu görebilirsiniz. Senaryo, bir filmin yapısını yalnızca özetler. Film, çekimler esnasında var olmaya ve kendini göstermeye başlar. Ancak kurgu aşamasında kesin olarak şekillenir.”

5 Kasım 2022 Cumartesi, 14.00 – Hôtel du Nord

Yönetmen: Marcel Carné
Senaryo: Eugène Dabit (roman), Henri Jeanson (diyalog, uyarlama), Jean Aurenche (uyarlama)
Oyuncular: Annabella, Jean-Pierre Aumont, Louis Jouvet, Arletty, Jane Marken, Paulette Dubost, Andrex, André Brunot
Fransa / 1938 / Fransızca / 95 dk. / Siyah Beyaz / Türkçe Altyazılı

Paris’te Saint-Martin Kanalı kıyısında yer alan mütevazı aile işletmesi Hôtel du Nord, gedikli misafirlerin birbirini yakından tanıdığı küçük bir oteldir. Bir gün Renée ile Pierre adında genç bir çift bir oda tutar. Karanlık işlerle iştigal eden Edmond ile sevgilisi Raymonde da çiftin yan odasında kalmaktadır. Genç çift parasızlıktan evlenemediği için birlikte intihar etmeye karar vermiştir fakat işler planladıkları gibi gitmez ve ayrı düşerler. Edmond, Raymonde’un içerlemesine aldırış etmeksizin, Renée’yle uzaklara gidip yeni bir hayat kurmayı hayal etmeye başlar fakat geçmişten kurtulmak o kadar kolay olmayacaktır.

Filmin öyküsü, proleter edebiyatın yetenekli yazarlarından, 1936’da genç yaşta şüpheli bir şekilde ölen Eugène Dabit’nin, ailesinin işlettiği Hôtel du Nord’u anlattığı 1929 tarihli romanına dayanmakta. Güvenlik sebebiyle stüdyoda çekilen film, Alexandre Trauner’ın set tasarımı sayesinde seyircide uyandırdığı duyguların sahiciliğinden bir şey yitirmiyor.

Önceki filmi Sisler Rıhtımı’nda (1938) bir asker kaçağının öyküsünü anlattığı için tepki çeken Carné bu filmde, Dabit’nin romanının politik yönlerini törpüleyerek bir aşk hikâyesi çıkarmaya çalışır. Bununla birlikte karakterlerin ilişkilerinde geleneksel ahlak kurallarının tamamen işlemediğini görürüz. Dahası karakterlerin davranışlarında Fransa’nın içinde bulunduğu politik durumun etkilerinin de izi sürülebilmektedir.

5 Kasım 2022 Cumartesi, 18.30 – La belle équipe

Yönetmen: Julien Duvivier
Senaryo: Julien Duvivier, Charles Spaak
Oyuncular: Jean Gabin, Charles Vanel, Raymond Aimos, Charles Dorat, Raphaël Médina Viviane Romance, Micheline Cheirel
Fransa / 1936 / Fransızca / 100 dk. / Siyah Beyaz / Türkçe Altyazılı

Beş işsiz arkadaş ortak girdikleri piyangodan 100 bin Frank kazanır fakat paylarına düşeni almak yerine Paris’in sayfiyesinde Marne Nehri kıyısında kendileri gibi işçi sınıfından insanların tatil günlerinde yiyip içip dans edebilecekleri bir guinguette işletmeye karar verirler. Kazandıkları parayı ortak bir havuzda birleştiren Jeannot, Jacques, Tintin, Charlot ve Mario nehir kıyısında yıkık bir çamaşırhane binasını satın alıp kendi emekleriyle yenilemeye koyulur. Bu güçlü dayanışma, Mario’nun sınır dışı edilme tehdidi ve Charlot’nun ayrıldığı eşi Gina’nın hırsı gibi engellerle sınanacaktır.

Eylül 1936’da vizyona giren filmin, faşizm tehdidine karşı sosyalist ve komünist partilerin birleşerek kurduğu Halk Cephesi’yle güçlü bir ilişkisi bulunuyor. 1936 yazı Fransa çapında büyük işçi eylemlerine de sahne olmuş; sonucunda grev hakkı, 40 saat mesai, iki haftalık ücretli izin gibi kazanımlar elde edilmiştir. İşçi sınıfının ilk defa bu sayede erişebildiği boş zamana yönelik hayalleri filmdeki guignette’te vücut bulur. Öte yandan, filmin başlarında iki işsiz arkadaşın önünde durduğu dev billboard onları alay edercesine lüks bir kış tatiline davet etmektedir. Siyasi mülteci Mario karakteri ise başlı başına, Halk Cephesi’nin İspanya İç Savaşı’nda mücadele eden yoldaşlarına destek vermekten kaçınmasına eleştiri niteliğindedir. Kısaca film, kısa ömürlü Halk Cephesi’nin doğurduğu umutlar ve peşi sıra gelen hayal kırıklığının beyazperdedeki yansımasıdır.

6 Kasım 2022 Pazar, 18.30 – Hanging Rock’ta Piknik (Picnic at Hanging Rock)

Yönetmen: Peter Weir
Senaryo: Joan Lindsay (roman), Cliff Green (senaryo)
Oyuncular: Rachel Roberts, Vivean Gray, Helen Morse, Jacki Weaver, Tony Llewellyn-Jones, Anne-Louise Lambert
Avustralya / 1975 / İngilizce, Fransızca / 115 dk. / Renkli / Türkçe Altyazılı

Peter Weir’ın Avustralya sinemasında yeni bir dönemi başlatan bu benzersiz korku gerilim başyapıtı, ilerleyen yıllarda Truman Show (1998) ve Ölü Ozanlar Derneği (1989) gibi unutulmaz filmlerle dünyaca ünlenen yönetmene uluslararası şöhretin kapılarını açan ilk filmdir. Joan Lindsay’in 1967 basımı ünlü romanından uyarlanan film, gizemli bir ortadan kayboluşun ardından yaşananları şiirsel bir sinemayla peliküle aktarır. Hanging Rock’ta Piknik güneşli bir günde, büyüleyici doğa manzaralarının eşlik ettiği mekânlarda geçmesine rağmen yarattığı tekinsiz atmosferle izleyiciyi son ânına kadar diken üstünde tutmayı başarır; bu yanıyla gerilim türünün en ayrıksı eserlerinden biri olarak anılmayı hak eder.

Yirminci yüzyılın ilk günlerinde Avustralya kırsalında geçen hikâye, yatılı kız kolejinde okuyan bir grup öğrencinin bir öğretmenlerinin gözetiminde Hanging Rock adlı jeolojik bölgeye yaptıkları günübirlik gezintiyi izler. Aralarından birkaçının, ardında hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmasıyla başlayan süreç, geride kalanlar için rahatsız edici bir gerilimin eşlik ettiği halüsinatif bir arayış hikâyesine dönüşür.

Weir, ilk dönem filmlerinde karşılaştığımız büyüme hikâyesi temasını, ülkenin Aborjin kökenlerinden gelen kadim miras ile yeni Batı kültürünün çatışmasından doğan tarihî, ruhsal ve politik dönüşümün bir metaforu olarak kullanıyor. Bilinmeyene yapılan sıradan bir yolculuktan çok daha fazlasını vadeden bu hikâye, Avustralya toplumundaki sınıfsal ve cinsel baskılara doğrultulmuş çarpıcı bir eleştiri niteliğinde.

Biletler yalnız mobilet.com sitesinde.

Türkiye'nin En Büyük Sanat Haber Portalı, Güncel Sanat Haberleri, Sergi Rehberi, Sanatçı Portfolyoları, Sanat Üzerine Röportajlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir