Nermin Yokuş İpekçiler “Gündüz Düşleri” başlıklı kişisel resim sergisini Gökçeada/Dereköy’de sanatseverlerle buluşturdu. ‘Düş’ kavramını bellek ve algı üzerinden yeniden şekillendiren sanatçının kurguladığı figüratif eserler izleyicilere çok katmanlı bir dünya sunuyor. Serginin bu coğrafya’da adanın tarihi hafızasında görsel ve mekansal bir köprü kurarak estetik bir düzlemde şekillenmesi ise sergiye ayrı bir değer katıyor.
Nermin Yokuş İpekçiler’in sanat pratiği; doğa, mitoloji, bilinçaltı, tarih, kimlik gibi temalar üzerine şekilleniyor. Sezgisel bir dilin hakim olduğu sergideki eserlere yakından bakıldığında çok katmanlı, dokulu figüratif anlatımlar iç içe geçiyor. Sanatçı ‘düş’ kavramını zamanın ötesine taşıyarak izleyiciyi kendi kişisel hafızasında düşünsel bir bağın kurulduğu düşsel bir yolculuğa çıkarıyor.
Düş kurucu olmayı, düş kırıcı olmaya tercih ettiğini belirten sanatçı bu serginin tek bir soruyla başladığını aktarırken şöyle devam ediyor: ‘ İnsan bir düş gördüğünde iç dünyası da değişiyor, sanki o andan sonra aynı kişi değilmiş gibi.. bazen sadece bu düşlerin varlığını sürdürmek için çalıştığımızı ve yaşadığımızı hissederim. Düş bir deneyim ve düşler aleminin rengi sonsuz.. Peki insanın düşle kurduğu bağın hayatındaki karşılığı nedir? Neden hep oraya dönülür? Bu soruların herkese göre değişen farklı cevapları vardır mutlaka. Düş; özgürlük, tenhalık, samimiyet, sıcaklık, kayıtsızlık, korku, teslimiyet, güvenlik, sığınak gibi pek çok farklı kavramla birlikte kanımca insana “kim olduğunu” hatırlatır öncelikle, benliğin eksik parçalarını bulma serüvenidir aynı zamanda. Bu sergi ile izleyiciyi hem yakın hem de ulaşılamaz olana katkı sunabilecek bir zemin oluşturmaya çalıştım. Sergi bu anlamda geleceğe dair düş kurucu olma yönünde bir çağrı niteliği taşıyor’.




