Türkiye’nin Başarılı İsimleri Prof. Dr Özdemir Nutku’yu Anlattı

Türkiye’nin Başarılı İsimleri Prof. Dr Özdemir Nutku’yu Anlattı


Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Hülya Nutku, Vahide Perçin, Civan Canova, Süreyya Kilimci, Yunus Emre Bozdoğan, Gürol Tonbul gibi Türkiye’nin başarılı isimleri, “Hocaların Hocası” olarak anılan Prof. Dr. Özdemir Nutku’yu anlattı.

Aramızdan ayrılışının birinci yılında, Bi Dünya Tiyatro, Sahne ve Görsel Sanatlar Topluluğu Derneği tarafından hazırlanan çevrimiçi anma etkinliğinde, Nutku’nun hayatına dokunduğu ve yetiştirdiği birbirinden özel isimler Bi Dünya Tiyatro Youtube kanalında bir araya geldi.

Moderatörlüğünü Süreyya Kilimci’nin yaptığı anmada, Nutku’yu gençlik yıllarından bu yana tanıyan dostu Prof. Dr. İlber Ortaylı, hem eşi ve hem meslektaşı Prof. Dr. Hülya Nutku’nun yanı sıra, öğrencileri Prof. Dr. Semih Çelenk, Vahide Perçin, Civan Canova, Gürol Tonbul, Yunus Emre Bozdoğan, Prof. Özlem Turan Belkıs, Deniz Turhan Hotiç, kızları Elif ve Zeynep Nutku anılarını paylaştı.

Süreyya Kilimci açılış konuşmasında, “O bir zaman yolcusu, zamanın çok ilerisinde. “Hocaların Hocası” lakabıyla bir duayen. Cumhuriyet dönemi Türk Tiyatrosu’nun öncülerinden… Kendinden sonra gelen kuşaklara rehberlik ederek, sanatın hemen hemen her kolunda başarılı sanatçılara kılavuzluk etmiş çok kıymetli bir isim… Benim hocam, öğrencisi olmaktan onur duyduğum çok sevgili öğretmenim, tiyatro sevda simgesisin benim için” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Hülya Nutku: “Özdemir Nutku demek hayata bağlılık demek”
Hayat serüveninde yarım asırdır kendisine eşlik eden Prof. Dr. Hülya Nutku da, “Özdemir Nutku yaşam sevinci demek, hayata bağlılık demek. O’na ara sıra takılırdım. “Özdemir Nutku sahnesine ismini verdiler, ama tapusu sende değil, orası devletin malı, neden oradan hiç çıkmıyorsun?” diye… “Çok seviyorum bu sahneyi, burada hayat buluyorum” diyordu. Gerçekten çok büyük bir bağlılığı vardı o sahneye. Ama Özdemir Nutku “mücadele insanı” demek. O hayatı boyunca kavga verdi. Adını hiçbir zaman öne koymadan mücadele etti. İzmir’de GSF’yi kurdu, çok iyi meslektaşlarım var. Onlar O’nun mirasına sahip çıkacaklar…O sahne yapılacak, o sahneye O’nun ismi verilecek ve Özdemir Nutku’nun mücadelesi kaldığı yerden devam edecek. Çünkü bunu biz ilke edinmeliyiz. İsimler önemli değil, önemli olan yapılan eylemler… O yüzden de eylemimiz sürecek” şeklinde konuştu.

Prof. İlber Ortaylı: “Ankara için bir kayıptı ama, İzmir için bir kazançtır”
Eski dostu Prof. Dr. İlber Ortaylı da, “Bahsettiğimiz delikanlıyı kariyerinin başından tanıyor gibiyim. Alışılmış akademik disiplin merakının dışında biriydi. Çünkü herkesle her şeyi tartışabilecek rahatlıkta biriydi. Katiyen titr meraklısı değildi. Çok ağır tartışmalar da yapsa, haksızlığa uğrasa bile unutuyordu bunu, böyle bir medeni bir karakteri vardı. Ben kendisini bu yanıyla çok seviyordum, bu bir uygarlıktır . Bunu aşan insan çok azdır bizde. İkincisi inanılmaz derecede veluttu… Edebiyatın da içindeydi. Sevgi Doster, Engin Atatimur gibi Türkiye’nin önde gelen isimleri doğrudan Özdemir Nutku ekolüdür. Tükenmeyen bir rejisörlük enerjisi vardı. Türkiye’ye epik tiyatroyu tanıtmıştır, retorik ustasıdır… Ankara için bir kayıptı ama, İzmir için bir kazançtır. Bunu zaman geçtikçe daha da iyi anlayacaksınız” dedi.

Prof. Dr. Semih Çelenk: “Rönesans insanı ve ‘Homo Faber’di”
Öğrencisi ve meslektaşı Prof. Dr. Semih Çelenk de, “Hiçkimse Özdemir Nutku olamaz, Özdemir Hoca bir taneydi. Ülkenin hayatından müthiş bir yıldız olarak kaydı, geçti. O bir rönenans insanıydı. Biz onun geleneğini yaşatmaya çalışıyoruz. Özdemir Nutku’nun adı Gültekin Onaransoy ve Alim Şerif Oran ile birlikte GSF’nin üç kurucusundan biri olarak, fakülteyle birlikte sonsuza kadar yaşayacaktır, bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Bir meslektaşı olarak baktığımda, ondaki mesleki disiplinin herhangi bir kişide olmayacağını görüyorum. Onu tarif edecek ikinci kelime “Homo Faber” olur, o bir çalışan insandı. Ancak üç dört akademisyenin bir araya gelse yapabileceği çalışmayı yapmıştır” diye konuştu.

Vahide Perçin: “Küçük Dev Adama çok teşekkür ederim”
Başarılı oyuncu ve Özdemir Nutku öğrencilerinden Vahide Perçin, “Öğrencilik yıllarımdan bahsetmek istiyorum. Bende çok emeği var, bunu her zaman her yerde söylerim. Sadece emek değil verdiği şey, yani insanın bir insan üzerinde bu kadar çok çabalaması beklenilmeyecek bir şey. Çünkü senin vazgeçtiğin yerde, “Hayır sen vazgeçmeyeceksin, devam edeceksin!” diye ısrar eden bir hocaydı. Eğlenceli biriydi, provalarda koridordan girdiği andan itibaren enerjisiyle gelir, o enerjisiyle bizi toparlar, eğlencesiyle öğretirdi. En hoşlandığımız şey de, Hoca’nın biz sahnede prova alırken, aşağıda kendi içinde sahneyi piposuyla birlikte oynuyor olmasıdır. Kalbimin yarısı babam, yarısı annem, yarısı Özdemir Hoca, yarısı Ağabeyimdir. Bende çok büyük yeri var, onu çok seviyorum, Hülya Hoca’yı çok seviyorum. Sadece oyunculuğumuzla değil, kişiliklerimizin doğru gelişmesi için de çok ilgilendiler. Bizim sağlıklı kalmamıza çok büyük destek oldular. Küçük Dev Adam’a çok teşekkür ederim hayatıma dokunduğu için, beni evlatlarının yanında tuttuğu için… Devri daim olsun diyorum” dedi.

Civan Canova: “Tiyatronun felsefesini öğretti”
En eski öğrencilerinden, oyuncu, yazar, yönetmen Civan Canova ise, “Tiyatronun maharetten ibaret olmadığını, sorgulamayı, tiyatronun felsefesini öğretti. Mesleğin amacını yeniden sorgulamamızı sağladı. Her zaman hayatın içindeydi, yaşadıklarıyla yazdıklarıyla öğrettikleriyle her zaman öyle olacak” dedi.

Elif Nutku: “Olumsuzluğu hiç sevmezdi”
Kızı ve oyuncu Elif Nutku da “Ben çok sevgi dolu bir çocuktum ama bunu her zaman evin içinde bana aşılayan bir adam vardı. Düşünebiliyor musunuz sabah kalkıp Vivaldi açan, “Ay yaşasın ne güzel bir gün, yeni şeylere gebe” diyen bir insan… Çok eğlenceli, çok neşeli. Öyle eğlenceli masallar anlatırdı ki bana… Olumsuzluğu hiç sevmeyen bir insandı. Kavgadan hiç hoşlanmazdı. En kızdığı şey, adaletsizlikti. Bireysel olarak birine kin nefret duymak onun harcı değildi. Kitlesel adaletsizlikler ya da insanların birbirine yaptığı adaletsizlikler onu çok kızdırır ve mutsuz ederdi. Kin tutmayan bir adamdı. Bana kendimle nasıl yol alacağımı öğretti. Bir çocuğun kayıt defterine hep olumlu ve güzel şeyler yazdı” diyerek duygularını ifade etti.

Prof. Dr. Özlem Belkıs: “Bireyi merkeze alan, yazarı önceleyen bir yaklaşımı vardı”
Öğrencisi ve meslektaşı Prof. Dr. Özlem Belkıs ise, Hocaların Hocası’nı şöyle anlattı: “Muazzam bir çalışma tutkusu, her saniyeyi dolu dolu değerlendirme azmi, öğrencilerine öğrettiği en önemli şeydi, çünkü bunu bizzat kendisi bize gösterdi. İlk kitabı 1950’de 19 yaşında yazdığı Eller isimli şiir kitabıydı. 1800’e yakın yayından söz ediyoruz. Temel yayınları hazırlama sorumluluğu çok önemli bir yeterliliğidir. Hoca’nın en hayranlık duyduğum bakış açısı, tiyatro tarihi tanımıyla ilgili farklı bir yaklaşım ortaya koymasıdır. Bireyi merkeze alan, yazarı önceleyen bir yaklaşımı vardır. Tiyatro araştırmacıları için çok özel ve özgün bir bakış açısı oluşturuyor.”

Yunus Emre Bozdoğan: “Bilgiye hayranlık bize ondan geçti”
Devlet tiyatrosunun başarılı yönetmenlerinden, öğrencisi Yunus Emre Bozdoğan da, “Büyük bir bilgi aşığı, bilgiye tapan muhteşem bir insandı. Bilgiye hayranlık ve o bilgiyi geliştirme çalışması, bize ondan geçti. O dünya çapında bir insan ve ne güzel ki İzmir’den geçti. 70’li yılların başında İzmir’de tiyatro yokken, tiyatroyu İzmire yerleştirdi. Richard Gere arkadaşıydı, yurtdışında yaşadığı için şaşırtıcı bağlantıları vardı. Özdemir Hoca’nın bilgisi bizi yanıltmadı. Bilmediğimiz herhangi bir şeyi Hoca’ya sorardık. Üşenmeden iki eli kanda olsa da, tatmin edici cevap verirdi. Bu konuda hayranlığım vardır. Her şekilde var olduğunu hissetmeye bizi çok alıştırmıştı” dedi.

Gürol Tonbul: “Adının şehir tiyatrolarına verilmesi gerekir”
Öğrencilerinden Gürol Tonbul da, “Benim için Hoca ilk elimden tutan, sınava götüren, ilk eleştirmenim, okulda ilk yönetmenim, devlet tiyatrolarında çalıştığım insan… 70’li yıllar içinde biz Cumhuriyet değerleriyle yetiştik, çünkü önümüzde Cumhuriyet değerlerini taşıyan somut bir örnek olarak belirdi. İzmir’in çorak ortamında bir Cumhuriyet aydınıydı. Bizim yıldığımız anlarda, Özdemir Hoca hiç yılmadı. O sahneyi (Suat Taşer) hocalarla birlikte rüya kadro kurmuştu, ellerimizle tuğla taşıyarak sahnenimizi yaptık, bize bu heyecanı öğretti. Özdemir Hoca çok heyecanlı biriydi. Oyuncularla olmaktan, oyunculuk sanatından, tiyatro sanatından heyecanlanan biriydi. Hoca, yönettiği oyundaki gibi “kül altındaki kor”dur. Eşeledikçe başka bir değeri ortaya çıkar. Bence İzmir Şehir Tiyatrosu değil, Özdemir Nutku Şehir Tiyatrosu olmalıdır. Bu topraklara tiyatroyu getiren insanın adının, şehir tiyatrolarına verilmesi gerektiğini düşünüyorum.”

Zeynep Nutku: “Özdemir Nutku’yu anmak kadar, yaşatmak çok önemli”
Kızı ve öğrencisi Zeynep Nutku, “Bugün bir yıl oldu ama bizim için zor, çok özlüyoruz. Babamın en önemli özelliklerinden biri, umut dolu olmasıydı. Özdemir Nutku’yu anmak kadar, yaşatmak çok önemli… Gerçekten tiyatroya adanmış bir hayat. Hayatı çok ciddiye alır, ama çok eğlenirdi. Hayattan çok keyif alan bir insandı, çok keyifli bir yaşam sürdü, umarım hepimiz onun gibi keyifli bir hayat süreriz. Beni böyle özgür ve kimlikli yetiştirdi ki… O’na teşekkür ederim” dedi.

Deniz Turhan Hotiç: “O, ışık saçan bir bilgedir”
Bi Dünya Tiyatro Derneği Başkanı ve öğrencisi Deniz Turhan Hotiç de, “Aydın kelimesinin İngilizce karşılığı, entellektüel ve ışık saçandır. Her aydın entellektüel olabiliyor, ama her aydın ışık saçmıyor. Bu anlamda Özdemir Nutku’nun ışık saçan bir bilge olduğunu söylemek istiyorum. O sadece bize tiyatroyu öğretmedi, dış dünyada kendi bireyselliğimizle ilgili yolumuzu bulmamızda bize ışık tuttu” dedi.

Anma Etkinliği’ni izlemek için Tıklayın.

1988 doğumlu, Sanat ve Kültür Yönetimi mezunu, sanat ve kültür meraklısı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.