Kiff Bebek, Less Ordinary Studio iş birliğinde Tuğba Demirbaş’ın Gölge başlıklı pop-up sergisine ev sahipliği yapıyor. 16 Nisan’da kapılarını açan sergi, 7 Haziran’a kadar izleyiciyle buluşmaya devam ediyor.
Gölge, insanın bilinçli zihni ile içsel karanlığının dehlizleri arasında oluşan gerilim hattında şekillenir. Serginin merkezinde yer alan figürler, bastırılmış olanın en dürüst ve filtresiz tezahürleri olarak ortaya çıkar. Sanatçının üretim pratiği, ilkel itkilerin bedensel formda açığa çıkardığı kuralsız ve dönüşken morfolojileri temel alır. Bu bağlamda “gölge”, ahlaki bir zayıflık ya da kaçınılması gereken bir karanlık olarak değil; bilincin dışladığı ancak varlığını kararlılıkla sürdüren arzuların biçim değiştirmiş hâli olarak ele alınır.
Sergi, bireyin kendi yabani özüyle karşılaştığı o tekinsiz eşik anına odaklanır. Bastırılmış olanın yüzeye çıkışı, nazik bir süreç olmaktan uzaktır; beden bu karşılaşma sırasında tanıdık sınırlarını kaybeder, deformasyon ve abartı aracılığıyla yeni bir ifade alanı açılır. “Çirkin” ya da “korkunç” olarak nitelendirilen figürler, aslında bilincin kontrol edemediği bir gücün bedensel somutlaşmasıdır.
Demirbaş’ın resimlerinden oluşan seçki, benliğin görmezden geldiği parçaların yüzeye çıkışını görünür kılarken; arzu, özgürlük ve kontrol kavramlarını yeniden düşünmeye açar. Sergi, rasyonel sınırların çözüldüğü ve “yabani” olanın hüküm sürdüğü bir gerçeklik düzlemine işaret ederken, izleyiciyi kendi içsel gölgesiyle yüzleşmeye davet eder.
Tuğba Demirbaş
Tuğba Demirbaş, 1999 yılında Zonguldak’ta doğdu. Bülent Ecevit Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden 2025 yılında mezun oldu. Çeşitli teknikler ve malzemelerle deneyler yaparak ifadesini genişletmeye odaklanan bağımsız bir sanatçıdır.
Çalışmalarında histeri, tutku ve özgürlük kavramlarını merkezine alarak insan doğasının uç noktalarını sorgular. Sanatsal pratiğinin temelinde varoluşsal sorgulamalar, kimlik arayışı ve bireysel deneyimlerin yarattığı içsel çatışmalar yer alır. Gerçekliği doğrudan temsil etmek yerine, onu bozarak ve deformasyona uğratarak özgün bir ifade dili geliştirir.




