Sanatçı İnci Eviner’in Şüpheli Uzlaşmalar sergisi, 16 Eylül 2025 tarihinde MSGSÜ Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi’nde açılıyor. Şüpheli Uzlaşmalar, İnci Eviner’in Türkiye’de ilk kez sergilenecek dört hareketli görüntü yapıtını bir araya getiriyor.
İnci Eviner’in çok katmanlı pratiğinin devamı niteliğindeki son sergisi Şüpheli Uzlaşmalar, 16 Eylül–28 Ekim 2025 tarihleri arasında, MSGSÜ Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi’nde izleyiciyle buluşuyor. Öznenin iktidar karşısındaki kırılgan ve müzakereci varoluşunu görünür kılan sergi, itaat ile direniş arasındaki sonsuz döngüde öznenin uzlaşma alanlarına “şüpheli” bir bakış sunuyor.
Serginin merkezinde yer alan Eviner’in Tabiiyetin Sahnelenmesi olarak da isimlendirdiği 2025 tarihli operatik video yapıtı Efendi ile Kölenin Dansı, Hegel’in “efendi–köle diyalektiği”ni metaforik bir düzlemde yeniden ele alıyor. Antik Yunan tragedyalarına göndermeler yapan ve müzik, hareket ve
şiirsel repliklerden oluşan 13 dakikalık bu operatik video, öznenin kuruluşunda iktidara bağımlılığı ile özgürleşme arayışını sahneliyor. Sanatçı, ortak bir dünyanın koşullarını keşfe çağıran eseri için şunları söylüyor:
“Bu videoyla, efendi ile köle arasındaki ebedi çatışmayı döngüsel bir dansa dönüştürerek düalitenin çıkmazlarını aşmayı amaçladım. Burada kölenin varoluşuna sızan efendinin yüzünü açığa çıkarmak ve açıkça söylenmesi mümkün olmayana alan açmak istedim. Tabiiyetle yüzleşmeyi, bireysel varoluşun içimize sinmiş karanlık gölgelerine devrederek sahneledim. Burada dans, kölenin hayatta kalma stratejileri üretirken zaman zaman efendiyi taklit ettiği; efendinin ise kurnazlıkla köleyi köleliğine ikna etmeye çalıştığı sonsuz bir oyuna dönüşüyor. Köleler kendi bedenlerinin içine yerleşmiş tekinsiz ikizleriyle hesaplaşmak durumunda kalıyorlar. Bu operatik video, söz konusu sorgulamanın şiddetini, üç aktörün repliklerine ve sopranonun şarkısına teslim ederek ortak insanlık kültürün olanaklarını araştırıyor.”
Tek Beden Altında (2024), Eviner’in Japon kukla tiyatrosu bunraku’dan esinle tasarladığı bir kostüm aracılığıyla bedenin kendiyle ve üzerine yüklenen kimliklerle kurduğu gerilimli ilişkiyi açığa çıkarıyor. Kuklacı ile kukla, iktidar ile özne, canlı ile cansız gibi verili kimlikler arasında, belirsizlikler sınırında dolaşan bu video performans yapıtı, farklı varoluşların mümkün olabileceği bir dünyanın kapılarını aralıyor.
İnci Eviner’in 2019 Venedik Bienali’nde Türkiye’yi temsil ettiği Biz, Başka Yerde sergisinde gösterilen Denizaltı-Balina ve Tevekkül başlıklı diğer iki hareketli görüntü yapıtı ise, hapsedilme gibi sınırlandırılma durumları karşısında “içerisi” ve “dışarısı” gibi kavramlar arasındaki geçişlere odaklanıyor. Arada kalmış duygular, jestler ve yarım kalan hikâyeler üzerinden, özneleşme arayışının sancılı sürecini hayal gücüyle beslenen bir yaşam kaynağına dönüştürüyor.
