30. İTF Basın Toplantısı, The Marmara Taksim. credit: Salih Üstündağ
30. İTF Basın Toplantısı, The Marmara Taksim. credit: Salih Üstündağ

30. İstanbul Tiyatro Festivali 22 Ekim’de Başlıyor!

10 Eylül 2026
20 dakika

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen İstanbul Tiyatro Festivali 30. kez perdelerini açmaya hazırlanıyor. 22 Ekim – 3 Aralık tarihleri arasında, Mehmet Birkiye küratörlüğünde izleyiciyle buluşacak festival, Türkiye’den ve yurtdışından toplam 17 tiyatro, performans ve dans gösterisine ev sahipliği yapacak. Biletler 11 Eylül Cuma günü satışa çıkacak.

Mehmet Birkiye küratörlüğünde gerçekleştirilecek festival, altı uluslararası, on bir yerli gösteriden oluşan bir programla tiyatroseverlerle buluşacak. 3 Aralık’a kadar sürecek festivalde bu yıl iki yapım İKSV Genç Sanatçı Fonu ile desteklenecek.

Hafıza, bu yılki programda en çok üzerinde durulan meselelerden biri. Murat Gülsoy’un yazdığı Mehmet Birkiye’nin yönettiği Ve Ateş Bizi Tüketiyor, kayıp birini ararken kendini, benliğini, geçmişini bulma yolculuğunu anlatıyor. Çiğdem Erdöl’ün yazdığı Elif Sözer ve Zeynep Özden’in yönettiği Sanatçısı Belirsiz *İvi Buradaydı, 1964 sürgününden sonra kentin kültürel hafızasından silinen bir ressamı adıyla geri çağırıyor. Elif Özge Maltepe’nin yazdığı Mehmet Birkiye’nin yönettiği Bir Çeyiz Sözleşmesi’nde arşivden çıkan 129 yıllık bir çeyiz senedi, yazıldığı Yeniköy’deki bir kilisede yeniden okunuyor. Taldans’ın koreografiyle hazırlanan En Son Neyi Unuttuğumu Hatırlamıyorum ise otuz yıl önce arşivlenmiş bir sahne çalışmasını bugünün bedenleriyle temasa geçiriyor.

30. İstanbul Tiyatro Festivali Afiş
30. İstanbul Tiyatro Festivali Afiş

Dil ve iletişim, programın izleyicileri üzerine düşünmeye davet ettiği diğer önemli meseleler. Marah Haj Hussein’in projesi Dil Broblem Değil, işgal altında yaşayan bir ailenin ses kayıtlarından yola çıkarak anadilin kuşaktan kuşağa dönüşümünü gözler önüne seriyor. Ramesh Meyyappan ve George Mann’ın birlikte ürettikleri Veda Ritüeli’nde doğuştan sağır bir adam, işaret dilini hiç öğrenmemiş ilgisiz babasının ölümünün ardından ona kendi ritüeliyle veda ediyor. Caroline Guiela Nguyen’in yazıp yönettiği, festivalin ilk oyunu Lacrima ise Fransızca, Tamilce, İngilizce ve Fransız işaret dilindeki sahnelerinde Paris’teki bir modaevinden Mumbai’deki nakış atölyelerine uzanan bir emek zincirini deşifre ediyor.

Festival sahnesine taşınan bu meseleler, farklı zaman ve coğrafyalardan bugüne uzanıyor; içinde yaşadığımız dünyada yeni karşılıklar buluyor. Usta yönetmen Dmitry Krymov’un yazıp yönettiği Requiem, Rusya-Ukrayna savaşının gölgesinde yazılan; Suzie Miller’ın kaleme aldığı Nagihan Gürkan’ın sahnelediği Anna K, bir kadının özel hayatının sosyal medyada bir hashtag’e dönüşmesini konu alan yapımlar. J.M. Coetzee’nin romanı Romancının Romanı’ndan Saim Güveloğlu’nun uyarladığı Elizabeth Costello edebiyat, etik ve insanın dünyayla kurduğu ilişki üzerine bir sorgulama. Yeşim Özsoy’un yazıp yönettiği Aksak Deliryum’da ise adı konmamış bir felaket yavaş yavaş gündelik hayata sızıyor. Kadınların deneyimleri ve üretimleri, programın farklı noktalarında birbirine bağlanıyor. Yngvild Aspeli, Paola Rizza’ın kukla anlatısına başvurak uyarladığı Bir Bebek Evi, festivalin bu hattındaki ilgi çekici duraklardan biri.

Dans yapımları, her zaman olduğu gibi festivalin önemli bir parçasını oluşturuyor. Nederlands Dans Theater’ın festivaldeki programı, Jiří Kylián ve Marco Goecke’nin NDT repertuvarından iki yapıtını Noé Soulier’nin yeni eseriyle yan yana getirerek topluluğun farklı kuşaklardan koreograflarından bir seçki sunuyor. Otuzuncu festivale özel olarak koreograf Fernando Melo’ya sipariş edilen Rüzgâr Ağacı ise İstanbul Devlet Opera ve Balesi işbirliğiyle MDTistanbul dansçıları tarafından hayata geçiriliyor.

Beş yıl önce İstanbul’a yazılmış bir aşk hikâyesi olarak yolculuğuna başlayan İstanbul Mon Amour, bu yıl Aşk > Nefret < Aşk alt başlığıyla, Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı hikayelerle Kadıköy’e uğrayarak kentle kurduğu ilişkiyi yeni duraklar, karşılaşmalar ve anlatılarla sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl başlayan Reşad Ekrem Koçu uyarlamaları, Silahşör Kızı Rabia Hanım ile bu kez başka bir İstanbul öyküsünü izleyiciyle buluşturuyor. Oscar Wilde’ın zamana meydan okuyan eseri Dorian Gray’in Portresi’ni festival küratörlüğünün son yılında Mehmet Birkiye yönetiyor ve oyun, festivalin kapanışını yapıyor.

Festival, bu yıl ücretsiz etkinlikler programını yeni bir başlık altında, Festival Artı adıyla daha geniş bir çerçevede izleyiciyle buluşturuyor. Eylül ayında başlayacak program, festival dönemine hazırlık niteliği taşıyan söyleşiler ve ustalık sınıflarıyla açılacak; 30. İstanbul Tiyatro Festivali boyunca farklı ücretsiz etkinliklerle devam edecek. Festival Artı programına ilişkin ayrıntılı bilgiye tiyatro.iksv.org adresinden ulaşılabilir.

Tüm şehre yayılacak 30. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında, İstanbul’un iki yakasında; AKM Tiyatro Salonu, Alan Kadıköy, Arter, DoubleTree by Hilton Kadıköy, Fiba Salon İKSV, İBB Şehir Tiyatroları Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi, İstanbul Manifaturacılar Çarşısı, İstanbul Özel Saint-Joseph Fransız Lisesi, Komünite, Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi, Panayia Kilisesi, Paribu Art, Phebus Müzayede Evi, Tarih Edebiyat Sanat Kütüphanesi (TESAK), Yeldeğirmeni Sanat, Zorlu PSM olmak üzere 17 farklı mekân festival izleyicilerine kapılarını açacak.

Festivalin Onur Ödülü Tilbe Saran’a sunuldu

30. İstanbul Tiyatro Festivali Onur Ödülü, 9 Eylül Çarşamba akşamı The Marmara Otel Taksim’de düzenlenen bir törenle oyuncu Tilbe Saran’a sunuldu.

Tilbe Saran konuşmasında, “Onur ödülü alacağımı öğrendiğimde tahmin edersiniz ki içimde kelebekler uçuştu. Ve o kelebekler nice anıyı zihnime çağırıverdi. Hangi birinin peşine takılacağımı şaşırdım. 1989’dan bu yana geçen 37 yılda, İstanbul Tiyatro Festivali’nin 636 işinden kimbilir kaçını görmüş kaçını unutmuştum. Ama Dikmen hocanın bir yazısında dediği gibi ‘hayatımızın akışını değiştiren bazı anlar vardır’. Benim de bu ödül haberiyle belleğimin denizinde hayatımın akışını değiştiren bazı oyunlar, bazı oyuncular, bazı tasarımlar, bazı mekanlar, bazı sesler, görüntüler su üzerine çıkmaya başladı. 37 yıl boyunca İstanbul Tiyatro Festivallerinde izlediklerim kadar festivalin parçası 14 oyunumun aklımda kalan nice anısı doluşuverdi belleğime. Daldım hayallere. Hatırladıkça listem kabardı. Hangi birini saysam bir sonrakinin hatırı kaldı. Derken yitirdiklerim de hafızamın derinliklerinde belirmeye başladı. Hocalarım…dostlarım…ustalarım… işlerinin peşinde hayranlıkla koştuklarım… ve İstanbul’un dehlizlerine gömülüp silinen nice seyir mekanı içimi dağladı. Bu kayıplarla yüzleşmek pek kolay olmadı. Sonra tanıdık bir his geldi oturdu yüreğime: umut. İstanbul Tiyatro Festivali galiba bana en çok ‘umut’ verdi. Gündelik hayatın gelgeç dertlerinin karanlığında nefes aldırtmaktan söz etmiyorum. Havel’in tanımladığı “umut”tan söz ediyorum. İyimserlikle aynı şey olmayan umuttan. Sonucun ne olacağından bağımsız olarak bir şeyin anlamlı olduğuna duyulan kesinlik duygusundan. İlk yıllarından bugüne dünya ile aramızda köprüler kuran, izleme ezberlerimizi bozan, bazen ‘ne bu’ dedirten bazen birinin düşüne girmiş kadar büyülü dünyalar kuran nice iş benim hayatıma ‘anlam’ kattı. Meltem gibi bir hafiflik ve umut taşıdı. Bugün hayranı olduğum onca usta ile aynı satırda anılmak ve bir gün öğrencilerimle de aynı satırda buluşabilme ümidi beni kelebekler kadar sarhoş etti. Her daim kendini yıkarak yeniden var eden tiyatro sanatına, umuda, anlama hayata, kelebeklere ve İKSV’ye teşekkür ederim,” dedi.

Festival, açılışını 22 Ekim’de Caroline Guiela Nguyen imzalı Lacrima ile yapıyor

Festival açılışını 22 Ekim’de Théâtre National de Strasbourg’un (TNS) ilk kadın direktörü ve uluslararası sahnenin en çarpıcı yönetmenlerinden Caroline Guiela Nguyen imzalı Lacrima ile yapacak. 2024 yılında Avignon Festivali’ndeki gösteriminden sonra sonra Odeon Paris, Barbican, Schaubühne, BAM başta olmak üzere dünyanın önde gelen sahneleri ve festivallerine davet edilen, yer aldığı her sahnede ayakta alkışlanan Lacrima, yüksek katkıda bulunan gösteri sponsoru ENKA Vakfı’nın desteğiyle, 22-23 Ekim’de Zorlu Psm’nin Yüksek Katkıda Bulunan Mekan Sponsorluğu ve Institut français İstanbul’un değerli işbirliğinde Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde sahnelenecek.
Nederlands Dans Theater, uzun bir aranın ardından yeniden festivalde

Dünyanın en saygın çağdaş dans toplulukları arasında yer alan, her yıl Avrupa’dan Avustralya’ya uzanan geniş bir coğrafyada yaklaşık 150.000 izleyiciye ulaşan Nederlands Dans Theater, uzun bir aranın ardından 30. İstanbul Tiyatro Festivali’nde yeniden İstanbul’da izleyiciyle buluşacak. 1973 yılında topluluğa davet edilen ve daha sonra sanatsal direktörlük görevini üstlenen Jiří Kylián’ın 1978’de kurduğu NDT 2, Nederlands Dans Theater’ın devasa mirasının en taze ve dinamik taşıyıcısı olmayı sürdürüyor. NDT 2’nin üç ayrı koreografından üç bölümlük bir gösteri, 27-28 Kasım’da, Yeni Sahne Partneri Rönesans Gayrimenkul’un desteğiyle Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin Yüksek Katkıda Bulunan Mekan sponsorluğunda Hollanda Konsolosluğu ve Fonds Podium Kunsten Performing Arts NL’nin değerli işbirliğinde Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’ne konuk olacak.

İKSV Erişilebilir Sanat Partneri DenizBank’ın katkılarıyla: Veda Ritüeli

Festival ayrıca, İKSV Erişilebilir Sanat Partneri DenizBank’ın desteğiyle erişilebilirlik ve kapsayıcılığı odağına alan nitelikli üretimleriyle uluslararası bilinirlik kazanan ödüllü topluluk Ad Infinitum imzalı Veda Ritüeli’ni 7-8 Kasım’da Paribu Art’ta British Council’ın değerli işbirliği ve Paribu Art’ın Yüksek Katkıda Bulunan Mekan sponsorluğunda izleyiciyle buluşturacak. Sağır oyuncu Ramesh Meyyappan’ın oynadığı ve George Mann’in yönettiği gösteri; sevgi, kayıp, iletişimsizlik ve ebeveynlik üzerine kurulu, tiyatro sanatının üretim biçimlerini yeniden düşündürecek epik ve sözsüz bir solo performans.

İstanbul Tiyatro Festivali, İDOB ve MDTistanbul ortak yapımı: Rüzgâr Ağacı

İstanbul Tiyatro Festivali, 30. edisyonunu kutlarken İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) ve MDTistanbul ile ortak bir prodüksiyona imza atıyor. Günümüzün dikkat çeken koreograflarından Fernando Melo’nun 2023’te Danish Dance Theatre için yarattığı Rüzgâr Ağacı (Leaning Tree), otuzuncu festival için MDTistanbul dansçıları ile yeniden hayat buluyor. Melo’nun İDOB bünyesindeki çağdaş dans topluluğu MDTistanbul’un hünerli kadrosuyla yeniden sahneye taşıdığı koreografi, 24-25 Ekim’de AKM Tiyatro Salonu’nda Yatırım Finansman’ın gösteri sponsorluğunda Brezilya Konsolosluğu’nun ve İKSV Geneç Sanatçı Fonu’nun desteğiyle festival izleyicilerinin huzuruna çıkıyor.

Festival bu oyunlarla şehre yayılıyor

Artık bir festival klasiğine dönüşen İstanbul Mon Amour, bu yıl 10. yılını kutlayan BAM İstanbul ekibi tarafından Kadıköy’de sahneleniyor. Projeyi yazan ve yöneten Murat Mahmutyazıcıoğlu, izleyicileri Damla Sönmez, Ceren Kaçar, Selen Öztürk, Sevda Deniz Karali ve Melis Öz’ün performanslarıyla aşk, nefret, hafıza ve aidiyet üzerine üç tanıdık hikâyeyi binalarda, duvarlarda, çatlaklarda ve sıradan hayatlarda aramak üzere Kadıköy’e davet ediyor. MEKE Sanat ve Camper’ın gösteri sponsorluğuyla ve İKSV Genç Sanatçı Fonu ile desteklenen İstanbul Mon Amour I Aşk > Nefret < Aşk, 21 ve 22 Kasım’da İstanbul Özel Saint-Joseph Fransız Lisesi, Yeldeğirmeni Sanat ve Komünite’de gerçekleştirilecek.

Geçtiğimiz yıl yine festival kapsamında Küveloğlu Han’da sahneledikleri Aşk Yolunda İstanbul’da Neler Olmuş: Çerkes Rıdvan’ın Dolabı ile İstanbul tarihçisi Reşad Ekrem Koçu’nun tefrika sayfalarını aralayan yaratıcı ekip, seyirciyi bir kez daha yazarın skandallarla dolu İstanbul’una davet ediyor. Festivalde bu kez Boğaz’daki yalısında kurduğu arzu krallığıyla İstanbul’un 17. yüzyıl başındaki ahlak kalıplarını altüst eden Silahşörkızı Rabia Hanım’ı tanıyor, onun cüretkâr fantezilerine kurban giden iki genç âşığın, Yusuf ile Letaif’in gerilim dolu öyküsüne tanık oluyoruz. Gerçek bir müzayede evinde arzu nesneleri ve günah eşyaları açık artırmaya çıkarken, hunhar ve hipnotik bir İstanbul kabaresinin de kapıları aralanıyor. Lara Lakay’ın sahneye uyarladığı bu mekâna özgü yapımda izleyiciler, 24 ve 25 Ekim’de Asmalımescit’in kalbindeki tarihi Phebus Müzayede Evi’nde, çağdaş anlatı tiyatrosunu canlı müzikle renklendiren sürükleyici bir müzayedenin misafirleri oluyor.

19. yüzyıl Yeniköy’ünde geçen bir düğün gecesinden günümüze kalan bir senet, bu oyunun başrolünde. 129 yıl sonra aynı senet, II. Mahmud’un fermanıyla kurulmuş bir kilisede, yine bir belgeden doğmuş bir yapının içinde, sahiplerinin huzurunda ses buluyor. Bu törende hiçbir şey taklit edilmiyor; senet okunuyor. İzleyici ise bu okumanın şahidine dönüşüyor. Mülkiyet, emek, korku ve sessizliğin kayıtları taş duvarlarda yankılanarak günümüze ulaşıyor. 484 Urban Garden’ın kurucusu Elif Özge Maltepe’nin Orhan Türker’in arşiv çalışmasından hareketle kaleme aldığı Bir Çeyiz Sözleşmesi’ni Murat Daltaban, 30-31 Ekim ve 1 Kasım’da Yeniköy Panayia Ortodoks Kilisesi’nde sahneye taşıyor.

Kadın üretimini dikkat çeken bir seçki: “Bu İşte Bir Kadın Var”

İstanbul Tiyatro Festivali programında, konusunu kadın hikâyelerinden alan veya kadın yazar, yönetmen ve oyuncuların öne çıktığı oyunlardan bir seçki, kadın üretiminin ve kadın bakış açısının daha görünür kılınması amacıyla, altı yıldır Odeabank’ın tema sponsorluğundaki “Bu İşte Bir Kadın Var” başlığı altında izleyicilere sunuluyor.

Henrik Ibsen’in modern tiyatronun başyapıtları arasında yer alan klasiği Nora, Bir Bebek Evi, bugüne kadarki en cesur uyarlamalarından biriyle festivalde yer alacak. Norveçli yönetmen, oyuncu ve kukla sanatçısı Yngvild Aspeli, hiper-gerçekçi insan kuklaları, örümcek ve kuş imgeleriyle oyunun tekinsiz atmosferini fantastik bir boyuta taşıyacak. Yngvild Aspeli’nin Paola Rizza ile birlikte yönettiği; olağandışı bir sahne tasarımı ve dramaturjiye sahip Bir Bebek Evi, 14-15 Kasım’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde Türkiye ile Norveç arasındaki diplomatik ilişkilerin 100. yılında Norveç Büyükelçiliği’nin desteğiyle izleyiciyle buluşacak.

Zeynep Özden ve Elif Sözer’in proje tasarımını ve yönetmenliğini üstlendiği, Çiğdem Erdöl’ün yazdığı Sanatçısı Belirsiz* İvi Buradaydı, İstanbul doğumlu Rum ressam İvi Stangali’nin kayıp izlerini sahnede yeniden sürecek. Tilbe Saran, Fulya Peker ve Çağdaş Ekin Şişman’ın sahnede İvi Stangali’nin farklı zamanlarına, kırılmış benliklerine ve hafızasında saklı kalan anılarına hayat verdiği oyun, 3-4 Kasım’da Arter Karbon’da; 17 Kasım’da Bakırköy Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde sahnelenecek.

Uluslararası sahneden çarpıcı iki örnek

Doksan yıllık köklü bir geçmişe sahip Klaipėda Drama Tiyatrosu’nun sahneye taşıdığı Requiem’i çağdaş Rus tiyatrosunun yaşayan en büyük ustalarından, beş kez Golden Mask ödülüne layık görülen Dmitry Krymov yazdı ve yönetti. Karşınızda, parçalanmış bir dünyanın iç içe geçen anlatılarını usta işi bir rejiyle sahneye taşıyan modern bir başyapıt var. Efsanevi Sovyet tiyatro ve sinema yönetmeni Anatoly Efros’un oğlu olan ve tiyatro kariyerine sahne tasarımcısı olarak başlayan Krymov’un sahne tecrübesi, Requiem’in görsel dünyasında ve güçlü sahnelenişinde kendini hissettiriyor. Haruki Murakami’nin Sahilde Kafka’sından Shakespeare’in Hamlet ve Ofelya’sına, oradan günümüz dünyasının savaş ve kayıplarının sert gerçekliğine uzanan Requiem, birbirinden uzak görünen karakterleri, devirleri ve hikâyeleri ortak bir yüzleşmede buluşturuyor. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından ülkesinden ayrılan Dmitry Krymov, Requiem’i, 11-12 Kasım’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde olacak. Oyunun yüksek katkıda bulunan gösteri sponsoru ise N Kolay.

2023’te Het Theaterfestival’ın Roel Verniers Ödülü’ne, 2025’te “35 Yaş Altı En Beğenilen Performans” ödülüne değer görülen Marah Haj Hussein, Dil Broblem Değil’de (Language: no broblem) kendi hikâyesini işgal altındaki Filistin’de yaşayan ailesinden alınmış ses kayıtlarına başvurarak aktarıyor. Sarsıcı anlatımı, ses ve görüntü unsurlarıyla, bir dilin diğerini zaman içinde nasıl baskılayabildiğini ve kuşaklar boyu değiştirebildiğini gözler önüne seren oyun, 28-29 Kasım’da Alan Kadıköy’de.

Yeni Arayışlar bölümü bu yıl da devam ediyor

Üç yıl önce başlatılan, metne ve sahnelemeye farklı açılardan yaklaşan genç sanatçı ve toplulukları desteklemeyi amaçlayan “Yeni Arayışlar” bölümü, bu yıl En Son Neyi Unuttuğumu Hatırlamıyorum ve Aksak Deliryum ile devam ediyor.

2003 yılında Mustafa Kaplan ve Filiz Sızanlı tarafından kurulan Taldans; bedenin mekân, matematik, ritim ve oyunla karşı karşıya geldiği üretimleriyle Türkiye çağdaş dans sahnesinde yeni bir sayfa açtı. En Son Neyi Unuttuğumu Hatırlamıyorum’da koreograflar, yaklaşık otuz yıl önce Tiyatro Araştırma Laboratuvarı (TAL) tarafından arşivlenen Troya İçinde Vurdular Beni oyunundan yola çıkıyor. 1988 yılında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları bünyesinde, yönetmen ve eğitmen Beklan Algan öncülüğünde kurulan TAL, deneysel bir araştırma birimi olarak faaliyetlerini 2002’ye kadar sürdürdü. Anadolu’nun performans geleneklerinden beslenen özgün bir oyunculuk dili geliştirilmesinde önemli bir rol üstlenerek zamanla yeni bir ekol oluşturdu. TAL’ın deneysel tiyatro mirasını bugünün estetik ve politik koşulları içinde yeniden düşünen bu çalışma; tarihsel metinleri, hareket pratiklerini ve mekânsal dramaturjiyi beden üzerinden yorumluyor. Arşiv burada sabit bir kayıt olmaktan çıkıyor; temas ettikçe değişen, sorular sordukça yeni karşılaşmalar doğuran yaratıcı bir zemine evriliyor. 13-14 Kasım’da 20.30’da Alan Kadıköy’de.

GalataPerform’un kurucusu ve genel sanat yönetmeni Yeşim Özsoy, Aksak Deliryum’da disiplinlerarası üretime, yenilikçi metin ve sahneleme biçimlerine ilgisini sürdürüyor. 14. İstanbul Tiyatro Festivali’nde Aksak İstanbul Hikâyeleri ile İstanbul’un parçalı ritminden beslenen özgün bir hikâye anlatma biçimi geliştiren Özsoy, bu kez aynı arayışı din mitolojisinin kadim anlatılarına taşıyor. Kesişen hayatların, sırların ve tesadüflerin savurduğu altı karakter; aşk, aidiyet, inanç, güç, hafıza ve hayatta kalma arzusu etrafında örülen ilişkiler içinde yollarını arıyor. Mitler, günümüzün kırılgan gerçekliğiyle karşı karşıya geliyor. Zen ve Baba Zula gruplarından tanıdığımız Murat Ertel’in ses ve müziği, Ayşe Sedef Ayter’in ışık tasarımıyla bu oyun, unutulmayacak festival anılarınız arasında yer almaya aday. 24-25 Kasım’da 20.30’da Alan Kadıköy’de.

Edebiyattan ilhamla: Festivalde roman uyarlamaları

Edebiyatımızın en sevilen ve en çok okunan yazarlarından Murat Gülsoy’un aynı adlı romanından hareketle Müge Oskay’ın serbest uyarlama olarak kaleme aldığı Ve Ateş Bizi Tüketiyor; eski şarkıların, gece yarısı çarpan kapıların, tekrar tekrar görülen rüyaların, arayışların ve kayboluşların oyunu… Mask ve kukla tasarımından müziğe, koreografiden ışığa uzanan dört dörtlük sahne diliyle büyüleyici bir oyun, 31 Ekim ve 1 Kasım’da Bakırköy Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde festival izleyicisiyle buluşacak.

J. M. Coetzee, Romancının Romanı adlı eserinde Elizabeth Costello adında bir yazarı merkeze alır; onun üzerinden entelektüelin işlevini, yazarla eser arasındaki ilişkiyi ve etik sorumluluk fikrini tartışmaya açar. İnançtan, kesin yargılardan ve hazır cevaplardan uzak duran Costello’nun dünyası sanatın, düşüncenin ve temsilin sınırlarına dair sorularla örülüdür. Saim Güveloğlu’nun uyarlayıp yönettiği Elizabeth Costello, tiyatroyla ilgili bir tiyatro oyunu. “Bir sahne ne anlatmaya imkân tanır? Büyük değişimlere alan açabilir mi, yoksa yalnızca kolektif bir karşılaşma veya eğlence mekânı mıdır? Günümüzde sadece estetik kaygılarla bir oyun ortaya koymak mümkün müdür?” gibi sorular etrafında Güveloğlu, taraf seçmekten imtina ederek bir düşünme alanı açıyor. Tansu Biçer, Tülin Özen, Defne Koldaş ve Sezer Arıçay’ın rol aldığı yapım; edebiyatla tiyatro, yazarla karakter, temsil ile sorumluluk arasındaki ilişkiyi sahnenin merkezine taşıyor. Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatro Teşvik Ödülü desteğiyle üretilen oyun, 4-5 Kasım’da yüksek katkıda bulunan mekan sponsoru Paribu Art sahnesinde.

Prima Facie ve Inter Alia gibi uluslararası alanda ses getiren oyunlarıyla tanınan hukukçu ve yazar Suzie Miller’ın kaleme aldığı Anna K., Tolstoy’un eseri Anna Karenina ile bugünün dijital dünyası arasında paralellikler kuruyor. Haber taşıyan tren seslerinin sosyal medya uğultusuna karıştığı bu modern trajedide izleyenle izlenen, haber yapanla haber olan, yargılayanla yargılanan yer değiştiriyor. Eski dedikodu ağları yerini sosyal medya mahkemelerine bırakırken kadınların aşk, arzu ve özgürlük arayışı bir kez daha ağır bedellere mâl oluyor. Nagihan Gürkan’ın yönettiği ve Özlem Öçalmaz Yıldız, İbrahim Arıcı, ve Ceren Köse ile birlikte rol aldığı oyun, 18-19 Kasım’da Alan Kadıköy sahnesinde olacak.

30. İstanbul Tiyatro Festivali kapanışını, Dorian Gray’in Portresi’nin ilk gösterimiyle yapıyor. Bu akşam aynı zamanda, son üç yıldır festivalin küratörlüğünü üstlenen, oyunun yönetmeni Mehmet Birkiye’ye festival izleyicileriyle birlikte teşekkür etme ve küratörlük görevini Naz Erayda’yla birlikte Birkiye’den devralacak, Oscar Wilde’ın metnini sahneye uyarlayan Kerem Kurdoğlu’na merhaba deme vesilesi olacak. Salih Bademci, Engin Hepileri ve Yiğit Sertdemir’in oyunculuklarıyla seyir zevki yüksek, dinamik ve bugünün insanını derinden yakalayan bu uyarlama, 3 Aralık’ta Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde olacak.

Festivalden ücretsiz etkinlikler: Festival Artı

Festivalde sahnelenen eserlerle daha yakın ilişki kurmak isteyenler için Festival Artı programı ücretsiz sunuluyor. Festival Artı’da eserler perde arkasıyla konuşuluyor, yaratıcılarıyla birlikte enine boyuna tartışılıyor. Sahne sanatlarına profesyonel merak duyanlara yönelik atölye ve ustalık sınıflarında yeni beceriler kazanılıyor. Kitap Kulübü oturumlarında festivaldeki edebiyat uyarlamalarının kaynağına iniliyor. Bellek Sahnesi buluşmaları, sahne sanatları mirasımızın izlerini bugünün üretimlerinde görmek ve takdir etmek isteyenler için düşünüldü.

Ustalık Sınıfı: Fernando Melo (Rüzgâr Ağacı)
Tarih: 19 Eylül – Saat: 11.00 – Yer: Fiba Salon İKSV
Söyleşi: İvi Stangali’yi Hatırlamak
Tarih: 22 Eylül – Saat: 19.30 – Yer: Fiba Salon İKSV
Söyleşi: Reşad Ekrem Koçu’nun İstanbul’u
Tarih: 28 Eylül – Saat: 19.30 – Yer: Fiba Salon İKSV
Ustalık Sınıfı: Caroline Guiela Nguyen (Lacrima)
Tarih: 21 Ekim – Saat: 11.00-13.00 – Yer: Fiba Salon İKSV
Bellek Sahnesi Buluşması: Kumpanya
Tarih: 31 Ekim – Saat: 15.00 – Yer: Tarih Edebiyat Sanat Kütüphanesi (TESAK), Kadıköy
Bellek Sahnesi Buluşması: Taldans
Tarih: 14 Kasım – Saat: 15.00 – Yer: Tarih Edebiyat Sanat Kütüphanesi (TESAK), Kadıköy
Atölye: Hafızayı İşlemek
Tarih: 8 Kasım – Saat: 11.00-14.00 | 15.00-18.00 – Yer: İKSV Alt Kat
Tarih: 15 Kasım – Saat: 11.00-14.00 | 15.00-18.00 – Yer: Atölye 5554 (İMÇ)
Kitap Kulübü: “Romancının Romanı” (Elizabeth Costello)
Tarih: 9 Kasım – Saat: 20.00 – Yer: Fiba Salon İKSV
Atölyeler: Fiziksel Tiyatro Atölyesi: Ramesh Meyyappan (Veda Ritüeli)
Tarih: 7 Kasım – Saat: 11.00-14.00 – Yer: DoubleTree by Hilton, Kadıköy
Dans Atölyesi: Nederlands Dans Theater 2
Tarih: 28 Kasım – Saat: 11.30-13.00 – Yer: Zorlu PSM
Çocuk Atölyesi: Anna Karayorgi ile Soyut Kukla
Tarih: 17 Kasım – Saat: 10.00-11.15 | 12.30-13.45 – Yer: İKSV Alt Kat
Tarih: 18 Kasım – Saat: 10.00-11.15 – Yer: İKSV Alt Kat
Çocuk Atölyesi: Ceyda Akel ve Şirin Keskin ile Kuklayla Doğaçlama
Tarih: 19 Kasım – Saat: 10.00-11.15 | 12.30-13.45 – Yer: İKSV Alt Kat
Kitap Kulübü: “Ve Ateş Bizi Tüketiyor”
Tarih: 2 Kasım – Saat: 20.00 – Yer: Fiba Salon İKSV
Kitap Kulübü: “Dorian Gray’in Portresi”
Tarih: 30 Kasım – Saat: 20.00 – Yer: Fiba Salon İKSV
Söyleşi: Kim Korkar Çağdaş Danstan?
Tarih: 16 Kasım – Saat: 19.30 – Yer: Komünite

Festival ve İKSV Alt Kat işbirliğiyle, çocuklar için ücretsiz kukla atölyeleri

İKSV Alt Kat, 30. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında, İKSV 2026 Festivalleri Çocuk ve Genç Atölyeleri Sponsoru Alarko Holding’in katkılarıyla iki farklı yaş grubuna yönelik atölyelere evsahipliği yapacak.

4-6 yaş grubuna yönelik Anna Karayorgi yürütücülüğünde Soyut Kukla Atölyesi ve 7-9 yaş grubuna yönelik Kumbaracı50 Ekibi yürütücülüğünde Kuklayla Doğaçlama Atölyesi katılımcılarla buluşacak. Ayrıntılı bilgi için: tiyatro.iksv.org

Festival dışı prömiyerler

İstanbul Tiyatro Festivali, geçen yıl başlattığı “Festival Dışı Prömiyerler” çağrısını 30. edisyonunda da sürdürüyor. Festival, programında yer almayan ancak 22 Ekim–3 Aralık 2026 tarihleri arasında İstanbul’da prömiyer yapacak yerli yapımları festival izleyicisine duyurmayı amaçlıyor. Bu tarihler arasında İstanbul’un farklı sahnelerinde ilk kez izleyici karşısına çıkacak yeni prodüksiyonlar, web sitemizde “Festival Dışı Prömiyerler” başlığı altında özel olarak hazırlanan bir sayfada festival izleyicisinin dikkatine sunulacak. Ayrıca İstanbul Tiyatro Festivali Instagram hesabında, izleyicileri web sitesindeki bu ajandaya yönlendiren bir duyuru paylaşılacak. Formda istenen tüm bilgileri eksiksiz içeren ve 9 Ekim 2026 tarihine kadar ulaştırılan başvurular web sitesinde yayımlanacak.

Sanat Okur

Sanat Okur, sanat haberleri, sergi incelemeleri ve sanatçı içerikleri üreten bir online sanat haber platformudur. Amacı, güncel sanatı erişilebilir ve anlaşılır şekilde geniş kitlelere ulaştırmaktır.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Reklam

Sevim Kaya, A Moment of Growth That No One Saw
Önceki

Sevim Kaya’nın Yeni Sergisi: A Moment of Growth That No One Saw

Aycan Küçüközkan, Ömer Faruk Belviranlı, Hasan Niyazi Tura
Sonraki

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası 2026-2027 Sezonunu Açıyor!