Pelin Yazar’ın Yeni Sergisi: Aidiyet / Belonging

Pelin Yazar
Pelin Yazar

Chicago ve Montreal’de geçen uzun yılların ardından 2015’te İstanbul’a dönen Türk-Kanadalı sanatçı Pelin Yazar’ın yeni kişisel sergisi “Aidiyet / Belonging”, 14–26 Kasım tarihleri arasında Moda’daki Museo Moda’da izleyiciyle buluşacak. Kanada’yla bağını hiç koparmayan ve farklı ülkelerdeki sanatçı buluşmaları ile sempozyumlara Kanada’yı temsil ederek katılmaya devam eden Yazar, bu kez çocukluğunun şehrine; Boğaz’a, Marmara’ya, Burgazada’ya ve Bostancı sahiline alıcı gözlerle bakıyor. Sergide bu tanıdık sular ve kıyılar, renkle örülmüş bir hatıra haritasına kavuşuyor.

Birçok ülkeye ‘evim’ dedim. Yeni diller öğrendim, farklı kültürleri tanıdım, farklı hayatlarla karşılaştım. Yine de kendime aynı soruyu sormaya devam ediyorum: ‘Ben nereye aitim?’

Pelin Yazar

Karadeniz’den Marmara’ya göç ederken sürüsünden ayrı düşen bir balık düşünün. Kayaların arasına saklanır, bekler; sonra yoldaşlarını bulup yoluna devam eder. Pelin Yazar’ın “Saklı Balık” adlı resmindeki bu küçük göçmen, yeni serginin merkezindeki soruya dokunuyor: İnsan nerede ve kiminle kendini ait hisseder?

Türk-Kanadalı ressam Pelin Yazar’ın yeni kişisel sergisi “Aidiyet / Belonging”, 14 Kasım Cumartesi günü Kadıköy’deki Museo Moda Sanat Galerisi’nde ilk kez izleyiciyle buluşacak ve 26 Kasım’a kadar görülebilecek. Sergi, sanatçının 2025–2026 yıllarında ürettiği yaklaşık 20 resimden oluşacak.

Ayrılan kişi kim, dönen kişi kim?

Pelin Yazar, Chicago’da altı yılı aşkın, Montreal’de on üç yıl yaşadıktan sonra 2015’te atölyesini İstanbul’a taşıdı. Kanada’yla bağı ise hiç kopmadı: Farklı ülkelerdeki sanatçı buluşmalarına ve sempozyumlara Kanada’yı temsil ederek katılmayı sürdürmektedir. “Aidiyet”, iki kıyı arasında yıllardır süren bu hayat biçiminin resimle anlam bulmuş karşılığıdır.

Sanatçının kökleri Selanik’e, Bulgaristan’a ve Kafkasya’ya uzanıyor; hayatının uzun bir dönemi okyanusun öbür yakasında geçti. “Ben nereye aitim?” sorusu bu yüzden tek kelimelik bir cevaba hiç sığmadı. Sanatçı bugün bu soruyu şöyle karşılıyor: “Bugün anlıyorum ki İstanbul’a dönen kişi, İstanbul’dan ayrılan kişiyle aynı değil.”

Serideki kıyılar bu nedenle birer manzara olarak değil, birer hatıra olarak çalışıyor. Uzaktayken içinde taşıdığı deniz, ışık ve şehrin değişen ritmi, dönüşte başka gözlerle yeniden görülüyor. Pelin Yazar için aidiyet artık bir toprağa bağlanmaktan çok bağ kurmak demek: “bir insanla, bir zamanla, bir dille, bir duyguyla.”

Saklanan figürler, evini arayan renkler…

Pelin Yazar bir resme, özel bir konuyla ya da isimle başlamıyor. Önce zihninde bir kompozisyon kuruyor, ardından tuvalde onun karşılığını arıyor. Çalışma sürecini müziğe benzetiyor; tınıyı, boşluğu ve ritmi tartarak keserek, ekleyerek, sorgulayarak ilerliyor.

Sanatçı aynı anda birkaç tuval üzerinde çalışabiliyor. Bir resmin hikâyesini bulamadığında onu bırakıp diğerine geçiyor, sonra geri dönüp önceki katmanları değiştiriyor. Asıl derdi her rengin doğru yerde durması: “O kırmızı tam oraya ait mi, yoksa hâlâ evini mi arıyor?” Bu bakışla her resim, renklerin kendi aidiyetlerini bulma hikâyesine dönüşüyor kendi deyimiyle.

Son yıllarda soyut kompozisyonlarına figüratif öğeler de katan sanatçının figürleri kendini kolay ele vermiyor; resmin içine saklanıyor. “Saklı Balık” bu yaklaşımın örneklerinden biridir örneğin. Pelin Yazar bu saklılığı insan ilişkilerine benzetiyor: En derin bağlarımız da her zaman göz önünde değildir ve onları görmek biraz zaman, biraz da sabır ister.

Hayat boyu kurulan bu bağlar, bir kolajın parçaları ya da bir mozaiğin taşları gibi yan yana diziliveriyor. Her biri başka bir kültürün, başka bir dostluğun, başka bir dilin izini taşıyor. Sergi, izleyiciyi resimlere biraz daha yakından bakmaya ve yüzeyin altındaki saklı figürleri sanatçıyla birlikte keşfetmeye çağırıyor.

Bu Sergi Aidiyete Yeni Bir Kapı Açılıyor…

Pelin Yazar Sergisi’nde “Aidiyet” Üzerine Söyleşiler

Pelin Yazar’ın sergisi [14-26 Kasım] tarihleri arasında [Museo Moda]’da ziyaretçilerini bekliyor. Sergi süresince farklı alanlardan konuk konuşmacılar söyleşilerde aidiyet kavramını ele alacak. Her biri bu kavrama kendi deneyimi ve mesleğinin bakış açısıyla yaklaşacak.

Söyleşi dizisi 15 Kasım Pazar günü akademisyen, dünyaca ünlü rotaları aşan kadın motosiklet gezgini Asil Özbay ile saat 18:00’de başlıyor. Özbay, aidiyet kavramını bir motosiklet seyyahı olarak ele alırken, aidiyet, özgürlük ve keşif üzerine uzaklaşmanın büyüsünü anlatacak.  Anın içinde rutinin dışında ara başlığı ile söyleşi sorular eşliğinde devam edecek.

Sergi boyunca söyleşi yapacak diğer konuklar:

  • [18 Kasım Çarşamba 18:00] – Hale Üstün, Tiyatro Yöneticisi 

Konu: (Tiyatro’da Oyunculuk Üzerine Aidiyet) 1997 yılında ilk kez perdelerini açan Tiyatro Simurg’un yöneticisi ve oyun yönetmeni Hale Üstün, oyunculuğun aidiyet kavramı ile ilişkisini anlatacak.

  • [18 Kasım Çarşamba 19:00] – Mert Yazar, Yazar (Vankay Öyküleri)

Konu: (Vankay: Aidiyetin Öteki Yüzü) İnsanın bir yere ait olma arzusuyla hiçbir yere bütünüyle ait hissedememesi arasındaki çelişkiyi ele alacak olan Mert Yazar, aidiyetin bir coğrafyaya mı, insanlara mı, anılara mı yoksa insanın kendi iç dünyasına mı bağlı olduğunu sorgulayan serginin çekirdeğine hizmet eden bir söyleşi gerçekleştirecek.

  • [21 Kasım Cumartesi 14:00] – Muhsine Arda, Şair ve Akademisyen 

Konu: (Bir Kültürü Sonradan Sevmek: Dil, Müzik ve Sanat Yoluyla Aidiyet) İnsan doğduğu yere mi aittir, yoksa kalbinin seçtiği yere mi? Bu söyleşide akademisyen ve şair Muhsine Arda, 1989 kışında İstanbul’a ilk kez gelen ve Sultanahmet’te duyduğu ilk ezanla bu şehre bağlanan Walter’la, sonradan sevilen bir kültürün insanı nasıl dönüştürdüğünü konuşacak. Söyleşide dilin, müziğin ve sanatın bir yabancıyı nasıl “buralı” yapabildiği ele alınacak. Aidiyetin bir miras olmadığı, emek ve sevgiyle kurulan bir bağ olabileceği tartışılacak.

  • [21 Kasım Cumartesi 16:00] – Walter L. Meyer Küratör (ABD)

Konu: (Türkleşiyor muyum?) Pelin Yazar’ın Aidiyet sergisinin açılışında konuşacak Walter L. Meyer, İstanbul’a ilk kez geldiği süreci, ezanı ilk duyduğu andan itibaren bu şehirle kurduğu bağı, yıllarca  Türk kültürünü, müziğini ve dilini öğrendikten sonra 2019’da Los Angeles’tan İstanbul’a taşındığı günlerde aidiyet kapısını kendisine sanatın nasıl açtığını anlatacak. 

YAZAR

Sanat Okur
Sanat Okur yazarı

Sanat Okur

Sanat Okur, sanat haberleri, sergi incelemeleri ve sanatçı içerikleri üreten bir online sanat haber platformudur. Amacı, güncel sanatı erişilebilir ve anlaşılır şekilde geniş kitlelere ulaştırmaktır.

Tüm yazıları →

Instagram’da paylaş

Bu cihazda doğrudan dosya paylaşımı açılamadı. Hazır görseli kaydedip Instagram’da paylaşabilirsin.

Görsel hazırlanıyor…

Görseli Instagram story’ne ekle. Habere tıklanabilmesi için kopyaladığın adresi Instagram’ın Bağlantı çıkartmasına yapıştır.