Ezgi Bakçay ile “Neredeyse Vardık” Sergisi Üzerine

Neredeyse Vardık
Neredeyse Vardık

Söyleşi / Yazar : Günseli Baki

Mersin’de kentin önemli buluşma alanlarından biri olan ve uzun zamandır bağımsız kültür ve sanat alanında faaliyet gösteren Kültürhane’nin yeni mekanı Yaşam Limanı “Neredeyse Vardık” sergisiyle 25 Nisan’da açıldı. Kültürhane’nin açık çağrısıyla toplanan tekstil malzemeleriyle sergi katılımcılarının mekana özgü ürettiği işlerden oluşan ve 15 Eylül’e kadar devam eden bu sergiyi ve kolektif üretme pratiklerini serginin küratörü Ezgi Bakçay’la konuştuk.

Neredeyse Vardık
Neredeyse Vardık

Kültürhane şahane bir kolektif sergiyle açılışı yaptı. “Neredeyse Vardık” aslında demir atmaktan, bir yere varmaktan ziyade tamamlanmayan bir hali de çağrıştırıyor. Serginin mekansal ve duygusal atmosferiyle bu ilişkiyi nasıl kurdun? 

Kültürhane yeni mekanına, Yaşam Limanı’na demir attı. Burası on bir konteynerden oluşan, tasarımı TECE mimarlık tarafından yapılmış ilham verici bir mekan. Konteynerler bizim hayal dünyamızda, yıllar boyunca deniz canavarlarıyla cenk etmiş, okyanusları, dev dalgaları aşmış kahraman denizciler. Dev metal gövdeleri iyice yorulunca ve nihayet emeklilik zamanı gelince, Mersin’e yerleşmeye karar vermişler. Artık sanatla, felsefeyle, dayanışmayla ilgilenecekleri bu limanda bir rüyaya yatmışlar. “Neredeyse Vardık” bu rüyayı canlandırıyor. Sergi sert, soğuk, metal konteynerleri yumuşak, dokulu, organik formlu, sıcak tekstil malzemeyle kaplayarak dönüştürüyor. 

Konteynerin içini bütünüyle kaplayan bu dallı budaklı organizma Kültürhane’ye gelenleri hemen yakalıyor. Ayakkabılarınızı çıkarıp, Liman’la hemzemin olduğumuzda, yere oturup bu acayip dünyanın size dokunmasına izin verdiğinizde, Kültürhane’de geçen zamanın, henüz tanımadığımız başka hayatlara doğru bir seyrüsefer olduğunu hissedin istedik. Bu seferde kurulacak insan ilişkileri, mekanın kendisi gibi canlı, renkli, beklenmedik ve ilham verici olsun istedik.

Sergi metninde “yerleşmenin sonsuz bir yolculuk olduğu” fikri hakim. Bu sergi ve serginin yeni mekanla kurduğu ilişki bakımından “yerleşmek” kavramını biraz açar mısın?

Biz toplum olarak seferiyiz. Sadece biz değil, türümüz de bu gezegende seferde. Gezegenimiz de bir uzay gemisi. Yani yerleşmenin, son-suz bir yolculuk, kök salmanın bir yerden başka bir yere, kesintisiz bir akış olduğu fikrinden yola çıktık. Önce geçmişe gittik. Hafızası olan tekstil malzemelerde seyahat halinde olan geçmiş zamanın izini sürdük. Sonra geleceğe gittik bu malzemeyi işlemek bir  rüyayı harekete geçirir mi diye sorduk. Sonra kendi yerleşme hikayelerimizi düşündük. Hepimiz göçmendik neticede ve bu kente sürgün vermiştik. Dallarımız, vantuzlarımız, pençelerimizle tutunmaya çalışmıştık. Ama kent de sürekli değişmekteydi. Demek bir yere varmak değil ama asla tam varamayacağımız o yere ait hissetmenin yaratıcı eylemi içinde olmaktı önemli olan. Sergiler de bir vardır bir yoktur, tıpkı bizler gibi.  

“Birlikte üretme cesaretinin atmosfere dönüştüğü bir mahal” ifadesi de çok güçlü sergi metinde. Serginin kolektif üretim sürecinden bahsedebilir misin?

Öncelikle atık, artık tekstil malzeme toplamak için çevremize haber saldık. Çeyizleri, bohçaları, sandıkları açtık. Kumaş, tül, ip, perde … çuvallarca malzeme geldi. Ama sadece bırakıp gitmedi insanlar. Verdikleri örtünün, giysinin, yorganın sakladığı hikayeleri de anlattılar. Neredeyse anılarını bize emanet ettiler. Sonra biz onlarca kişi, iki ay boyunca her gün, diktik, bağladık, ördük, düğümledik. Renklerin, dokuların, hacimlerin ve biçimlerin birbirlerini çağırdığı, birbirlerini doğurduğu, birbirlerine göre var olduğu bir iç evren çıktı karşımıza. Süreç boyunca biz de birbirimize eklendik, birbirinizi tamamladık. Birbirimizden, annelerden, ninelerden teknikler öğrendik. Sonuçta iş, çoğunluğu kadın en az yüz kişinin elinin emeğiyle gerçekleşti. Yarattığımız ortaklıkta anonimleşmenin güvenini, keyfini yaşadık. Kimse bunu ben yaptım demedi. Sonuç da benzer oldu: Cesaretle giriştiğimiz çalımanın sonunda, adı konmamış, tamamlanmamış, vahşi yaratıklarımızla tanıştık. Serginin duygusu da, üretim biçimi gibiydi: Burası hem tanıdıktı, hem yepyeni.    

Malzemelerin bir araya gelip anlattığı hikayeler, malzemenin kendisini de aşıyor sanki. Senin için tekstil malzemeleriyle çalışmanın düşünsel ve politik tarafı ne ifade ediyor?

Elbette öncelikle, değersizleştirilmiş kadın emeğinin, örgü, dikiş, nakış gibi tekniklerin sanat alanında yeniden onurlandırılmasını ifade ediyor. Kumaşın hafif, esnek, sıcak, dokulu, saran ve örten maddi varlığında, kurmak istediğimiz topluluğun niteliğine dair çok şey saklı. Tekstil, teksür, tekst aynı kökten geliyor. Dokunmayı olduğu kadar okunmayı da bekleyen birer bellek mekanı bence her parça kumaş. Bedenle doğrudan ilişkisi, ikinci bir ten oluşu da benim için değerli. Burada politik olan her şeyden önce küçük bir kumaş parçasında bile görebileceğiniz o örüntüde saklı. İncecik, kırılgan iplerin birbirlerine sarılarak, dayanışma içinde kurdukları yüzeyin esnek ve direngen yapısı, pek çok manifestolardan çok daha fazlasını söylüyor.

Son olarak serginin izleyicide nasıl bir deneyim bırakmasını hayal ettin? İçinden geçtiğimiz ülkenin politik atmosferiyle birlikte düşündüğümüzde; kırılganlık, dayanışma ve müşterek yaşam fikrine dair ne söylüyor sergi?

Dokumanın atkısıyla, çözgüsüyle, yumuşak ve esnek, organik ve amorf oluşunda bugünün politik atmosferinde özne olmakla ilgili çok şey anlattığını düşünüyorum. Müşterekleşmek için bizi hemzemin kılacak mekanlara ve zamanlara ihtiyacımız var. Kültürhane bunlardan biri. Neredeyse Vardık sergisi ise bu fikrin duyusal olarak hayata geçtiği bir tecrübe alanı. Tüm gün yorgun düşen Liman sakinleri için uzanıp dinlenmek, hayal kurmak, yeni icatlar çıkarmak kuytu bir köşe. Gündelik hayatın içinde böyle duraklar, soluk alacağımız boşluklar yaratmanın çok önemli olduğunu düşüyorum. Çünkü hepimizi ortaklaştıran ilk müştereği, soluğun ritmini duyabilmek için gündelik hayatın yaygarasından bir süre için de olsa kopabilmemiz lazım. Sanat da tam bu kopuş eylemi galiba.  

Ezgi Bakçay
Ezgi Bakçay

Ezgi Bakçay Hakkında:

İstanbul doğumlu Ezgi Bakçay, lisans eğitimini Galatasaray Üniversitesi   İletişim Fakültesi, Sinema Televizyon Bölümü’nde tamamladı. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’nde yüksek lisansını yaptı. Le Centre européen de sociologie et de science politique de la Sorbonne,  l’Université Paris-Panthéon-Sorbonne, CNRS, EHESS’te araştırmacı olarak bulundu (2011-2012). Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji bölümünde 2019 yılında estetik politik eylem üzerine doktora tez çalışmasını tamamladı. 2006 yılından bu yana Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmakta, “Sanat Kuramları” “Sanat Yapıtını Çözümleme Yöntemleri” “Görsel Kültür” dersleri vermektedir. Çeşitli kültür, sanat kurumlarında seminerler, atölye çalışmaları ve sergiler düzenlemektedir. Kamusal alan, imge, bellek, kültür, estetik ve siyaset konularında üretimlerini sürdürmektedir.

Kültürhane
Kültürhane

Kültürhane Hakkında: 

Kültürhane 2017’de kafe-kütüphane olarak kuruldu. En başından itibaren kafe ve teras kısmını kültür ve sanat etkinlikleri için açık bir kamusal alan, buluşma mekânı olarak kullanmaya başladı. Geçen zaman zarfında binlerce etkinlik sayesinde kentin her kesiminden misafirler ağırlayarak, yavaş yavaş Kültürhane odaklı bir topluluğun oluşmasını sağladı. Kültürhane Takımyıldızı denilen bu topluluk Kültürhane’nin işleyişi, proje ve etkinliklerinde söz sahibi oldu. Kültürhane’nin “Yaşam Limanı” projesi ise “Neredeyse Vardık” sergisiyle birlikte Nisan ayında açıldı. 

YAZAR

Konuk Yazar
Sanat Okur yazarı

Konuk Yazar

Bu hesaptaki yazılar, Sanat Okur’da konuk olarak yer alan misafir yazarlarımıza aittir. İçeriklerde dile getirilen görüş ve düşünceler yalnızca yazarların kendisine ait olup Sanat Okur’un kurumsal görüşünü yansıtmaz. Yayınlanan tüm yazılar KVKK kapsamında ve site kuralları doğrultusunda değerlendirilir.

Tüm yazıları →

Instagram’da paylaş

Bu cihazda doğrudan dosya paylaşımı açılamadı. Hazır görseli kaydedip Instagram’da paylaşabilirsin.

Görsel hazırlanıyor…

Görseli Instagram story’ne ekle. Habere tıklanabilmesi için kopyaladığın adresi Instagram’ın Bağlantı çıkartmasına yapıştır.