12–20 Kasım tarihleri arasında Kızılay Büyülü Fener Sineması’nda gerçekleşecek 37. Ankara Film Festivali, çağdaş Brezilya sinemasının özgün sesi André Novais Oliveira’yı ağırlarken, Andrzej Wajda’nın efsanevi Savaş Üçlemesi ile İran sinemasında çocukluk temasına odaklanan filmleri Başkente taşıyor.
Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından 12–20 Kasım 2026 tarihleri arasında Kızılay Büyülü Fener Sineması’nda düzenlenecek 37. Ankara Film Festivali, Dünya Sineması programı kapsamında sinemaseverleri hafıza, büyüme ve gündelik hayatın saklı mucizelerine odaklanan üç özel seçkiyle buluşturuyor.
Brezilya sinemasının yükselen ismi Olivera Ankara’da
Brezilya Büyükelçiliği Ankara katkılarıyla hazırlanan “Gündeliğin Poetikası” seçkisi kapsamında festivalin konuğu olarak Başkente gelecek olan bağımsız yönetmen André Novais Oliveira, çağdaş Brezilya sinemasının geleceğini şekillendiren en heyecan verici yeni yeteneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Sinemasında profesyonel oyuncular yerine kendi ailesini, komşularını ve yakın çevresini kameranın önüne geçirerek kurmaca ile gerçeklik arasındaki sınırları eriten Oliveira; sıcak mizahı, sakin temposu ve derin insani bakışıyla dünya festivallerinin gözdesi haline geldi. Locarno’da prömiyer yaptıktan sonra Brasília Film Festivali’nden En İyi Film dâhil beş ödülle dönen ve şehir yaşamının görünmeyen katmanlarına şefkatle bakan “Evden Uzakta” (Temporada, 2018) ile dünya prömiyerini bu yıl Berlinale’nin Panorama bölümünde gerçekleştiren, gerçekçi bir aşk hikâyesini zamanı aşan fantastik bir arayışa dönüştüren “Hayatta Olsaydım… Yaşardım” (Se eu fosse vivo… vivia, 2026), André Novais Oliveira’nın katılımıyla ve gösterim sonrası gerçekleştireceği söyleşilerle Türkiye’de ilk kez izleyici karşısına çıkacak.
Restore kopyalarla ‘Savaş Üçlemesi’
Polonya Cumhuriyeti Büyükelçiliği Ankara iş birliğiyle hazırlanan “Hafızanın Sineması: Wajda & Savaş Üçlemesi” seçkisi ise, usta sinemacının ölümsüz külliyatını restore edilmiş kopyalarla Başkent izleyicisine sunuyor. Martin Scorsese’nin “Sinema yapma biçimimi kökten değiştirdi” sözleriyle andığı ve sinema tarihinin zirveleri arasında gösterdiği bu üçleme; İkinci Dünya Savaşı’nın bıraktığı yıkıcı izleri ve bireysel trajedileri perdeye taşırken, günümüz dünyasında yeniden tırmanan çatışmalar ve ahlaki kırılmalar ortasında insan kalabilme mücadelesini hatırlatarak bugün her zamankinden daha yakıcı bir anlam kazanıyor. Seçki kapsamında yönetmenin gençlik ve direnişi odağına alan ilk filmi “Bir Kuşak” (A Generation, 1955), Cannes’da Jüri Özel Ödülü kazanan ve kanalizasyon tünellerindeki klostrofobik direnişi anlatan başyapıtı “Kanal” (Kanal, 1957) ile Zbigniew Cybulski’nin ikonik performansıyla sinema tarihine geçen “Küller ve Elmaslar” (Ashes and Diamonds, 1958) izlenebilecek.
İran’da çocuk olmak
Dünya Sineması kuşağının dikkat çeken bir diğer seçkisi olan “Birlikte Büyümek: İran Sinemasında Çocukluk”, çocukların dünyasından hayata, yoksulluğa ve dayanışmaya samimi bir ayna tutan iki güçlü yapımı bir araya getiriyor. Seçkide; usta yönetmen Majid Majidi’nin Fecr Film Festivali’nden En İyi Film ve En İyi Senaryo ödülleriyle dönen, amatör çocuk oyuncuların saf enerjisiyle örülü Dickensvari büyüme hikâyesi “Güneş’in Çocukları” (Sun Children / Khorshid, 2020) ile Babak Lotfi Khajehpasha’nın 2025 Oscar Ödülleri’nde İran’ı temsil eden, boşanma eşiğindeki anne babalarının arasında savrulan iki küçük kardeşin doğaya ve birbirlerine sığınma mücadelesini ele alan dokunaklı ilk uzun metraj filmi “Ağacın Kollarında” (In the Arms of the Tree / Dar Aghooshe Derakht, 2023) yer alıyor.





