Ukrayna savaşının dördüncü yılında Gazze, Ukrayna, Sudan, Suriye ve Doğu Türkistanlı çocukların üretimleri İstanbul’da ortak bir hafıza alanında buluşuyor.
Fotoğraf sanatçısı Hilal Bayar, 8. Uluslararası İstanbul Çocuk ve Gençlik Bienali kapsamında geliştirdiği yeni çalışmasında, savaş ve zorunlu göç deneyimi yaşamış çocukların dünyasına odaklanıyor. Ukrayna savaşının dördüncü yılına girildiği bugünlerde güncellenen proje, farklı coğrafyalardan gelen çocukların sanat aracılığıyla kurduğu ortak dili görünür kılıyor.

Bienal kapsamında yürütülen çalışmada Ukrayna, Gazze, Suriye, Sudan ve Doğu Türkistan kökenli çocuklara tek bir soru yöneltiliyor:
“Benim için mutluluk nedir?”
Çocukların bu soruya verdikleri yanıtlar resimler, videolar ve görsel anlatılar aracılığıyla bienal alanına taşınırken, proje savaşın yarattığı yıkımın ötesinde çocuk imgeleminin direnç ve yeniden kurma kapasitesine odaklanıyor. Son günlerde özellikle Gazze’den projeye ulaşan video ve çizimler, çocukların en zor koşullar altında dahi umut üretmeye devam ettiğini ortaya koyuyor.
Bu süreçte çocukların kendi ifadelerinden doğan “Umut Sınır Tanımaz” ifadesi, projenin ikinci ana başlığına dönüşerek bienalin ortak duygusal eksenini oluşturuyor.
Hilal Bayar’ın uzun süredir kültürel hafıza ve çocuk bakışı üzerine geliştirdiği sanatsal pratiğin devamı niteliğindeki çalışma, çocukları savaş anlatılarının pasif tanıkları olarak değil; kendi görsel dillerini kuran aktif öznelere dönüştürüyor. Çizimler bu yönüyle yalnızca bireysel ifadeler değil, yerinden edilme, kayıp ve yeniden yaşam kurma deneyimlerinin kolektif görsel hafızası olarak okunuyor.
Belgesel estetik ile katılımcı sanat yaklaşımı arasında konumlanan proje, izleyiciyi çocukların dünyasına bakmaya değil, dünyayı çocukların çizdiği yerden yeniden düşünmeye davet ediyor.
Günümüzde savaş, göç ve belirsizliklerin çocukluk deneyimini yeniden tanımladığı bir dönemde, bienal kapsamında bir araya gelen bu çalışmalar yalnızca sanatsal üretimler değil; geleceğe bırakılan kolektif tanıklıklar olarak anlam kazanıyor. Hilal Bayar’ın yürüttüğü proje, çocukların sesini temsil etmekten öte, onların kurduğu umut dilini görünür kılarak sanatın kriz zamanlarında nasıl bir ortak iyileşme ve hafıza alanı oluşturabileceğini ortaya koyuyor.




