Amerikalı feminist kuramcı Nancy Fraser’ın Feminizmin Yazgıları: Devlet Güdümlü Kapitalizmden Neoliberal Krize adlı kitabı, Ayrıntı Yayınları’nın Kadın dizisinden çıktı! Feminizmin Yazgıları, Fraser’ın feminist hareketin geçirdiği dönüşümü ve tarihsel yolculuğunu eleştirel bir bakış açısıyla ele aldığı yazılarından oluşuyor. Kitap, 20. yüzyılın sonlarından itibaren “İkinci Dalga” feminizmin neoliberal politikalarla iç içe geçişini ve başlangıçtaki toplumsal adalet arayışının, piyasa odaklı bir yapıya evrilişini gözler önüne seriyor. Fraser, sosyal refah devleti döneminden neoliberal krize kadar uzanan süreçte feminizmin kazançlarını ve kayıplarını sorgularken, kapitalizmle kurulan karmaşık ilişkileri açığa çıkarıyor.

Nancy Fraser’ın Feminizmin Yazgıları: Devlet Güdümlü Kapitalizmden Neoliberal Krize adlı kitabı, Aslı Önal’ın çevirisiyle Ayrıntı Yayınları’nın Kadın dizisinde yerini aldı. Editörlüğünü Ceren Ataer’in üstlendiği Kadın dizisi, feminist teorinin külteserlerinin yanında güncel soruları ve sorunları ele alan kitapları okurlarla buluşturmaya devam ediyor. Dizi, kabul görmüş kurumların, yapıların ve düşüncelerin kadınların hayatını nasıl etkilediği ve değişim üzerine düşünmeyollarını tartışmaya açan eserlere öncelik veriyor. Kadın dizisinin 2025 yılındaki yayın planında önemli bir kült eserolan Gerda Lerner imzalı The Creation of Patriarcy (Ataerkinin Yaratımı);çok eski bir tartışmayı çarpıcı bir başlıkla yeniden gündeme getirerek bakım emeği ve aile üzerine düşünmeye davet eden Sophie Lewis’in Abolish the Family (Ailenin İlgası) kitabı; kadınların ve kız çocuklarınındeneyimlediği kaygı ve korkuları ele alan Die Weibliche Angst (Kadınların Korkusu) gibi çalışmalar yer alıyor.
1970’lerden bugüne feminist imgelemde yaşanan değişimlerin izini süren Feminizmin Yazgıları, “İkinci Dalga” feminizmin kadın özgürlüğü için verilen radikal bir mücadele olarak Yeni Sol’un içindenortaya çıkışıyla başlayıp zaman içerisinde ütopyacı enerjisini yitirerek kimlik siyaseti ve neoliberalizmle hizalandığı tarihsel süreci gözler önüne seriyor.
Vaktiyle feminist kuramın merkezinde yer alan,kapitalist toplumun doğasına yönelik eleştirelliğin giderek geri plana atıldığını, hegemonik yahut anaakım feminist kuramın kendisini artık küreselkapitalist sisteme başkaldıran bir radikallikte algılamadığını, bilakisneoliberal güçlere her geçen gün daha fazla yakınsadığını, hatta onlarla“tehlikeli bir münasebet”e girdiğini dile getiren Nancy Fraser, refah devletinin maruz kaldığı politik ve ideolojiksaldırılara paralel bir biçimde, geçmişte büyük önem atfedilen ırk ve sınıftemelli meselelerin, yeniden bölüşüm, toplumsal ve ekonomik adalete ilişkintaleplerin, kültürel farklılıklar ve kimlik siyaseti lehine marjinalleştirildiğini yahut tamamen terk edildiğini iddia ediyor.
Fraser’a göre, feminist hareketin başlangıçtaki özgürleştirici vaadini geri kazanmasının ve içinde yaşadığımız küresel neoliberal krizin açmazlarına çözüm üretebilmesinin yolu, diğer özgürlükçü ve eşitlikçi hareketlerle bir araya gelerek kontrolden çıkmış serbest piyasa düzeninin demokratik denetime tabi tutulması için ortak bir mücadele örgütlemesinden geçiyor.
