Burcu Perçin’in 12. kişisel sergisi Her şey burada / Everything is here, 5 Haziran – 10 Temmuz tarihleri arasında Taşbaşı Sanat Alanı’nda izleyiciyle buluşuyor.
Sanatçının farklı dönemlerine yayılan, özellikle son dönem işlerine odaklanan bu sergi, yüzeyde çeşitlilik gösteren temaların ardında süreklilik taşıyan güçlü bir düşünsel hattı görünür kılar. Perçin’in pratiği, yıllar içinde değişen görsel diller aracılığıyla aynı temel soruyu merkezinde tutar: insanın doğayla kurduğu ilişki nasıl dönüşür, nasıl iz bırakır ve nasıl yeniden anlam kazanır?
Erken dönem işlerde metruk mekânlar ve terk edilmiş yapılar üzerinden insan müdahalesinin izleri belirirken, bu hat doğrudan doğanın tahribatına odaklanan bir araştırmaya evrilir. Dağların Sahibi Yoktur ile görünür hale gelen bu yaklaşım, doğanın ekonomik süreçler içinde nasıl dönüştürüldüğünü ortaya koyar. Yeşili Doldurmak serisinde ise bu müdahale daha incelikli bir düzleme taşınır; yapay peyzajlar, doğanın yerini alan bir örtüye dönüşür ve doğayla kurulan bağın giderek yüzeyselleştiğini açığa çıkarır.
Sanatçının antikiteye yönelen işleri, geçmişi durağan bir referans olarak değil, bugünü şekillendiren canlı bir alan olarak ele alır. Bu yönelim, son dönem çalışmalarında su altına doğru genişler. Change of Direction serisiyle birlikte okyanus, bir manzaradan ziyade kendi iç dinamikleriyle işleyen bir ekolojik sistem olarak ortaya çıkar. Sualtı arkeolojisi ve endüstriyel kalıntılar üzerinden, insan yapımı yapıların zaman içinde doğanın döngüsüne nasıl dahil olduğu görünür hale gelir.
Kırılganlık ile direnç, yok oluş ile yeniden var olma arasındaki gerilim, Perçin’in resimlerinin temel dinamiğini oluşturur. Farklı serilerin bir araya gelişi, doğa, kültür ve tarihin birbirinden ayrı değil; sürekli temas halinde olan yapılar olduğunu ortaya koyar.
Her şey burada/ Everything is here, yalnızca bir başlık değil, aynı zamanda bir öneridir: görünür olan ile görünmeyen, geçmiş ile şimdi, doğal olan ile inşa edilmiş olan aynı yüzeyde bir arada var olur.
Burcu Perçin’in bu kapsamlı seçkisi, izleyiciyi bu bütünlüğün deneyimine davet ediyor.
Burcu Perçin
5 Haziran – 10 Temmuz
Her şey burada / Everything is here
Ordu Taşbaşı Sanat Alanı
Her şey burada – Everything is here
Bütüne bakıldığında, farklı dönemler ve temalar arasında tek bir düşünsel hattın çeşitli açılımları olduğu görülür. Bu sergi, yıllar içinde evrilmiş bir bakışın, farklı yoğunluklarda ve dönüşen görsel dillerle yeniden ve yeniden ortaya çıkışını bir araya getiren bir seçki olarak okunabilir. Başlığın işaret ettiği gibi, burada olan her şey yalnızca bir aradalık değil, aynı zamanda sürekliliktir.
Resimler, insanın doğayla kurduğu ilişkinin izini sürer; ancak bunu doğrudan bir anlatı kurarak değil, zaman içinde biriken katmanları yan yana getirerek yapar.
Erken dönem işlerde karşılaşılan metruk mekânlar, terk edilmiş yapılar ve endüstriyel kalıntılar, insan müdahalesinin geride bıraktığı izler üzerinden düşünülür. Bu mekânlar, insanın yokluğunda bile, onun izini taşımaya devam ederler.
Bu iz sürme hâli, 2013–2016 yılları arasında taş ve mermer ocaklarına odaklanılan Dağların Sahibi Yoktur serisinde doğanın tahribatı meselesine dönüşür. Doğanın, ekonomik ve endüstriyel süreçler içinde nasıl parçalandığı ve yeniden düzenlendiği bu işlerde belirginleşir. Dağ, burada yalnızca bir coğrafi form değil; üzerinde hak iddia edilen, dönüştürülen ve tüketilen bir varlıktır. Doğanın içinde mermer ocaklarının çıplaklığını birebir gözlemlemek, zaman içinde malzemenin kendi dilini açığa çıkarırken, ortaya çıkan soyutlamalar ve mermer rölyeflerin temelini oluşturur.
Bu müdahale, zamanla yerini daha incelikli bir sorgulamaya bırakır. Yeşili Doldurmak serisinde (2017), doğanın tahribi ile birlikte ortaya çıkan yapay peyzajlar, bir tür telafi ya da örtme mekanizmasıdır. Yeşil artık bir yaşam alanı değil, bir dolgu malzemesidir. İnşa edilen bu sentetik doğa, güvenli bir alan yanılsaması üretir; aynı anda doğayla kurulan bağın ne kadar yüzeysel hale geldiğini açığa çıkarır. Bahçe geleneğine yapılan göndermeler, bu yapaylığın tarihsel sürekliliğini düşündürür; insanın doğayı kontrol etme arzusu, geçmişten bugüne farklı biçimlerde kendini tekrar eder.
Bu noktadan sonra belirginleşen yönelim, bu müdahalenin tarihsel kökenlerine doğru bir açılmadır. Antikiteye, mermerin tarihine ve kültürel mirasın katmanlarına yönelen işler, geçmişle kurulan ilişkinin yalnızca estetik değil, aynı zamanda düşünsel bir mesele olduğunu gösterir. Antik figürlerin resimlerde yeniden ortaya çıkışı, bir nostalji üretimi değil; geçmişin bugünü nasıl şekillendirdiğine dair bir sorgulamadır. Kültürel miras burada durağan bir referans değil; zaman içinde yeniden anlam kazanan, dönüşen ve bugünün meseleleriyle kesişen bir alandır.
Bu hat, son dönem işlerde yeni bir yön alarak su altına, görünmeyen ve büyük ölçüde bilinmeyen bir dünyaya doğru genişler. Change of Direction serisi (2025–) ile birlikte okyanus, sualtı peyzajlarından öte, bir ekolojik sistemdir. Suyun altındaki yaşam, çeşitliliği ve sürekliliğiyle doğanın kendi iç dinamiklerini görünür kılar. Ancak burada asıl dikkat çeken, insanın bıraktığı izlerin bu sistem içinde nasıl dönüştüğüdür. Endüstriyel batık yapılar ve su altı arkeolojisine yapılan referanslar, geçmişte inşa edilmiş olanın zamanla yeni yaşam alanlarına dönüşmesini ortaya koyar. Bir zamanlar işlevsel olan yapılar, artık başka türlerin yaşamına ev sahipliği yapar; böylece insan müdahalesi, beklenmedik bir biçimde doğanın döngüsüne dâhil olur.
Kırılganlık ile direnç, yok oluş ile yeniden var olma arasındaki bu bağ, resimlerin temel dinamiklerinden biridir.
Tüm bu farklı seriler bir araya geldiğinde, bu pratik, yaşamın birbirinden ayrılmaz katmanlarını eşzamanlı olarak düşünmeye davet eder. Doğa, kültür, tarih birbirinden ayrı değildir; sürekli birbirine temas eden, birbirini dönüştüren ve yeniden tanımlayan yapılardır. Bu nedenle Everything is here yalnızca bir başlık değil, aynı zamanda bir öneridir: Görünen ile görünmeyen, geçmiş ile şimdi, doğal olan ile inşa edilmiş olan aynı anda, aynı yüzeyde var olur.
Resimler bu yüzeyi kurar, izleyiciyi katmanlar arasında dolaşmaya davet eder. Her bir iş, kendi içinde tamamlanmış bir dünya sunar; aynı zamanda daha geniş bir bütünün parçası olarak anlam kazanır. Bu bütünlük, tek bir temaya indirgenemez; aksine, farklı yönlere açılan bir düşünce alanı olarak genişler.
Bu sergi, bu alanın içinden geçme imkânıdır. Burada, zamanın farklı anlarına ait izler, farklı coğrafyalara ve bağlamlara ait görüntüler, tek bir bakışın sürekliliği içinde bir araya gelir. Ve tam da bu nedenle, her şey gerçekten buradadır.
Burcu Perçin
