Yazar ve tiyatro insanı Kamer Yıldız Ok, yeni öykü kitabı Kara mı Kara ile okurla buluştu. Kitap, göç, yoksulluk, kadınlık ve çocukluk gibi temaları masal diliyle harmanlayan anlatımıyla dikkat çekiyor.
Sözlü anlatı geleneğinden beslenen öyküler, tekrarlar, ritim ve monologlar aracılığıyla ilerliyor. Ok’un tiyatro kökenli yazarlık pratiği, metinlerde yoğun ve sahici bir dil olarak kendini gösteriyor.
Kara mı Kara, “ne anlatıyor?” sorusundan çok “nasıl anlatıyor?” sorusunu merkeze alan, eleştirel okumaya açık bir öykü kitabı olarak edebiyat raflarındaki yerini aldı.
Yedi öyküden oluşan kitap, savaşın, göçün, yalnızlığın, toplumsal duyarsızlığın ve insan ruhunun derinliklerindeki karanlık ile umudu; şiirsel bir dille, metaforlar ve güçlü karakterler eşliğinde okura sunuyor.
Kitap, adını taşıyan ilk öykü “Kara mı Kara” ile başlıyor: 1922 ve 1955 yılları arasında, savaş ve yangınlardan kaçan insanların arasında, denize atılan bir bebeğin büyüyüşüne, yarasalar, kargalar ve baykuşlar eşliğinde tanıklık ediyoruz. Bu öykü, kitabın ruhunu oluşturuyor: kaybolmuşluk, aidiyet arayışı ve doğanın insanla kurduğu gizli dil.
“Büyü Kutusu ya da İnsan Çıkmazı”, dört çocuğun yasaklı bir mahalleye yolculuğunu ve büyücü kadın Efsun’la karşılaşmalarını anlatırken, gençliğin sorgulayan, risk alan yüzünü temsil ediyor. “Çıt yok! Fısıltı var!” ise bir kasabada sessizce yürüyen yaralı bir kadın üzerinden, toplumun görmezden gelişine sert bir ayna tutuyor.
“Karambol Mahallesi” ve “Mahalle’de Derman ile Dide”, bir yandan gecekondulaşma, yıkım ve dönüşümü anlatırken, diğer yandan komşuluğun, dayanışmanın ve düğünlerin sıcaklığını hatırlatıyor. “Ustura, Fotoğraf Makinesi, Saat”, sıradan insanların beklenmedik bir patlamayla değişen hayatlarını, nesneler üzerinden anlatıyor.
Son öykü “Adı Melahat”, neredeyse bir asırlık bir ömrü, kayıpları, evlilikleri, anne-kız ilişkilerini ve direnci anlatarak kitaba insanı merkeze alan bir hatıra defteri niteliği kazandırıyor.
KÜNYE
Kara mı Kara
Yazar: Kamer Yıldız Ok
Yayınevi: Biz Kitap
Sayfa: 80
