Atölye Söyleşileri: Loya Kader Öztürkmen

Loya Kader Öztürkmen
Loya Kader Öztürkmen

Atölye Söyleşileri serisinin on sekizinci konuğu disiplinler arası yaklaşımda geri dönüştürülebilir malzemelerle sanat eserleri üreten Loya Kader Öztürkmen.

Loya Kader Öztürkmen, geri dönüştürülebilen elek, tül, file ve tel malzemelerini kullanarak beden-zihin-ruh üçlemesini birbirinden ayrıştırıp izleyiciye bir ilizyon sunar. Bu ilizyon insanın farkındalık eksikliğini ve zihinsel karmaşasını görünür kılar.

Elek, Loya Kader’in ana malzemesi gibidir. Tüm malzeme seçimi izleyicide üzerine düşünebileceği bir duraklama alanı yaratırken geçirken yüzeyle insanın gerçeklik algısına karşı kırılganlığını görünür kılar.

Kendinden bahseder misin?

Gerçek kavramını irdeliyorum. Algının değişkenliği, gerçeğin göreceliliği adeta bir illüzyon etkisi. Tüm yaşam süren bir etki. Bireyin yaşamını idame ettirdiği gerçeği, var olan gerçek mi, yoksa algısındaki gerçeklik mi?

Multidisipliner bir sanatçı olarak ağırlıklı olarak sürdürülebilir materyallerden oluşan geniş bir malzeme yelpazem var. Çalışmalarımda kullandığım başlıca materyaller ise: elek, tül, file ve tel. Bu malzemelerin ortak paydada buluşmasını sağlayan ana etken illüzyon etkisi. Bir bütün olan beden, zihin ve ruh üçlemesini ayrıştırıp irdelerken, malzemenin illüzyon etkisini yansıtmaya müsait yapısı sayesinde bütün olarak sunuyorum. Resimlerimdeki fütüristik etkiyi destekleyen bu malzemeler bireyin özündeki sorgulama, çatışma, kaçma arzusu, yalnızlık gibi insan hallerinin karmaşık yapısını vurguluyor. Eleklerimdeki yüzler, kimi zaman zihninin susturamadığı başkasına ait olan sesleri temsil ederken kimi zaman da direkt kendi zihinsel karmaşasını ifade ediyor. Özellikle yüzlerin gözlerinin olmayışı tekinsiz bir durumun işareti. Çünkü bakan ama görmeyen, var- yok tezatında sorgulamaya iten bir durum. Bu durum kimi zaman kendini suçlayan bireyi kimi zamansa farkındalığı zayıflamış bireye değiniyor.

Figürlerin çoklu olmasının sebebi ise bir eyleme karar vermeden önce zihinde oluşan eylem seçeneklerini ana sıkıştırmak istememdir. Karar vermenin güçlüğü, kararın neticesinde doğan eylemin geri alınamaz dönüşleri ve doğurduğu başka kararlar netice olarak da doğan eylem zincirlemesi esas vurgulamak istediğim tekinsiz silsiledir.

Gerçek kavramında algı farklılığı arttıkça gerçeğin de değişiyor oluşu kendi içindeki tezatı ve oluşan bu tezatın kavramlar arası ironisi vurgulamak istediğim diğer unsur. Bireyin algısının gerçekliğinde kendi gerçekliğini yaşaması ve bireyin algısını değiştirmenin güçlüğü bu ironiyi destekleyen başka bir unsur.

Çalışmalarımda kullandığım katman tül, file veya tel ile yaşamın içerisindeki bir olayı farklı bakış açılarından betimleyerek gerçek kavramının içinde bulunduğu bu ironiyi Jean-Leon Gerome’un “Kuyudan Çıkan Gerçek” resminde çıplak gerçeğin görülmek istenmeme ve kuyuya hapsolmasına değinerek seyircinin algısındaki gerçeklik doğrultusunda görmek istediğini seçmesi için açık kapı bırakıyorum.

Loya Kader Öztürkmen Atölye
Loya Kader Öztürkmen Atölye

Şu anda çalıştığın mekânın atölyen haline gelme süreci nasıl şekillendi? Bu atölyede ne zamandır üretim yapıyorsun?

Ev-atölye konforunda çalıştım yıllarca. Konfordan kastım çalışma zamanlarımın kendi izafi zamanlarımla akması. Uyanır uyanmaz çalışmamla buluşmak. Derken evimin hemen altında bir dükkanın boşaldığını gördüm. Neden olmasın dedim. Pijamalarımla 5 dakikada ulaşabileceğim bir atölye. Ailem esnaf. Ben çocukken iş yerimiz evimizin hemen karşısındaydı. Çok bildik sevdiğim bir duyguyu çağrıştırdı atölyem. Dükkanım derim ben. Ailemin iş yerini bereketle açıp kapının önünü süpürdüğü gibi süpürürüm her gün. Kedilerimle, komşularımla konuşurum. Tıpkı çocukluğumdaki gibi. Esnaf çayı içerim sonra, dinlenirken. Özlediğim zamanları şimdi yaşamak ne güzel. 1 yıl olmadı buraya taşınalı ama hissettirdikleri çok geçmişten.

Üretmek dışında atölye senin için ne ifade ediyor?

Yeryüzü dünyasında naçizane ruhuma açtığım bir alan ve kendi dünyamdan insanlarla buluşma noktası.

Bu atölye bir canlı, bir koku ve bir ses olsaydı neler olurdu?

Şakir Bey var. O bir kedi. O beni bekler ben de onu beklerim. Bakışını özlerim Şakirciğimin. Beni gördüğünde tatlı telaşı ve incecik sitemli bir “hoş geldin”i var. Sokak kedisi, özgür ruhlu Şakir’in aitlik serzenişleridir atölyem.

Üretirken çok seslidir zihnim. Silsile halinde ağır kaotik sohbetlerimiz olur. Sonra bir ritme dönüşür. Tabii ki ruhum yorgun düşer bu sohbetlerden sonra. Manifestolarım da bu sohbetlerden sonra oluşur.

Hep serindir atölyem. Soğuğun bir kokusu vardır ya… O serinliğin kokusudur atölyemin kokusu.

Bir sanatçı atölyesini sadece üretim yeri olmaktan çıkartan unsurlar nedir?

Anlar ve anılar silsilesidir.

Loya Kader Öztürkmen Atölye
Loya Kader Öztürkmen Atölye

Atölyenin görünmeyen, ama senin için en önemli malzemesi nedir?

Beyaz bir boşluk hâlidir atölyem. Durağandır. Sakindir. Kucaklayıcıdır. Anlamak ve anlamlandırmak için telaş göstermeden seyreder üretimimde beni. Zihnimde ve ruhumda görünmeyen bir buz kütlesi gibi İstanbul’ un kaosuyla girdiğim an kapıdan, bilirim tüm kaosum burada eriyecek. Atölyemle benim aramda rutin bir devinimdir bu.

Atölyeler gizli alanlar mıdır? Ziyaretler esnasında seni rahatsız eden durumlar oluyor mu? Nedir onlar?

Sanatçının üretim alanı mâbedidir bir bakıma. Misafir Neyin? Ne için? Nerede? olduğunun hikâyesini bilemez atölyede. Hikâyenin öncesi ve sonrası var mı bilemez. Ruhu, zihni ve bedeniyle burada olan misafir sadece tanıklık eder. Fütursuzca zorbalandığım bazı tatsız deneyimler yaşadım. Ruhu, zihni, bedeni ehlileşmemiş terbiye edilmemiş, egosantrik insanları mâbedime almıyorum. Saygı. Yer yüzü dünyasında bu kadarcığını da yapabileyim, naçizane. Bazılarından korumalı insan varlığını. Yolu başka, yolculuğu başka olan insanlardan.

Atölyeni bir günlüğüne bir sanatçıya verseydin eğer o isim kim olurdu?

Leonardo Da Vinci.

Son olarak atölyende bir günün nasıl geçiyor?

Ailemden bana yadigâr “dükkan”ımın önünü süpürerek başlar günüm. Kedilerime mama, çiçeklerime su, komşularıma selam veririm. Günlük planlama defterim ve planlarıma gün sonu attığım tiklerim vardır. Yazı işleri günleri ayrıdır. Yazacağım zamanlar ruhumu dinginleştiririm. Çünkü bilgisayarın başında sakin saatlerce oturmak gerekebilir. Ancak çalışmamın başındaysam, zihnimin, ruhumun odalarında gezinir bedenim ve bütünleşir, özgürce.

YAZAR

Instagram’da paylaş

Bu cihazda doğrudan dosya paylaşımı açılamadı. Hazır görseli kaydedip Instagram’da paylaşabilirsin.

Görsel hazırlanıyor…

Görseli Instagram story’ne ekle. Habere tıklanabilmesi için kopyaladığın adresi Instagram’ın Bağlantı çıkartmasına yapıştır.