Kadıköy Belediyesi Sinematek/Sinema Evi’nin restore ettirdiği dördüncü film, Lütfi Ö. Akad’ın unutulmaz eseri Yalnızlar Rıhtımı (1959) oldu.
Beyaz perdenin âşıkları bir arada
Öyküsünü şair Attilâ İlhan’ın Ali Kaptanoğlu müstearıyla kaleme aldığı, başrollerini Sadri Alışık ve Çolpan İlhan’ın paylaştığı Yalnızlar Rıhtımı, yönetmen Lütfi Ö. Akad’ın filmografisinde özel bir yere sahip ve birbirinden değerli isimleri buluşturan bir eser. Attilâ İlhan’ın Fransız şiirsel gerçekçiliğinden esinlenerek yazdığı öykü, iki yalnız insanın birbirine tutunmasını anlatır. Gemi kaptanı Rıdvan ile konsomatris Güner’in bu dokunaklı hikâyesi şiirsel diyalogları, Lütfi Akad’a özgü sahneye koyuşları ile akıllarda yer etmiş bir başyapıt olur. Oyuncu kadrosunda ayrıca dönemin üretken oyuncuları Melahat İçli, Sadettin Erbil, Osman Alyanak, Ahmet Tarık Tekçe ve usta karakter oyuncusu Turgut Özatay yer alıyor. Filmin tüm o melankolik ve kasvetli liman atmosferine eşlik eden müziklerinin düzenlemesi Hulki Saner’e ait. Ayrıca Yalnızlar Rıhtımı filmi için Necdet Koyutürk tarafından bestelenen, Yasemin Esmergül‘ün seslendirdiği aynı adlı parça 1950’li ve 60’lı yılların nostaljik Türkçe tango kültürünün zamansız bir eseridir.
“Resim resim, plan plan” yaratılmış bir başyapıt
Lütfi Ö. Akad Yalnızlar Rıhtımı’nda o güne dek hiç denemediği bir sinema estetiği ve tekniği dener. Sonraki yıllarda yönetmenin alametifarikası olacak “derinlemesine mizansen” diye adlandırdığı yeniliğe ilk defa bu filminde yer verdiğini ifade eden usta yönetmen “resim resim yazdım, plan plan yazdım; dekorlarını kendim çizdim, eşyalarını kendim yerleştirdim” dediği filmini kendi filmografisi içinde bir “kilometre taşı” olarak tanımlar. Bir yandan da “ilk senaryomu nasıl yazdıysam öyle yazıyorum; ama artık bir acemi değil on yıllık birikimi olan deneyimli biri olarak” der. İlk dört filminden sonra Türkiye’deki çekim şartlarında bu çalışma şeklinin “fantezi” olduğunu görüp bir kenara bırakmak zorunda kalan Akad, yıllar sonra ilk defa Yalnızlar Rıhtımı filminde bu şekilde resmederek çekim senaryosunu hazırlar.
“Mizansenin hâkim olduğu ilk önemli filmim. Ve zannediyorum bizde ilk en önemli film” dediği Yalnızlar Rıhtımı çekimlerinde iki yerdeki kısa kaydırma dışında kamera mümkün olduğunca sabittir. Sahneyi “uzayda birbirinin içinden geçen geometrik çizimler” yaratan oyuncuların devinimleriyle tasarlar. Böylece film her karesi ile planlanmış, usta bir yönetmenin elinden çıktığı belli sahneye koyuşuyla ve diyaloglarıyla resim gibi akıllara kazınır. Lütfi Akad’ın ilk büyük tutkusu olan resim belki de filmografisinde vücut bulmuş hâli olur.
Yabancı konu, yerli seyirci
Dönemin en büyük yapım şirketi olan İpek Film, senaryonun yazımı için şöhretinin doruğunda bir edebiyatçı olan Attilâ İlhan’la anlaşır. İlhan, filmin öyküsünün Sisler Bulvarı ve Yağmur Kaçağı kitaplarındaki şiirlerine dayandığını belirtse de eleştirmenler filmin Fransız şiirsel gerçekçiliğiyle, özellikle Marcel Carné’nin Sisler Rıhtımı (Quai des Brumes, 1938) filmiyle benzerliklerine dikkat çekmiştir. Üstelik bu film de başka bir şairin, Jacques Prévert’in kaleminden çıkmıştır. Sahiden de Yeşilçam’da şiirsellikle ilişkilendirilen ilk filmlerden biri olan Yalnızlar Rıhtımı’nda söz konusu sinema akımının pek çok öğesi görülür: umutsuz karakterler, imkânsız aşklar, liman sahneleri, loş viraneler, ıslak kaldırımlar ve puslu atmosfer. Akad öyküyü çok sevmekle birlikte yerli sinema seyircisinin yabancı unsurları yadırgayacağını tahmin ettiğinden öyküyü yerlileştirerek senaryoyu baştan yazar.
Tüm film restorasyonları sonrası olduğu gibi bu restorasyonun da sinemaseverlere, eleştirmenlere ve akademisyenlere Akad’ın auteur niteliğini ve estetik arayışını yeniden değerlendirme fırsatı sunacağını umuyoruz.
“Ustasız usta” Lütfi Akad 110 yaşında
Sinematek/Sinema Evi, Yalnızlar Rıhtımı filminin üç gösterimi yanı sıra hem Lütfi Ö. Akad’ı anmak hem de eserlerine bu yeniden bakışı derinleştirmek amacıyla en önemli filmlerinden oluşan bir seçkiyi de sonbahar programında seyirciyle buluşturuyor. Göç Üçlemesi olan Gelin (1973), Düğün (1973) ve Diyet (1974) ile Hudutların Kanunu (1966) ve Vesikalı Yarim (1968) filmleri Bir Usta: Lütfi Ö. Akad programı kapsamında Ekim 2026-Ocak 2027 tarihleri arasında izlenebilecek.
Türkiye’den dünyaya
Türkiye’nin sinema mirasını gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla Kurukahveci Mehmet Efendi sponsorluğunda Sinematek/Sinema Evi tarafından yürütülen restorasyon projesiyle bugüne kadar Hakkâri’de Bir Mevsim (1983), Aysel, Bataklı Damın Kızı (1935) ve Drakula İstanbul’da (1953) filmleri restore edilerek seyircisine yeniden kavuşturuldu. Zorlu bir restorasyon sürecinden geçen Yalnızlar Rıhtımı filminin 35mm pozitif kopyası hak sahibi Beşiktaş Kültür Merkezi’nin (BKM) girişimiyle TRT arşivinden taranmış olarak teslim alındı. Filmin dijital restorasyonu Atlas Post Production’da gerçekleştirildi. Mimar Sinan Üniversitesi Prof. Sami Şekeroğlu Araştırma ve Uygulama Merkezi de her zamanki gibi sürece katkı ve desteklerini sundu.
Yalnızlar Rıhtımı filminin restorasyon galası, UNESCO tarafından Dünya Görsel İşitsel Miras Günü olarak ilan edilen ve dünya arşivlerinin eş zamanlı etkinliklerle kutladığı 27 Ekim’de yapılacak. Uluslararası Film Arşivleri Federasyonu’nun (FIAF) ortak üyesi olan Sinematek/Sinema Evi, Yalnızlar Rıhtımı filmini dünya film mirasına yeniden kazandırırken bugünü bu vesileyle tüm dünya arşivleriyle beraber kutluyor.
Galanın biletleri satışa 9 Ekim’de açılacak. Gösterimlere ve etkinliklere ilişkin bilgileri o tarihten itibaren Sinematek/Sinema Evi web sitesinden takip edebilirsiniz
