"Olmayacak Şeylerin Neşesi" Sergisi, Galeri / Miz, 2026
"Olmayacak Şeylerin Neşesi" Sergisi, Galeri / Miz, 2026

Baysan Yüksel ve Merve Erbilgiç’ten Duo Sergi

30 Eylül 2026
3 dakika

Galeri / Miz, 29 Eylül – 27 Ekim 2026 tarihleri arasında küratörlüğünü Bahar Güneş’in üstlendiği, Baysan Yüksel ve Merve Erbilgiç’i bir araya getiren Olmayacak Şeylerin Neşesi adlı dua sergiye ev sahipliği yapıyor.

“Absürt” kelimesi; Fransızca saçma, anlamsız, uyumsuz anlamına gelen absurde sözcüğünden gelir. Bu sözcüğün kökeni ise Latince, yine “saçma, anlamsız” anlamlarına gelen absurdus kelimesine dayanır. Albert Camus ise Sisifos Söyleni’nde “absürt”ü dünyanın anlamsızlığı ile insanın anlam arayışı arasındaki gerilim olarak tanımlıyor. Gündelik hayatta da; açıklayamadığımız durum ya da olaylar karşısında, içgüdüsel bir şekilde içinde bulunduğumuz dünyayı anlamlandırma arzumuz, açıklanamayanı kavramaya yönelir ama aklın yetersiz kaldığı anlarda, yaşanan çelişkiyi ya da mantıksız olanı ifade etmek için “Ne kadar absürt!” deriz.

Dünyanın giderek anlaşılmaz, çelişkili ve absürt hale geldiği bir noktadayız. Hayatın her alanında; var olan düzeni açıklamak için geliştirdiğimiz rasyonel düşünce sistemlerimiz yetersiz kalıyor. Doğru ile yanlışın birbirine karıştığı, güven duyduğumuz kurumların sarsıldığı ve geleceğe dair ortak anlatıların çözüldüğü bir çağda; gerçekliği tutarlı bir bütün olarak anlama çabamız ile karşılaştığımız çelişkiler arasındaki mesafe giderek büyüyor.

Baysan Yüksel ve Merve Erbilgiç’in küratörlüğünü Bahar Güneş’in üstlendiği duo sergisi, Olmayacak Şeylerin Neşesi’nde tanımlanmaya direnen bir kelime olarak absürtün karşılığı; saçma, komik ya da gerçeküstü olanın basit bir karşılığı olarak ele alınmıyor. Daha çok, gerçekliğin kendi içindeki çelişkilerini görünür kılan bir yöntem, tavır ve müdahale biçimi olarak ortaya çıkıyor. Çünkü kimi zaman dünyayı anlamanın yolu, onu daha fazla açıklamaya çalışmak değil; zaten içinde bulunduğu mantıksızlığı bir adım daha ileri taşımaktır. Absürtü en iyi teşhir eden şey onu mantıklıymış gibi düzenlemeye çalışmamaktır, aksine saçmalığını absürt bir jest ile daha ileriye götürmektir. Böylelikle, absürt bir yanıt otoritenin maskesini indirir ve absürtü yönlendiren yasayı açığa çıkarır. Sergi, absürt olanı örneklemeye ya da açıklamaya yönelik bir çabaya girişmez, mizah ile rahatsızlık arasında gidip gelen bir özgürlük alanı kurmaya çalışır.

Erbilgiç, illüstrasyonun anlatısal yapısından yola çıkar. İmgeleri belirli bir hikayeyi açıklayan unsurlar olarak kullanmaz.Hafıza, his, sezgi ve tesadüf arasında ilerleyen, anlamın kurulup bozulduğu farklı okumalara açık görsel parçalar olarak ele alır. Orhan Veli’nin şiirlerinden hareket ettiği Olmayacak Şeylerin Neşesi sergisindeki çalışmalarında; gündelik olan kişisel yaşantı, hafıza ve duygu aracılığıyla yeniden kurulur. Şiirsel olan ile absürd olan burada aynı yerde buluşur.

Yüksel’in çalışmalarında ise; rutinler, inançlar, gelenekler ve tüketim kültürü sorgulanırken sanatçı; rüyalar, evrensel semboller, hayvanlar, bitkiler ve fantastik karakterler aracılığıyla hikayeler anlatır. Kral Çocuk, saçını tarayıp bakımını hiçbir koşulda ihmal etmeyen kırmızı at, beyaz lale, var olmayan bitkiler ve tuhaf yaratıklar… Çocuksu bir umut ve neşe ile isyan duygusu, sorgulama ile kabulleniş arasında kurmaca sahneler yaratır.

İçinde bulunduğu çağa ve çevreye farklı yaklaşımları olan iki sanatçıyı buluşturan Olmayacak Şeylerin Neşesi umuda yönelik; şiirsel, nüktedan, fantastik anlatım dilleriyle aynı irrasyonel zeminde buluşur. Erbilgiç absürt olanı önce bozar, yarım bırakır ve belirsizleştirir, Yüksel ise bu belirsiz alanın içinden direnç üretir. Sisifos gibi isyankar bir kabulleniş içinde, anlamın olmadığı kurmaca bir dünyada neşe ve umuda fırsat vermenin olasılıklarını araştırırlar. Neşe burada naif bir kaçış değil, kendi yanıt ve çözümlerini üretmeyi temsil eder. Tanıdık olan hafifçe bozulur; gündelik olan başka çağrışımlara açılır, gerçeklik yeniden kurulur. Anlamsızlığın karşısında anlam, umutsuzluğun içinde umut ve kendi neşesini üretme ısrarıdır. Belki de çılgın zamanlar, çılgın sanat eserleri gerektirir. Neşe ise burada kurucudur.

Sanat Okur

Sanat Okur, sanat haberleri, sergi incelemeleri ve sanatçı içerikleri üreten bir online sanat haber platformudur. Amacı, güncel sanatı erişilebilir ve anlaşılır şekilde geniş kitlelere ulaştırmaktır.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Reklam

Look Back / Yönetmen: Hirokazu Kore-eda
Önceki

Filmekimi 2026: Radara Takılanlar

“Uyuyan Kadın” Yönetmen: Vikki Bardot
Sonraki

“Uyuyan Kadın” Cottbus Film Festivali’nin Ana Yarışması’nda!