2024-2025 yaz sezonunda pek çok bağımsız/ödeneksiz tiyatrolar perde kapattı. Bu süreçte bazıları kısa bir mola verdi, yeni oyunların hazırlığına girişti bazıları da az gösterimle seyirciyle buluşmaya devam etti. Yılın son çeyreğinin başında, kimi tiyatrolar sahne perdelerini aralarken kimisi de perdelerini açmaya başladı. Tam da bu günlerde, 2026 öncesi, sezonu değerlendirmenin tam zamanı…
Bizler, seyirci olarak oyun öncesi sahneye gelir, fuayede birkaç dakika vakit geçirir ve oyunun başlamasına yakın koltuklarda yerimizi alırız. Oysa bir tiyatronun, görünenden öte karmaşık bir işletme yapısına sahip olduğunu, her eserin disiplinlerarası bir düşünce ile üretim sürecine ihtiyaç duyduğunu, sahne perdesinin açılmasından itibaren eser için yeni bir serüvenin başladığını umursamayız ya da göz ardı ederiz. Unutmamak gerekir; seyirci, sahnede bir oyun olmadan tiyatro deneyimi yaşayamaz. Tiyatro, oyun ile seyircinin karşılıklı varlığı üzerine kuruludur. Buradan doğan fikirle hem seyircinin ilgisini çekecek hem de özel tiyatroların emeğini vurgulayacak bir söyleşi serisine başlamayı uygun gördüm.
“Bir Sezonun Ardından” söyleşi serisinde, özel tiyatro yöneticileriyle bir araya gelerek 2024-2025 sezonunun öne çıkan yapımlarını, yaratıcı süreçlerini, yönetimsel zorluklarını, sahne arkası deneyimlerini ve seyirci ile ilişkilerine dair değerlendirme yapmak ve önümüzdeki 2025-2026 sezonuna deneyimler taşımak amaçlandı.
Bir Sezonun Ardından söyleşi serisinin konuğu olan moda sahnesi ekibini bir arada tutan motivasyonunu, yeni sezona dair heyecanlarını ve sahne önünde-arkasında yaşananları moda sahnesi’nin kurucularından, Sanat Yönetmeni Kemal Aydoğan aktardı.
“Devletin bizi kamu bütçesinden mahrum etmesi vatandaşlık hakları gereği mümkün değilken, keyfi bir tutumla bu desteği vermiyor. Bu artık sadece moda sahnesi’nin problemi değildir.”
Kemal Aydoğan
Geçtiğimiz tiyatro sezonu moda sahnesi için nasıl geçti? Sanatsal, teknik ve yönetimsel açıdan eleştirel yaklaşılan noktalar var mı?
2024-25 sezonunu eylül ayının sonunda “Macbeth” oyunuyla başlattık. Ocak ayının başında “Hizmetçiler” oyunu seyirci ile buluştu. Nisan ayında da “Kozmik Korku” oyunu sahnelendi. Sezon seyirci ilgisi açısından iyi başladı. Geçmiş sezondan devam eden 6 oyunumuz daha vardı. Şubat ayının başına kadar seyircinin ilgisi yoğun bir şekilde devam etti. Bu hem moda sahnesi hem de konuk toplulukların oyunları için geçerli. Olumsuzluk olarak T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın özel tiyatrolara verdiği devlet desteğinden ikinci kez yararlandırılmadık. Verilmeyiş gerekçesini yorumlarsak: moda sahnesi’nin tiyatro sanatına hizmet etmediğini düşünüyor bakanlık. Hizmetçiler oyunuyla baş vurmuştuk. Devlet Tiyatrolarının oynadığı Jean Genet oyunu moda sahnesi’nde oynayınca neden destek görmez? Bunun bir muamma olmadığı kesin. Devletin bizi kamu bütçesinden mahrum etmesi vatandaşlık hakları gereği mümkün değilken, keyfi bir tutumla bu desteği vermiyor. Bu artık sadece moda sahnesi’nin problemi değildir. Gerçi başka kimsenin de problemi değildir.
Şubat 2025 ile birlikte hem aşırı soğuklar hem de sömestr, ramazan ayıyla seyirci sayısında 1/3 oranında düşüş yaşandı. 19 Mart’la başlayan belediye başkanlarına yönelik operasyonlarla da neredeyse iki aylık durgunluk dönemine girildi. İlk boykot ilan edildiği 2 Nisan günü Kozmik Korku oyununun prömiyerine denk geldi mesela. Biletli seyirci sayısında hatırı sayılır bir düşüş yaşandı. Mayıs ayı sonuna kadar da bu durgunluk devam etti. moda sahnesi sezonu 4 Ağustos’a kadar sürdürdü. Haziran ve temmuz ayları mart, nisan, mayısa göre seyirci sayısı açısından salonlar daha dolu geçti.
moda sahnesi bütçe, teknik/altyapı ve zaman gibi kısıtlamalarla nasıl başa çıktı ve bunlardan nasıl etkilendi?
Ana gelir kaynağımız gişeden elde ettiğimiz gelir. Bunun için salonun mutlaka dolması gerekiyor. Bunun tek koşulu seyircimizi tiyatro faaliyetine inanıp, güvenmesini sağlamak öncelikle. Bunun için çok çaba sarf ediyoruz. Bu kaynakta oluşacak bir zaafiyet tiyatronun devamlılığını sekteye uğratır. Pamuk ipliğine bağlı olduğumuzu 19 Mart itibariyle yaşanan olaylar sırasında oluşan seyircinin ilgisinin azalmasından çok net anladık zira.
Teknik altyapı meselesi sahiden büyük sıkıntımız. Eskiyen tertibatın yerine yenisini koymamız bütçesizlik nedeniyle büyük oranda mümkün olamıyor. moda sahnesi’nin kurucusu, ışık tasarımcısı ve teknik sorumlumuz İrfan Varlı spotları tamir ede ede kullanmaya devam ediyor. Ancak ömrünün sonuna gelen malzemeler var. Bu malzemeleri yerine koymak için kullanabileceğimiz kamuya ait ne ucuz kredi var ne de hibe. Soba borusuyla savaş kazanılmış olabilir ama boş tenekelerle tiyatro yapmak pek mümkün değil.
Zamanın problemliği şöyle beliriyor: Tiyatroyu ayakta tutmak için çaba sarf ederken tiyatro sanatı için yeniliklere ya da Anadolu seyirlik kültürünün çağdaş zamanlarla kuracağı ilişkiyi araştırmaya denemeye fırsatımız olmuyor. Para kazanıp tiyatroyu ayakta tutmak 24 saatimizi alan bir faaliyet. Tiyatro sanatının estetik boyutu ile olan ilgimiz düşük seviyeli devam etmek zorunda kalıyor ne yazık ki. Bu topraklardan gücünü alan tiyatro formlarının peşine düşebilmek zamanın sahibi olmakla mümkün. Şu koşullarda zaman bizim değil.
Geçtiğimiz sezonun en zorlayıcı prodüksiyonu hangi oyun oldu?
Hizmetçiler oyunu Jean Genet’in oyun direktiflerini yerine getirmek bağlamında zorladı bizi estetik olarak. Genet’in yapmak istediği şeyin metinde izini sürmek ve sonra da onu canlandırmak istedik. Bunu gerçekleştirmeye çalışırken Jean Genet’in metninin oyun içinde oyun yapısının bilgisini çıkarmak konusunda ufak tefek krizler yaşadık. Vebali büyük Jean Genet oyununu sahnelemenin. Genet’e layık olmak için elimizden geleni yaptık. Terletti bizi. Ama bu kaslarımızı da güçlendirdi. Finalde güzel bir oyun çıkarttık seyirci karşısına diye düşünüyorum.

Teknik tasarımlar göz önüne alındığında hangi işler dikkat çekti?
Macbeth oyununun Mustafa Avcı tarafından yapılan ses-müzik tasarımı ile İrfan Varlı ışık, Bengi Günay tarafından yapılan sahne tasarımı oyunun atmosferini oluşturmadaki etkililiği açısından çok takdir edildi. Macbeth oyuna uygun bu tasarımlar oyunculara olanaklı bir uzam yarattı.
Bütünsel değerlendirildiğinde; ekibi etkileyen oyun hangisi oldu?
Macbeth ekibi de Hizmetçiler ekibi de oyun için gerekli çabayı gösterdiler. İki ekip de sahnede oyunu oynamaktan, sahnede olmaktan çok mutlular.
Geçtiğimiz sezon, moda sahnesi ekibini -yönetimi, teknik ekibi ve sanatçıları- bir arada tutan işbirliği ortamı nasıldı? Üretim için ortak motivasyon kaynağını neydi?
Biz durmayan bir ekibiz. Yılda en az üç yeni oyun çıkartıyoruz. Uzun yıllardır birlikte tiyatro yapıyoruz. Politik, estetik uyumumuz üst seviyede. İşbirliğini düşünmüyoruz çünkü yola çıkarken 13 yıl önce temel ilkelerimizi belirlemiştik. Amatör bir ruhla profesyonel bir iş yapma yordamımız var. Zaten neredeyse 24 saat birlikteyiz çekirdek kadroyla. Birlikte oynadığımız oyunlarla hem kendimizi hem de toplumsal makineyi tanıyoruz. Ana motivasyonumuzun kaynağı burada yatıyor.
moda sahnesi’nin seyirci ile arasındaki bağ değerlendirildiğinde; geçtiğimiz sezon seyirci-tiyatro ilişkisi üzerine gözlemler nelerdir?
Bu konuda elde edilmiş bir bilgimiz yok. O nedenle sallamayayım ancak salonları doldurmalarından bizi benimsedikleri sonucunu çıkarabiliriz.

moda sahnesi’nde gelecek sezonda, sahne arkasında -teknik ve yönetimsel- olarak neyin farklı olmasını istersiniz?
Eskimiş spot ve ses malzemesini yenilemeyi, eksikleri gidermeyi çok isterdik. Mesela çok iyi bir projeksiyon makinemiz niye olmasın?
moda sahnesi’nin 2025-2026 sezonunda izleyiciyi neler bekliyor? Yeni sezondan beklentiniz nedir?
Edouard Louis’nin bir kadının kavgaları ve dönüşümleri anlatısını oyunlaştırıyoruz. Ayberk Erkay çevirdi. Ben yönetiyorum. Onur Ünsal oynuyor. Sahne tasarımını Bengi Günay, ışık tasarımını İrfan Varlı yapacak. Afişi İlknur Alparslan’a, oyun fotoları Orçun Kaya’ya ait. Oyunun YouTube çekimlerini Halil Serhan Köse üstleniyor. Mesut Karakulak ve Sevda Yeliz Nar oyunun asistanları. 25 Ekim’de İKSV Tiyatro Festivalinde prömiyer yapacak.
Yeni sezonda seyircilerimizle bağımızın kopmadan devam etmesini temenni ediyorum. Çünkü her kesinti ile birlikte durup kalkmak büyük bir enerji kaybına sebep oluyor.




