Kahve Dünyası’nın kamusal alanda hayata geçirilen güncel sanat projesi Yanköşe, 12’nci edisyonunda sanatçı TUNCA’nın “Yan Yana” isimli çalışmasına ev sahipliği yapıyor. Çalışmada Ayvalık ve çevresindeki yapılardan toplanan, her biri farklı bir hikâyeyi temsil eden pencereler kentsel hafızayı dev bir enstalasyonla anlatıyor.
Kahve Dünyası’nın güncel sanat projesi Yanköşe, 12’inci edisyonunda sanatçı TUNCA’nın “Yan Yana” isimli çalışmasını ağırlıyor. TUNCA, Ayvalık ve çevresindeki eski evlerden toplanan ahşap çıkma pencereleri kentsel hafızayı simgeleyen bir arşiv malzemesine dönüştürüyor. Her bir pencere farklı bir yaşamı ve hikâyeyi temsil ederken “yan yana” geldiklerinde ortak bir kent hafızası oluşturuyor.
Farklı hikâyelere ait olan bu pencereler, her insanın dünyaya açılan kendine özgü bir penceresi, yani bir bakış açısı olduğunu hatırlatıyor. Yan yana geldiklerinde ise tüm farklılıklarına rağmen ortak bir yaşamı ve birlikte var olma hâlini görünür kılan kolektif bir kent hafızasına dönüştüğüne vurgu yapıyor. 1980’lerden itibaren hız kazanan çarpık kentleşme, gecekondu kültürünün kent dokusunda bıraktığı izler ve kentsel dönüşümün yarattığı değişim, “Yan Yana”nın odağını oluşturuyor.
“Güçlü bir hafıza taşıyıcısı”
Çalışmalarında uzun zamandır üzerinde durduğu hafıza, tarih, dönüşüm ve geride kalan izler meselesine odaklanan TUNCA, eserlerini oluştururken tarihi kalıntılardan, arşivlerden ve geçmişten bugüne ulaşmış buluntu nesnelerden yola çıkıyor. Bunların bir devamı niteliğindeki “Yan Yana” projesini oluşturma sürecinde ise Ayvalık ve çevresindeki restore edilmek ya da yıkılmak üzere olan eski evlerden çıkartılmış ahşap pencereleri, ait oldukları yapıdan kopmuş ama o yapının ve geçmişteki yaşamın izini hâlâ taşıyan mimari “efemerelar*” olarak ele alıyor.
Bu nesneleri yalnızca geçmişe ait belgeler olarak değil, üzerinde zamanın ve insanların bıraktığı izleri taşıyan malzemeler olarak gördüğünü kaydeden TUNCA, eseri oluşturma sürecini ise şu sözlerle aktarıyor: “Pencereleri yeniden işlevlendirmenin ötesinde birer arşiv malzemesi gibi yan yana getiriyorum. Her biri farklı bir evden, farklı bir dönemden, farklı bir yaşamdan geliyor. Bir araya geldiklerinde ise tek tek nesneler olmaktan çıkıp kentin dönüşümünü anlatan ortak bir yüzeye dönüşüyorlar. Bu anlamda üretim süreci de bir tür arşivleme süreci niteliği taşıyor. Pencereleri toplamak, sınıflandırmak, aralarındaki ilişkileri görmek ve sonunda onları yeni bir bütün içerisinde yan yana getirmek, kentin geçmişinden geriye kalan parçalarla çalışmak anlamına geliyor.”
TUNCA, pencereleri seçmesinin nedenini ise mimari bir öğe olmalarından öte güçlü bir hafıza taşıyıcısı olmasından kaynaklandığını söylüyor.
“Yan Yana” eserinde çıkma pencerelerin temsil ettiği hafızayı bir kentin dönüşümüne vurgu yaparak anlatan TUNCA , “Kentsel dönüşümün sadece binaların değişmesinden ibaret olmadığını, o evlerin kullanıcıları, mahalle ilişkileri, ekonomik yapı ve yaşam biçimleriyle birlikte kolektif bir değişimi tetiklediğini de pencereler aracılığıyla sanatseverlere aktarıyor.
