Sibel Ünalan’ın “I NEED ART” başlıklı kişisel sergisi, 7 Mart – 11 Nisan 2026 tarihleri arasında Ankara Platform Armoni’de sanatseverlerle buluşuyor. Sanatçı, kolaj ve dijital müdahalelerle örülü yeni sergisinde, sanatın sadece bir ifade biçimi değil, hayatta kalmak için temel bir ihtiyaç olduğu gerçeğini sorguluyor.
“Sanata İhtiyacım Var, Tıpkı Nefes Almaya Olduğu Gibi”
Serginin çıkış noktası, Britanyalı sanatçı Tracey Emin’in 1998 tarihli ikonik sloganına dayanıyor. Ünalan, bu sloganın hem grafik gücünden hem de barındırdığı yaşamsal mesajdan yola çıkarak dört aylık yoğun bir üretim sürecini izleyiciye sunuyor. Sanatçıya göre sanat; ‘’Dünyanın korkutucu yüzünden uzaklaşabildiğimiz, kendimizi güvende hissettiğimiz ve nefes alabildiğimiz yegane sığınak.’’
Çok Katmanlı Anlatım: Fotoğraf, Grafik ve Kolaj
Ünalan’ın pratiğinde önemli bir yere sahip olan kolaj, bu sergide de farklı materyallerin etkileşimiyle zengin bir dil oluşturuyor. Kumaş, metal, boya ve dijital kompozisyonların bir araya geldiği eserlerde, sanatın “nefes aldırdığı” figürler ve anlar başrole yerleşiyor:
- Sanat Tarihine Saygı Duruşu: Sokak fotoğrafçılığının gizemli ismi Vivian Maier, Pop Art’ın öncüsü Andy Warhol ve aktör Geoffrey Rush’ın bedeniyle hayat bulan Giacometti, Ünalan’ın tuvallerinde yeniden yorumlanıyor.
- Müziğin İzleri: Jazz tutkusunun bir yansıması olarak Nina Simone, John Coltrane ve Billie Holiday’in ruhu, “Gece Yarısından Sonra Gidiyorum” gibi eserlerle kompozisyonlara sızıyor.
- Teorik Sorgulamalar: Siyahı bir renk olarak onurlandıran “Black is Color” ve her yapıtın aslında sanatçının bir ifşası olduğunu savunan “Her Resim Bir Otoportredir” gibi çalışmalar, serginin kavramsal çerçevesini genişletiyor.
Sanatçının “Deşifre” Alanı
Sibel Ünalan, ilk hocası Lütfü Günay’ın bir natürmortu üzerinden yaptığı “Bu sensin” yorumundan yola çıkarak, sanat eserinin sanatçıyı deşifre eden bir ayna olduğunu vurguluyor. Eserler, dijital tasarımların tuval üzerine basılması ve ardından sanatçının fiziksel müdahaleleriyle son halini alıyor. Bu süreç, izleyiciyi sanatçıyla gelecek arasında kurulan o görünmez bağa tanıklık etmeye davet ediyor.
“Yapıtlarımız bizim deşifrelerimiz olabilir mi? Çıplak mı kalıyoruz izleyenlerin önünde? Her ne hissediyor olursak olalım sanat bize nefes aldırıyor. Sanata ihtiyacımız var; yaşamak ve kendimizi ifade edebilmek için.”
Sibel Ünalan
