Zaman:20 September, 2020

Ahmet Rüstem Ekici İle Sanatı ve Dijital Çağ Üzerine Keyifli Bir Söyleşi

"Tek bir cinsiyeti işaret eden mimari fonksiyon planını alt üst etmek istiyorum."


Hamam sergisinin yaratıcısı, Hakan SorarThrough The Skin” başlıklı 3D 360 VR sergisi için tasarladığı çinili oda ile adından söz ettiren ve son olarakta; ikili egemen cinsiyet biçimlerini saptırarak antik figürleri yeniden yorumladığı “Başka Bir Arkeoloji” isimli seriyle de izleyicisini sanatına karşı canlı tutmayı başaran Ahmet Rüstem Ekici‘ye sanatını ve Dijital Çağ ile ilgili sorularımı yönelttiğim keyifli bir söyleşi gerçekleştirdim.

Hamam sergisinden sonra şimdi de Sauna sergisiyle galeriyi deneyim alanına dönüştürerek, karşımıza çıkmak için yoğun çalışan sanatçı, bir kez daha bizi düşündürmeye ve dijital sanat ile algımızla oynamaya devam edecek. Ahmet Rüstem Ekici, çok yakında da, “Başka Bir Arkeoloji” serisini online gezebileceğimizin sinyallerini verdi.

Keyifli okumalar.

Ahmet Rüstem Ekici
Ahmet Rüstem Ekici

Kendinizi tanıtır mısınız?

Kendimi bir set tasarımcısı ve görsel hikaye anlatıcısı olarak tanımlıyorum. Sanatla ilişkimi çoğu zaman bir deneyim aktarma aracı olarak kullanıyorum.

İç mimarlık eğitimim ardından sahne tasarımı konusunda uzmanlaştım. Bu disiplinlerarası geçişler bana üzerine çalıştığım, bilgi aktarmak istediğim konuları işleme ve materyaller dünyası ile sıkı bağlar kurma şansı verdi. Uzun yıllar çeşitli kanalların TV stüdyolarını tasarladım. MEF Üniversitesinde “Designing Space for the camera” ve “Illusionism in Interiors” isimli dersler veriyorum. 3D modelleme yazılımlarını kullanmak bana anlattığım öyküler için alan tasarlarken neredeyse sınırsız olanaklar sunuyor. Hikayelerimin çoğunda toplumsal cinsiyet rolleri, mimari ve beden ilişkileri ve LGBTI+ görünürlüğü var. Son zamanlarda çalışmalarımda, birlik içinde yaşama sınırlarını sembolize eden antik mozaik kaplama desenlerinin çerçeveleri ve bağlantıları bulunuyor. Çocukluğumdan günümüze yakın ilişkiler kurduğum arkeolojik sit alanlarından beslenen bir kültürel mirasçı olarak; mozaiklerin optik yanılsama dili ve dönemleriyle ilgili hikaye anlatım metotlarından oldukça etkileniyorum. Varlığım hakkında sessiz kalmam öğretildi, bu yüzden hikayelerimin çoğunun ait olduğum toplum hakkında sırları var ve sık kullandığım mozaik çerçeve desenleri, sınırlar, sığmam gereken alanlara dönüşüyor. Bu sınırın, çerçevenin içinde kalmak, sınırlanmak hoşuma elbette gitmiyor. Bu yüzden 3D kurgularım ile gösterdiğim sınır ve desenlerin dışına çıkabiliyorum.

İşlerinizde çeşitli malzemeleri kullanıyorsunuz; 3d animasyon, seramik, tekstil baskı. Peki bu malzemeleri seçmenizde sizi etkileyen unsurlar nedir?

ahmet rustem ekici augmented reality art artitrilmis gerceklik sanat lumion art 3ds max cinema4d digital art lgbt art
ahmet rustem ekici augmented reality art

Cinsiyet ve mimari ilişkiler üzerine çalıştığım serilere yoğun okumalar ile başlıyorum. Ardından anlatmak istediğimi en iyi hangi materyal ile aktarabilirim üzerine düşünüyorum. Örneğin “Gynaeceum” serisindeki okumalar beni kazımalara, kil tabletlere yönlendirmişti ve sergi genellikle sgrafittodan yola çıkarak günümüz lazer kazıma işlemlerine kadar uzandı. Gynaeceum- Kadınlar Mahfili sergisinde 3D modelleme araçları ve 3D baskı gibi teknolojileri de kullanmıştım. Hamam serisinde ise deneyimin yapısı gereği tekstil gibi materyale yöneldim. Sergi için hazırladığım animasyonu herhangi bir ekranda döndürmek yerine, piksellerden mozaiklerden bol bahsettiğim seriyi nasıl daha pikselli gösterebilirim ve mozaiklerdeki illüzyonu günümüze nasıl ulaştırabilirim düşüncesi ile “Holofan- Fan ekran” kullanarak sergilemek istedim. Şimdi üzerine çalıştığım Sauna serisinde ise başka materyallere yolculuğum başlıyor. Bu noktada içimdeki iç mimar ve set tasarımcısı materyalleri yorumlamam konusunda sürekli destek veriyor.

Yaptığınız işler arttırılmış gerçeklik. Öncelikle arttırılmış gerçeklik ne demek? Sanatla birleşim noktasında adına sanat denebilecek işler nasıl çıkıyor?

Artırılmış Gerçeklik endüstri 4.0 ile daha da hayatımıza giren, pazarlama, emlak, üretim, tasarım, tıp, sanat ve daha nice alanlarda giderek kullanımı artan sanal nesneleri bulunduğumuz ortamda görüntüleme deneyimi. Aslında Snapchat, Instagram filtrelerinden tutun, Ikea gibi firmaların mobilya satışını kolaylaştıran uygulamaların kolaylığı kadar hayatımızda. Özellikle telefonlarımızda bulunan eksen araçları, kamera, internet, GPS gibi özelliklerle neredeyse her an kullanıma hazır yeni bir görüntüleme deneyimi. Bilgisayarın hayatımıza girmesinden bu yana sanat üretimi evrimine devam ediyor. Teknolojinin sanatla birleşim noktası fotoğrafı ve hareketlenmesini saymazsak günümüz anlamıyla 1960’lardan bu yana sürekli gelişen farklı deneyimler sunuyor. Sanal gerçeklik gözlüklerinin aksine çok yakında kolaylıkla 3D objeleri, sanat eserlerini 360 derece bulunduğumuz herhangi bir ortamda deneyimleyebileceğiz. Artırılmış gerçeklik giderek kendini geliştiriyor. Öncesinde daha 2 boyutlu algılanan etkileşim yerini çoktan 3D algılanan eserlere dönüştürdü. Şimdi bir 3D nesneyi gölgesi, ışık yansımaları, dokusu ile herhangi bir düzlem üzerinde önünde veya arkasında herhangi bir nesne var olsa dahi görebiliyoruz. Geçtiğimiz sene seçildiğim American Arts Incubator Amplify 2019 programlarında Microsoft Hololens deneyimleme şansım oldu. Yakın zamanda Google, Apple gibi firmalar kendi artırılmış gerçeklik gözlüklerini piyasaya sürecekler. Ben “Hamam” sergisinde artırılmış gerçekliği izleyiciye bir anahtar deliği sunması için kullandım. Görünenin ardında var olan gerçekleri göstermek için bir araç olarak kullandım. Bir başka sanatçı dijital heykelini 3D olarak sunmak için kullanabilir.

Ahmet Rüstem Ekici

Geçen sene Hamam adlı serginiz oldu. Sergi bir hikayeye işaret ediyor. Özellikle son dönem işlerinizin temelini oluşturan bazı geçmişten gelen öğretilere de işaret ediyorsunuz. Konularınızı neler oluşturuyor?

Cinsiyet, queer hafıza mekanları ve cinsiyet-mimari ilişkisi üzerine çalışıyorum. Konularım bu çerçevede beliriyor. Kadınlar Mahfili ardından Hamam bu araştırmalar sonucunda ortaya çıktı. Üzerine titizlik ile çalışılmış seri hamama dair alternatif bakış açıları sundu. Çağlar boyu kadın erkek ayrımı olarak, olmayarak kullanılan, Antik Yunan ve Roma sonrası değişen, Osmanlı İmparatorluğu sürecinde kullanımı devam eden bir kamusal yapıyı tek taraflı ele almak yanlıştı. Hamam ve cinselliği hep oryantalist bir bakış açısı ile aktarmanın dışında deneyimlerimi hikayeleştirdiğim bir seri hazırladım. Bu hikayelerime hamamın sosyalleşme, örgütlenme, haz ve rahatlama alanı olarak kullanımı ve günümüzde kimlerin hala bu şekilde kullandığını aktarma durumunu sorguladım. Hamam’da artırılmış gerçeklik ile hikayelerimi anlatırken sergiyi tıpkı hamam gibi mimari bölümlere ayırdım. Ilıklık, sıcaklık, soğukluk ve cehennemlik gibi bölümlerin her birine İlker Cihan Biner, Lütfiye Bozdağ, Kerim Kürkçü, Irmak Özer gibi değerli sanat yazarları metinlerini paylaştılar. Hikaye aktarma aracı olarak çoğunlukla mozaikleri seçtim. Antik dönem mozaiklerinin hikaye, bilgi aktarma aracı olarak kamusal alanlarda kullanımı beni çok etkiliyor. Dijital eserler üreten bir sanatçı olarak piksel ve mozaiklerin minik parçaları tesseralar arasında sıkı bağ olduğunu düşünüyorum. Ne kadar küçük ise o kadar yüksek çözünürlüklü detaylı imajlar görüyoruz. Arkeolojik sit alanları içerisinde büyümüş biri olarak sergilerimde bir antropolog ve arkeolog gibi çalışıyorum.

Tasarım ve üretim aşamasında motivasyonunuzu nasıl sağlıyorsunuz? Sanatınız için duyduğunuz kaygılar var mı?

Merak ve yenilikleri takip etmek en büyük motivasyonum. Sürekli gelişen araçlar ile çevrelendik. Bu hıza yetişmek heyecan verici. Üretim konusunda kaygılarım genellikle dijital araç kullanımlarında yetersiz kaldığım durumlarda ortaya çıkıyor ama sanat adına en büyük kaygım sanat piyasasının çeteleşmesi ve sanki tek varoluş yolun bu olduğu ile alakalı. En büyük motivasyonum ise geleceğe bilgi aktarmak. Eksik bilgi, yok sayılma, üstünde durmama, utanma, ayıp sayma, lanetleme özellikle queer hafıza mekanlarının geleceğe aktarımı için en önemli motivasyonum. Sürekli susturuluyoruz. Onur yürüyüşleri yasaklanıyor. Sansür her an yanı başımızda. Vardık ve var olacağız dememin kişisel bir yolu diyebilirim serilerim için.

Bugün dijital sanatların daha görünür olması noktasında yeni akımlara zemin hazırladığını düşünüyor musunuz? Sanatta yeni tanımlar bu noktada nedir?

Dijital sanatlar için genellikle dijitalizm, x akım gibi terimler yerine çağ diyoruz. Dijital çağ sanki daha sık duyduğumuz bir tanımlama. Değişim demek yerine var olana paralel yeni bir anlatım araçlarını deneyimlediğimiz heyecan verici bir sürece girdik. Farklı disiplinlerden kolektif çalışmalar ile ortaya inanılmaz derecede etkileyici deneyimler çıkıyor. Deneyim ve eser arasındaki bağı tartışmamız gereken bir dönem bu. Çeşitli sanat yazarları, eleştirmenler, akademisyenler eserlerin sahipliği, korunması ve depolanması ile ilgili ufuk açan yazılar hazırlıyorlar. Dijital sanatların kendi içinde akımlara ayrılması için sanırım biraz beklemek gerekiyor. Gelişen yapay zekanın bizlere neler sunacağını heyecanla bekliyorum. Sanat tarihi gelecekte kategoriler ve dijital araçların kullanıldığı sanat eserlerini başlıklar altında toplamak için daha doğru cevabı verecektir.

Pandemiyle birlikte online sergiler hız kazandı. Bugün sadece galeri ve müzeler online ziyaret erişimini sağlamakla kalmadı, tamamen online olarak gezilecek sıfırdan sergiler tasarlandı. Pandemi sonrası sıfırdan var edilen ve bizde de örneklerinden biri olarak gösterilen; tuval üzerinde var olan eserleri sanal galerisinde sergileyen; Fi Art Gallery. Bir diğeri de Decol tasarımın tamamen dijital sanat eserlerine yer verdiği Metaspace dijital sanat ortamı. Pera Müzesi, İst Modern, Mixer, PG Art Gallery gibi koleksiyon ve geçici sergilerini online gezmeye açanları saymazsak bu gelişmeler sanat adına olumlu. Peki siz sürecin dijital sanatlara yansımasını nasıl yorumluyorsunuz?

Pg Art Gallery’nin Hakan Sorar “Through The Skin” sergisi pandemi nedeni ile iptal edilmişti. Ben de yoldaşım Hakan Sorar ile birlikte alternatif çözümlere yönelerek Pg Art Gallery ve Instax Türkiye işbirliği ile 360 VR gözlükle de deneyimlenen bir sergi mekanı tasarladım. Sergiyi tasarlarken hazır şablonların ölçek sorunlarına çözüm bulmak ve sergi deneyimini çeşitlendirmek adına çeşitli fonksiyonlar ekledim. Örneğin galeri mekanı içerisine bir kitaplık ekleyerek izleyicilere sergi temasına dair okuma önerileri sunduk. Hakan Sorar’ın diğer serilerinden portfolyolarını kitaplığa ekledik. İlker Cihan Bineri’in sergiye dair metni sergi mekanının duvarını sardı. Çini desenli eserleri için çini kaplı bir oda tasarladık. ilk haftada 7000 kişi üzerinde ziyaret oldu. Ziyaretlerin çoğu bilgisayar, telefon ve tabletler ile gerçekleşti. Başlarda web sitesi gibi çözümlerle sunulan dijital sergilerin bu şekilde evrilmesi heyecan verici. Eminim çok daha farklı deneyimler gerçekleşecek yakın zamanda.

Teknoloji çok hızlı ve ulaşılabilirliği kolay. Sanat alanında da uygulanabilirliği açısından ilgisi olmayanların da ilgisini çekecek bir durum yarattığını düşünüyor musunuz?

Burada sarmal yeniden “ne sanattır?” noktasına geliyor. Telefonların yapay zekalı kamera işletim sistemleri kullandığı bu çağda her çekilen fotoğrafa sanat diyecek miyiz? İzleyiciyi içerisine çeken, izleyici ile şekillenen, deneyimin etkileşim üzerine olduğu eserler ilgi çekiyor. Doğrudur. Evet. Sanat eserinin üretimi ve izleyiciye sunma kısmında araçların, yazılım fiyatlarının demokratik bir üretim sunduğunu düşünmüyorum. Bu noktada amatörlerin her zaman daha konsumerist bir üretim şekline yöneleceğini düşünüyorum.

Son zamanlarda sosyal medya üzerinden yaptığınız paylaşımlarda yeni işlerinizi görüyoruz. Arkeolojik figürleri farklı bakış açısıyla yorumluyorsunuz. Çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Ahmet Rüstem Ekici, Kafa, 67 x 67 cm, Tekstil Baskı, AR Animasyon, 2019

“Başka Bir Arkeoloji” isimli seride arkeolojinin farklı kavramsal yorumlamalarını ve imkanlarını sorgulamaya açtım. İkili egemen cinsiyet biçimlerini saptırarak tarih boyunca arkeolojik figürlerin izinden gitmeye gayret ettiğim bu seride antik figürleri yeniden yorumlayarak çeşitliliği kutlamak istedim. Bahsettiğim gibi özellikle antik dönem mozaikleri gibi kendi sınırım içerisinde kendi hikayelerimi anlatmaya çalışıyorum. Şu an “Sauna” sergim için yoğun çalışmalar içerisindeyim. Sauna serisinden kopup nefes almak istediğim zaman “Başka bir arkeoloji” serisi için şahitliklerimi, belirli dönem çizimlerindeki figürleri yorumlamaya devam ediyorum.

Galerilerin hemen hemen hepsi açıldı diyebiliriz. Dijital harici, yeni sergi olacak mı? İzleyenleri şaşırtacak yeni işler görmeye devam edecek miyiz?

“Başka Bir Arkeoloji” serisi için 360 derece bir sergi mekanı kurguladım. Online olarak gezilecek bu sergiyi yakında paylaşacağım. Asıl pandeminin bitmesini ve izleyici ile buluşmasını istediğim seri deneyime oldukça açık olan “Sauna” sergisi. Bugüne kadar 10 farklı ülke ve kültürde Lgbti+ için önemli sosyalleşme ve haz alanı olan sauna deneyimim ve gözlemlerim oldu. Sauna sergisi için yine mekan kurgusu ile galeriyi deneyim alanına dönüştürmek istiyorum. Tek bir cinsiyeti işaret eden mimari fonksiyon planını alt üst etmek istiyorum.

ahmetrustem/ana-sayfa
Instagram: ahmetrustem

Ahmet Rüstem Ekici’ye; değerli vaktini bana ve SanatOkur okuyucularına ayırdığı için teşekkür ederim.

Doğal Bakım Ürünleri


Nil Has

1988, İstanbul doğumlu. Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi mezunu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir