Mithat Şen’in Son Dönem Üretimlerini İçeren Sergisi: Yeryüzü Gökyüzü

Yeyüzü Gökyüzü 14 The Earth The Heavens 14,2026 Şasiye gerilmiş parşömen Parchment mounted on frame 220x48 cm
Yeyüzü Gökyüzü 14 The Earth The Heavens 14,2026 Şasiye gerilmiş parşömen Parchment mounted on frame 220x48 cm

Bosfor, Türk çağdaş sanatının en özgün ve köklü seslerinden Mithat Şen’in son dönem üretimlerini içeren Yeryüzü Gökyüzü isimli sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi, 14 Nisan – 23 Mayıs tarihleri arasında izlenebilir.

Kırk yılı aşkın bir süredir sanat pratiğini sürdüren Şen, bu sergide ilk kez tek bir doğa formuna odaklanıyor: Selviye. Derin bir sistematik anlayış ve zengin bir ifade gücü ile inşa edilen eserler, sanatçının uzun yıllar boyunca geliştirdiği kendine özgü dil ve malzemelerle selvi ağacının özünü araştırıyor. Şen, Selvinin formunu kendi diline çeviriyor. Selviyi resmetmiyor; selvinin yukarıya doğru büyüme ilkesini, toprağa bağlı kalırken gökyüzüne uzanma hâlini kendi sistemi içinde yeniden üretiyor.

Divan edebiyatında sevgilinin boyunu selviye benzetmek en yaygın imgelerden biridir. Selvi, bahçenin minaresidir; gökyüzüne uzanan, doğruluğu ve erdemi simgeleyen bir formdur. İstanbul’un mezarlıklarında Selvi ağaçları, ölümü değil; ölümün ötesindeki sürekliliği temsil etmek üzere dikilmiştir. Toprakta köklü, gökyüzüne uzanırken, tam da serginin isminde söylendiği gibi: aynı anda yeryüzü ve gökyüzüdür, Selvi.

Mithat Şen, önceki serilerinde bedeni şemaya, şemayı birime, birimi istife dönüştürdü. Bedenin başlattığını istifle sürdürdü; istifin düzenlediğini âlem sardı. Her seri yeni bir derinleşmeydi: aynı sarmal, kendini yineleyerek farklı formlarda genişletti. Şen, şimdi Selvi ile bu devamlılıkta yeni bir ifadeye çıkıyor. Tüm Akdeniz’in siluetini tanıdığı, İstanbul’un sırtlarını süsleyen, Osmanlı kültüründe hayat ağacı ve yaşamla ölüm arasındaki manevi köprü olan Selvi, bir simge değil zarif bir hatırlatıcıdır.

Mithat Şen Hakkında:

Mithat Şen, Türkiye çağdaş sanatının en özgün ve uzun soluklu seslerinden biridir. 1957 yılında İstanbul’da doğan sanatçının kariyerindeki dönüm noktalarından biri, 1990 yılında 44. Venedik Bienali’ne katılması olmuştur. O günden bu yana İstanbul merkezli olarak çalışmalarını sürdürmekte hem son derece sistematik hem de güçlü bir ifade diline sahip bir üretim pratiği geliştirmeye devam etmektedir. Şen’in pratiğinin merkezinde, insan bedeninden türettiği 13 birimli bir şema yer alır. Sanatçı, bu görsel birimler üzerinden ürettiği işlerini bağlı olduğu coğrafyanın parça-bütün anlayışı üzerine inşa eder; doğanın üretim biçimine benzer şekilde tekrar ve çeşitlenme yoluyla geliştirir. Yaklaşık kırk yıldır sürdürdüğü bu üretim pratiğinde Şen, bu “bedeni” tuval ya da kâğıt yüzeyinde yağlı boya, akrilik, sulu boya ve kara kalem gibi farklı tekniklerle var eder; kimi zaman yüzeyi kazıyarak formu ortaya çıkarır. Bu yapı, keten ve çeşitli kumaşların yanı sıra oğlak derisi gibi farklı malzemeler üzerinde de hayat bulur. Son dönemde ise heykel üretimlerine yönelen Şen, mermer, paslanmaz çelik ve metal gibi malzemeleri de pratiğine dahil etmiştir. Kendine özgü soyut bir düzenin mimari olarak tanımlanan Mithat Şen, kolayca sınıflandırılamayan ve yakından bakıldıkça derinleşen bir üretim dili geliştirir.

YAZAR

Sanat Okur
Sanat Okur yazarı

Sanat Okur

Sanat Okur, sanat haberleri, sergi incelemeleri ve sanatçı içerikleri üreten bir online sanat haber platformudur. Amacı, güncel sanatı erişilebilir ve anlaşılır şekilde geniş kitlelere ulaştırmaktır.

Tüm yazıları →

Instagram’da paylaş

Bu cihazda doğrudan dosya paylaşımı açılamadı. Hazır görseli kaydedip Instagram’da paylaşabilirsin.

Görsel hazırlanıyor…

Görseli Instagram story’ne ekle. Habere tıklanabilmesi için kopyaladığın adresi Instagram’ın Bağlantı çıkartmasına yapıştır.