Dirimart, Londra’da açılan yeni mekânında gerçekleşecek Ayşe Erkmen’in Israr, hâlâ başlıklı açılış sergisini duyurdu. Sergi, 9 Eylül – 4 Ekim tarihleri arasında Dirimart Londra’da görülebilir.
Sergi, sanatçının galerinin yeni mekânına taşınmasına özel olarak tasarladığı son dönem yedi eserini bir araya getiriyor. Eserler, bir galerinin yeni izleyicilere sahip yeni bir çevreye fiziksel olarak taşınmasının estetik ve kavramsal olarak ne gibi anlamlar taşıyabileceğini sorguluyor.
Ayşe Erkmen’in pratiğinde, sanatçının davet edildiği çevrenin fiziksel şartları çıkış noktası olarak hareket eder. Sanatçı, var olan yapıları kendi ayrıksı tarzıyla yeniden konumlandırarak izleyiciyi mekânın kendisi üzerine düşünmeye sevk eder. Erkmen, “Yaptığım her şeyin bir heykel olarak algılanmasını istiyorum,” derken pratiği herhangi bir malzeme ya da form arayışıyla tariflenmez; onun işleri, ilişkilendiği mekânların ve yıllar içinde oluşturduğu jestlerin bir sonucudur. Sergi alanları heykelsi anlar, karşılaşmalar, durumlar ve objeler oluşturmak üzere mekânın tarihine ve/veya mimari özelliklerine başvuran oyun alanları gibidir. “Bir mekâna olabildiğince az şey getirdiğimde, kendimi en başarılı hissederim,” diye ekler Erkmen.
Sergiye de ismini veren Israr, hâlâ (2025) başlıklı eser, Dirimart’ın İstanbul’daki galerisinde bir zamanlar alçıpan duvarları taşıyan ahşap panellerden oluşuyor. Bu paneller, sanki inşaat ve taşınma devam ediyormuşçasına galeri mekânının içine dağılıyor.
Galerilerin daha geniş anlamda– bulundukları çevreyi dönüştürme potansiyeli üzerine düşündüren ses işi Dolapdere (2017), Dirimart’ın İstanbul’da bulunduğu Dolapdere semtinde kapanan ya da yerinden edilen dükkân isimlerinin belirsizce seslendirmesiyle oluşuyor. Bu esere, izleyiciyle ilk kez buluşacak ve sergideki yerleştirme ve ses işinin özgün bağlamı olan sokakların görselleştirildiği kısa film Dolapdere, Film (2025) eşlik ediyor. Hatırlamaya davet niteliğindeki bu jest, sanatçının Kaydırma (2021) başlıklı ikinci video işinde de karşımıza çıkıyor. Bu video, Erkmen’in geçmiş eserlerinin görsel arşivinde bir ileri bir geri dolaşmaya davet niteliği taşıyor, ama izleyici bu arşivde, sanki sanatçı bir sonraki işini yaratma sürecindeyken, onunla geziniyor. Sergide Erkmen, ona özgü jestlerinden birini daha tekrarlıyor: mekânda var olan kolonlardan birine kendi ismini içeren kurdeleleri örme jesti. Sanatçının terzi olan büyükannesine saygı duruşu niteliğindeki bu eser, Kurdele (2005), heykel yapma ile zanaat yapma pratikleri arasında köprü kurarken sanatçının müellifliğine işaret eden sanatçı isimlerinin aşırı kullanımının sanat dünyasında ne anlama geldiğini sorguluyor.
Galerinin girişinde konumlanan Circles on Circles (2025) başlıklı gümüş işler, sanatçının malzemeye olan merakını birtakım heykelsel formlar üzerinden ortaya koyuyor. Erkmen, Weight to Form (2025) başlıklı seramik işlerinde ise, geleneksel seramik yapma yöntemlerindeki adımları es geçiyor ve tekniğin kendisini odağına alarak başlangıç adımlarını heykele dönüştürüyor.
