Seda Hepsev’in Yeni Sergisi: Büyülü Kaçış

Seda Hepsev, İsimsiz, Kumaş üzerine el işlemesi, alüminyum tel, 15 x 6 cm, 2025
Seda Hepsev, İsimsiz, Kumaş üzerine el işlemesi, alüminyum tel, 15 x 6 cm, 2025

x-ist, 29 Ocak – 28 Şubat 2026 tarihleri arasında Seda Hepsev’in Büyülü Kaçış başlıklı sergisine ev sahipliği yapıyor.

“Büyülü Kaçış”, masal ve mitlerde kahramanın sihirli bir dönüşüm aracılığıyla tehlikeden kurtuluşunu anlatan bir anlatı motifidir. Bu sergi, kaçışın dramatik anına değil; dönüşümün gerçekleştiği bir halden diğerine geçişin belirsiz ve askıda kalan eşiğine odaklanır. Seda Hepsev’in işleri, büyülü kaçışı bir kurtuluş anlatısı olarak değil bedensel, mekansal ve zihinsel bir dönüşüm hali olarak ele alır. Bu eşik, tamamlanmış bir varıştan çok süreklilik, geçicilik ve hareket fikri etrafında şekillenir.

Üretimde kullanılan kumaşlar, çoğunlukla bağış yoluyla ya da Zürih’teki ikinci el pazarlarından temin edilir. Bu pazarlardan birinde yaşanan bir anekdot, serginin kavramsal çıkış noktalarından birini oluşturur: 6–7 yaşlarında bir kız çocuğunun çizdiği kanatlı figür, sanatçı tarafından kelebek, annesi tarafından ise “peri” olarak adlandırılır; oysa çocuk bir sinek çizmiştir. Bu durum, kanatlı figürlere yüklenen toplumsal cinsiyet ezberlerinin ötesinde, göçmen bir çocuğun zihninde sinek gibi dirençli ve uyumlu bir varlığın yer etmiş olmasına işaret eder. Bu karşılaşmanın ardından sanatçı, kumaşları ağırlıklı olarak göçmen gruplardan, aile bireylerinden ve yakın çevresinden toplamaya başlar. Bu süreçte kurulan ilişkiler ve paylaşılan hikayeler üretimin (ayrılmaz-buna gerek yok sanki) bir parçası haline gelir. Kumaşlar, yalnızca bir malzeme olarak değil; geçmişe, bedene, eve ve dile ait taşıyıcılar olarak sergide yer alır. Geçmişe ait kumaşların yeniden biçimlendirilmesi, göçmenliğin mekan, beden ve dil ile kurduğu ilişkilerin yeniden düşünülmesiyle paralel ilerler. 

Sergideki formlarda bilinçli olarak kesinlikten kaçınır. Sabit bir temsile yerleşmek yerine, dönüşüm ve geçiş hallerini çağrıştıran akışkan yapılar olarak var olurlar. Kumaşın mekan içinde askıda kalma hali, tamamlanmış bir varıştan ziyade süreklilik ve hareket fikrini öne çıkarır. Burada dönüşüm, sonuca ulaşan bir eylem değil; devam eden, kesintiye uğramayan bir süreç olarak düşünülür. Serginin kavramsal ekseni de bu durmaksızın süren hal değişimi içinde şekillenir. Bu yaklaşım, Georges Didi-Huberman’ın da işaret ettiği üzere, hafızayı yalnızca geçmişe değil, geleceğe ve yeniliğe açılan dönüştürücü bir güç olarak ele alır.

YAZAR

Sanat Okur
Sanat Okur yazarı

Sanat Okur

Sanat Okur, sanat haberleri, sergi incelemeleri ve sanatçı içerikleri üreten bir online sanat haber platformudur. Amacı, güncel sanatı erişilebilir ve anlaşılır şekilde geniş kitlelere ulaştırmaktır.

Tüm yazıları →

Instagram’da paylaş

Bu cihazda doğrudan dosya paylaşımı açılamadı. Hazır görseli kaydedip Instagram’da paylaşabilirsin.

Görsel hazırlanıyor…

Görseli Instagram story’ne ekle. Habere tıklanabilmesi için kopyaladığın adresi Instagram’ın Bağlantı çıkartmasına yapıştır.