Çepo (Nezir Akkul) "Snowblind" sergisi, Zilberman İstanbul, 2026. (Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz)
Çepo (Nezir Akkul) "Snowblind" sergisi, Zilberman İstanbul, 2026. (Fotoğraf: Kayhan Kaygusuz)

Çepo’nun Son Dönem Eserleri Zilberman İstanbul’da

11 Mart 2026
2 dakika

Zilberman İstanbul, Çepo (Nezir Akkul)’nun son dönem eserlerinden oluşan kişisel sergisi, Snowblind’a ev sahipliği yapıyor. Çepo’nun İstanbul’daki ilk kişisel sergisi 14 Şubat – 22 Nisan 2026 tarihleri arasında, Zilberman’ın Beyoğlu, Mısır Apartmanı’ndaki ana mekânında yer alacak.

Sergi sanatçının son dönem eserlerinden oluşuyor. Çok yakın zamanları tanımlayan, çok yakın zamanlarda tamamlanmış manzaralar, ancak kökenleri bilincin derinliklerine doğru uzanıyor. Karlı bir kış sabahı, adeta damıtılarak çıkartılmış, sanatçının soğuk ve sade atölyesinde bilinçli bir sessizlik içerisinde hayat bulmuşlar. Arka planda tarih ve kurgu, hafıza ve aktarım gibi uygarlık sorunsalları. Yüzeydeyse, figür ve soyut arasındaki muğlak alanda Çepo’nun estetik arayışındaki son durak. Tabloların her biri geçici körlük tetikleyen mor ötesi ahenkle inşa edilmiş. Her şey tam da bu sınırda, görmekle görememek arasında…

Gerek coğrafi olsun gerek sosyal, Çepo kendini çevreleyen fiziksel ve ruhsal alana geçirgen bir biçimde üretiyor. Bir başka deyişle resmettiği imgelerde en yakının izleri var. Bir tortu gibi, bir ipucu ya da hafıza gibi… İmgeler yeşerdikleri toprağın ruhunu alıyor, hemen şimdiden, bugün buradan Çepo’nun esrarlı dünyasına açılıyorlar. Bu yüzden ilk eserlerinde şehirdeki karmaşa, kalabalıkta kaybolmak ön planda. Ve yine bu yüzden, şehirle arasına mesafe koyduğu bu günlerde, siluetlerin yerlerinde renkler, kalabalığın yerinde boşluklar, göz alabildiğine ovalar var, ovaların arkasında yükseltiler, ve nereden geldiği, nereye gittiği meçhul yollar. Belki de bu yüzden, sergideki bu büyüleyici ve yalın manzaralarda en çok kış var. Defalarca geçilen karla kaplı ovaları biraz düşünceli, biraz endişeli, biraz da kaybolarak seyrettiği için.

Çepo’nun tabloları görkemli denecek kadar büyük, ancak imgeleri ürpertici sadelikte. Yüzeye baş döndüren boşluklar hakim. Uzakta bir kaç detay, güzergâhından mahrum yollar, tek bir ağaç, belki de eski bir elektrik direği… İçine kapanmış, kendine dönmüş bir ruh hali, havada yoğun bir sis var, toprakta bir örtü, bir de gözleri de bilinci de kamaştıran mor ötesi bir ışık. Fırtınadan hemen önceki sakinlik, ya da belki hemen sonrası, tufan detayları silmiş geçmiş. Yok yerde ya da hiç yerde, bir diyarın hiç bir yerindeyiz. Manzara isimsiz, toprak geçmişsiz…

Sisin arkasında, karın sessizliğinin altında hikayeler yatıyor belli ki. Kimileri susmuş, kimileri unutulmuş, kimileri henüz yaşanmamış, ama kaçınılmaz bir şekilde unutulacak hikayeler. Son derece dramatik bir romanın başlangıcındayız. Romandan uyarlanacak kasvetli filmin seti karşımızda. Çekimler başlamış mi? Yeni mi bitmiş. Kar yağmış da iptal mi olmuş? Çepo’nun iç çekişinden tuvale dökülmüş senaryolar, manzaralarda saklılar. Snowblind’daki atmosferde sükunet ses yokluğundan degil, sükunet hikayelerin susmuş olmalarına delalet. Sessizlik bir anıt gibi karşımızda.

Zamana bıraksak her şeyi, hiç bir not almasak, yazmasak, hatırlamasak, tarihsel bir rastlantı olarak değil de kendimizi korumak için unutsak. Toprak yine de ona bıraktığımız hikayeleri tutar, Tarih buralarda da kök salar mı? Baharda karlar eridiğinde altından çıkacak kalıntılar meçhul. Bu kalıntılardan yine de bir roman çıkar mı? Sessizlik biter de oralardan tesadüfen geçen bir Dengbej ıslık çalmaya başlar mı?

Peki ya sonraki kış? Karın kör eden ışığı önce bakışı sonra bilinci bir daha yakar mı?

Metin: Yekhan Pınarlıgil

Sanat Okur

Sanat Okur, sanat haberleri, sergi incelemeleri ve sanatçı içerikleri üreten bir online sanat haber platformudur. Amacı, güncel sanatı erişilebilir ve anlaşılır şekilde geniş kitlelere ulaştırmaktır.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Reklam

“Dost: 49 Yılın Hikâyesi”
Önceki

Yazılı Kültürün Hafızasına Bir Belgesel: “Dost: 49 Yılın Hikâyesi”

Kentin Işığında Yürümek, Kun Art Space
Sonraki

Kun Art Space’te Yeni Sergi: Kentin Işığında Yürümek