Tango & Cash, Nilay Yerebasmaz küratörlüğünde gerçekleşen Living in a Haze başlıklı grup sergisine 4 Haziran – 19 Temmuz 2026 tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor. Bengisu Çaygür, Duygu Yılmaz, Elif Ekilen, Kubilay Aksaya, Ömer Sedat Yenidoğan ve Tuğba Demirbaş‘ın eserlerini bir araya getiren sergi; hafıza, kimlik, kent yaşamı, beden ve bilinçdışı etrafında şekillenen farklı anlatıları ortak bir zeminde buluşturuyor.
Serginin başlığı, netlik ile belirsizlik arasında salınan bir varoluş hâline işaret ediyor. Günümüz yaşamının hızla değişen dinamikleri içinde bireyin deneyimi çoğu zaman parçalı, geçici ve flu katmanlar üzerinden şekilleniyor. Hatırlanan ile unutulan, görünür olan ile görünmez kalan, bireysel olan ile kolektif olan arasındaki geçişler; sergide yer alan çalışmaların kesiştiği ortak alanları oluşturuyor. Bu anlamda Living in a Haze, yalnızca bir belirsizlik durumunu değil, aynı zamanda anlamın sürekli yeniden üretildiği, dönüşüme açık bir düşünme ve hissetme alanını da tarif ediyor.
Sergide yer alan sanatçılar farklı mecralar ve ifade biçimleri aracılığıyla kişisel hafızanın izlerini, kent yaşamının yarattığı dönüşümleri, bedensel deneyimleri ve bilinçdışının çağrışımlarını görünür kılıyor. Kimi çalışmalar gündelik hayatın içinde fark edilmeden biriken izlere odaklanırken, kimileri bireyin çevresiyle kurduğu kırılgan ilişkiyi, aidiyet duygusunu ya da yabancılaşma hâllerini sorguluyor. Geçmişe ait fragmanlar, düşsel kurgular ve güncel gerçeklikler arasında kurulan bağlar, serginin çok katmanlı yapısını oluşturuyor.
Tango & Cash’in iki katına yayılan sergi, izleyiciyi birbirine temas eden bu anlatılar arasında dolaşmaya davet ediyor. Mekân içerisinde kurulan ilişkiler, eserler arasında doğrudan bir bütünlük kurmaktan ziyade, farklı deneyimlerin ve bakış açılarının yan yana gelişinden doğan karşılaşmaları öne çıkarıyor. Belirsizlik, burada bir eksiklik ya da çözümlenmesi gereken bir durum olarak değil; yeni olasılıkların, beklenmedik bağlantıların ve çoğul anlamların ortaya çıkmasına olanak tanıyan üretken bir alan olarak ele alınıyor.
Living in a Haze, izleyiciyi kesin cevaplardan çok soruların, açıklıktan çok sezgilerin peşinden gitmeye davet ederken; hafıza, mekân ve kimlik arasındaki ilişkileri yeniden düşünmeye açan bir deneyim sunuyor.
