“Kıyı ve Sınır” Sergisi, 2025, Bodrum Belediyesi Mausolos Sergi Salonu
“Kıyı ve Sınır” Sergisi, 2025, Bodrum Belediyesi Mausolos Sergi Salonu

“Kıyı ve Sınır” Sergisi 30 Eylül’e Kadar Ziyarete Açık

“Kıyı ve Sınır” Sergisi Bodrum ve Mardin’den Sanatçıları Buluşturuyor
8 Eylül 2025
3 dakika

“Kıyı ve Sınır” sergisi 30 Eylül’e kadar Bodrum Belediyesi Mausolos Sergi Salonu’nda görülebilir.

Haritalarda çizgiler dümdüz görünür. Oysa yaşarken çizgiler öyle değildir: kayar, çatlar, üzerimizden geçer. Sınır ve kıyı, ilk bakışta birbirinden ayrı kavramlar gibi görünse de, yaşamın, düşüncenin ve hafızanın içinde çoğu zaman iç içe geçer. Bir çizgi kimi zaman engel olur, kimi zaman eşiğe dönüşür; kıyı kimi zaman davetkâr, kimi zaman dışlayıcıdır.

“Kıyı ve Sınır” sergisi, Bodrum ve Mardin’de yaşayan sanatçıların bir araya geldiği bu sergi, “kıyı” ve “sınır” kavramlarını kişisel ve kolektif hafızalar üzerinden tartışmaya açıyor. Sanatçılar, yaşadıkları coğrafyanın onlara yüklediği algısal bakışı fark ederek, sınırın sertliğini kıyının geçirgenliğiyle kırmayı; kıyının akışkanlığını sınırın denetleyen bakışıyla sınamayı deniyor. Böylece sergideki her bir iş, hem kendini karşısındakinin yerine koymaya davet eden bir bakışı hem de içeriden kendine yeniden bakmayı barındırıyor.

Sanatçıların soruları da bu çizgiler etrafında dolaşıyor:
—Bir çizgi ne zaman engel olur?
—Ne zaman bir eşiğe dönüşür?
—Hafızamız sınırları nasıl kaydeder?
—Toprak ve su kendini nasıl hatırlatır?

Bazı işler çocukluk anılarındaki çizgilere bakarken, bazıları hayvanların mekânla ilişkisini ve bilişsel sınırlarını sorguluyor; kimileri ilk sınır taşlarının mitolojik ve tarihsel kökenlerini araştırıyor; kimileri ise kolektif belleğin kentte nasıl silindiğine işaret ediyor.

Sergide yer alan sanatçılar:

  • Mehmet Çimen, kıyı şeritlerinin hafızayla kurduğu ilişkiyi ve mutenalaşma süreçlerinde kolektif belleğin nasıl kesintiye uğradığını tartışıyor.
  • Bawer Doğanay, tarihteki ilk sınır taşından yola çıkarak, sınırın yalnızca toprak paylaşımı değil, aynı zamanda iktidar ve kutsallık ilişkilerini de biçimlendirdiğini hatırlatıyor.
  • Tao Ulusoy, çizginin politik boyutunu sorgularken, onun aynı anda hem ayıran hem birleştiren, hem kırılgan hem esnek doğasına dikkat çekiyor.
  • Ayşen Karakaya, betonla tuval arasındaki sınırda ürettiği işlerinde, görünürlüğün geçiciliğini ve hafızanın inatçı izlerini açığa çıkarıyor.
  • Hesen Chalak, hayvanların coğrafyayla kurdukları ilişkiyi sınır kavramı üzerinden ele alıyor. İnsan eliyle çizilen yollar, çitler ve yerleşimler, yalnızca insan yaşamını değil, hayvanların hafızasını ve geçiş güzergâhlarını da kesintiye uğratıyor.
  • İpek Çankaya, belleği tarihle birlikte düşünür. Bodrum’un geçmişine dair bulunmuş dia görsellerini yeniden kurgulayarak, sıradan insanların ve artık var olmayan manzaraların izlerini işler; belleğin kırılgan ve kişisel doğasına dikkat çeker.
  • Doğu Çankaya, sanatı bir tür simya olarak görür. Kıyı ve sınır kavramlarını resimlerinde bir coğrafyayı bölen ve yeniden bütünleştiren imgeler olarak ele alır; bu arayışın merkezine merhameti yerleştirir.

Kıyı ve Sınır, yalnızca bir karşılaşma değil; aynı zamanda bir yer değiştirme, bir konum kaybı ve belki de yeni bir yer açma denemesidir. Kıyıda olanı sınıra, sınırda olanı kıyıya bakmaya davet eder. Çünkü bazen bir çizgiyi anlamanın en iyi yolu, onun öte yanına geçmeye çalışmaktır.

Sanat Okur

Sanat Okur, sanat haberleri, sergi incelemeleri ve sanatçı içerikleri üreten bir online sanat haber platformudur. Amacı, güncel sanatı erişilebilir ve anlaşılır şekilde geniş kitlelere ulaştırmaktır.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Reklam

Zeynep Oral
Önceki

Zeynep Oral’ın Öykü Kitabı “Yaz Yüreğim Yaz” Yeniden Raflarda

İktisadi Bağımsızlık Müzesi
Sonraki

İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nde Eylül Ayı Atölyeleri