mezopArt’ın İstanbul sergisi ve kamusal programını düzenlediği Stories of Migration: Art, Resistance and Solidarity Across Borders, göç ve yerinden edilmenin ev, beden, hafıza, dil ve aidiyet üzerindeki farklı izlerini beş sanatçının çalışmaları üzerinden ele alıyor. 27 Eylül’e kadar DEPO’da görülebilecek sergi; Adele Tamam, Ara Chalym, Irmak Suzan Ertaş, Persefoni Myrtsou ve Saeed Mirshekari’nin çalışmalarını bir araya getiriyor. Stories of Migration, göçü ortak ve homojen bir deneyim olarak tanımlamak yerine, bu deneyimin her sanatçının yaşamında ve üretim pratiğinde aldığı farklı biçimlere bakıyor.
19 Eylül’de açılan Stories of Migration’da resim, video, fotoğraf, metin ve yerleştirmeler bir araya geliyor. Sergide göç kimi zaman çocuklukta kurulan bir evin hatırasında, kimi zaman bedenin baskı karşısındaki tepkilerinde; kimi zaman bir yerin katmanlı tarihinde, dil ve çeviride ya da farklı coğrafyalar arasında taşınan hafızada beliriyor. Beş sanatçının çalışmaları böylece göçü tek başına bir tema olarak ele almak yerine, yer değiştirme deneyiminin kişisel ve sanatsal pratiklere nasıl sızdığını farklı yönlerden görünür kılıyor.
Evden bedene: Yer değiştirirken ne taşırız?
Adele Tamam’ın The Game of Home Home adlı yerleştirmesi, sanatçının Yemen’deki çocukluğunda diğer kız çocuklarıyla karton kutulardan kurduğu hayali evlerden yola çıkıyor. Çocukluk oyunundan kadınlığa, Yemen’den Malezya’ya ve ardından Hollanda’ya uzanan çalışma, “ev” fikrinin güven ve aidiyet kadar sınırlar, kısıtlanma ve kayıpla kurduğu ilişkiyi de araştırıyor. Tamam’ın A Child’s Premonition adlı çalışması ise çocukken tekrar tekrar çizdiği, yaşadığı coğrafyaya benzemeyen bir manzaraya yıllar sonra yeniden dönerek çocukluk hafızasıyla bugünün deneyimleri arasında bir bağ kuruyor.
Saeed Mirshekari’nin resim ve yazıyı yan yana getiren çalışmalarında ise yer değiştirme deneyimi bedende iz bırakıyor. Thanatosis, Persistence of Vision, Cyanosis ve Yield gibi eserlerinde tıp, biyoloji ve optik alanlarından gelen kavramları kullanan sanatçı; bedenin baskı, belirsizlik ve travma karşısında geliştirdiği tepkilerle ilgileniyor. Mirshekari’nin pratiğinde farklı ülkelerde mülteci olarak karşılaştığı bürokratik dil de zamanla sanatsal malzemeye dönüşüyor.
Bir yerin hafızasından dilin katmanlarına
Persefoni Myrtsou’nun video ve yerleştirmeden oluşan The Holy Water of Armaş adlı çalışması, sanatçının Armaş’ta karşılaştığı yerel tarihle kendi ailesinin Doğu Trakya’dan Yunanistan’a uzanan yerinden edilme hikâyesini yan yana getiriyor. Toprak, tarım ve tohumlar üzerinden farklı toplulukların hafızalarının izini süren Myrtsou, birbirinden farklı tarihsel deneyimleri eşitlemeden yeniden ilişki içine sokmanın yollarını araştırıyor.
Irmak Suzan Ertaş ise bir yerin hikâyesinin nasıl duyulduğu, kaydedildiği, aktarıldığı ve başka bir dile geçtiğinde nasıl dönüştüğüyle ilgileniyor. Here-Say: A Transcription Study and a Translation of a Translation, saha notlarını, görüşme kayıtlarını ve Türkçe-İngilizce anlık çevirileri bir araya getirirken; The Threads of Akmeşe, asetat parçaları, tepegöz, ışık ve izleyici katılımıyla sürekli yeniden kurulabilen katmanlı bir anlatıya dönüşüyor. Ertaş’ın I did it again adlı şiir çalışması da sergide yer alıyor.
Ara Chalym’ın sergideki kâğıt işleri ve Mountain Speaks to Mountain serisi ise dil, coğrafya, hafıza ve iletişim etrafında şekilleniyor. Metin ve farklı görsel katmanlar arasında hareket eden çalışmalar, bir yerden başka bir yere taşınan kişisel ve kolektif hafızanın farklı ifade biçimlerini araştırıyor.
Priştina’dan Armaş’a, Utrecht’ten İstanbul’a
Beş sanatçının farklı üretimlerini bir araya getiren Stories of Migration’ın arkasındaki süreç de bu çoğulluğu koruyacak biçimde gelişti. Eylül 2025’te Pristina’da başlayan iş birliğinin ardından Mart 2026’da Armaş Vakfı’nın ev sahipliğinde bir haftalık konuk sanatçı programı gerçekleştirildi. Sanatçılardan önceden belirlenmiş bir sonuç üretmelerinin beklenmediği program; birlikte yaşama, sohbet, araştırma, çevreyle ilişki kurma ve birbirlerinin üretim süreçlerine tanıklık etme etrafında şekillendi. Süreç, Utrecht’te BAK Basecamp’te gerçekleştirilen kamusal buluşmanın ardından İstanbul’daki sergiye uzandı.
19 Eylül’de DEPO’daki açılışa eşlik eden kamusal program da serginin ortaya koyduğu soruları izleyiciyle birlikte düşünmeye açtı. Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu Kültür Ataşesi Jaef de Boer’in konuşmasının ardından Adele Tamam, Persefoni Myrtsou ve Saeed Mirshekari, İlkay Bilgiç moderasyonunda göç, hafıza ve aidiyetin üretimlerindeki farklı karşılıklarını konuştu. Persefoni Myrtsou moderasyonundaki ikinci oturumda ise Armaş Vakfı’ndan Sibel Asna, Tamam ve Mirshekari; birlikte yaşama, ev sahipliği ve sanatsal karşılaşmaları mümkün kılan koşullar üzerine deneyimlerini paylaştı.
