Yazarın yalnızlığını, okumanın dönüştürücü gücünü ve edebiyatın zamana karşı direncini katman katman işleyen Mert Demiray imzalı “Siyah Ciltli Kitap”, Kırmızı Kedi Yayınları etiketiyle okurla buluştu. Kurmaca ile gerçeklik arasındaki sınırları sınayan roman; matruşka bebekleri gibi iç içe geçen kurgusuyla sürükleyici bir edebi gizem sunuyor ve edebiyatın neden vazgeçilmez olduğunu yeniden düşündürüyor.

Mert Demiray’ın Kırmızı Kedi Yayınları etiketiyle yayımlanan ilk romanı “Siyah Ciltli Kitap”, okuru Beyoğlu’nun zaman dışı atmosferinde, bir sahafın gizemli dünyasından insan ruhunun en mahrem ve tutkulu derinliklerine sürükleyen katmanlı bir yolculuğa çıkarıyor.
“Biz mi kitapları okuruz, yoksa kitaplar mı bizi yazar?” sorusunun izini süren roman; kurmaca ile gerçeklik arasındaki sınırları bulandıran kurgusuyla okuru, anlatının ve yazarlık eyleminin doğası üzerine düşünmeye davet ediyor.
Aradığı hikâye Mehmet Bey’i bulduğunda
Romanın merkezinde, yayımlanmamış eserleri, yıllardır biriktirdiği ret mektupları ve sarsılmaz yazma tutkusu arasında yaşayan sahaf Mehmet Bey yer almaktadır. Gündüzlerini kitaplarla ve biricik köpeği Buck ile konuşarak, gecelerini ise Yazarlar Evi’nde hararetli edebiyat sohbetlerine tutuşarak geçiren Mehmet Bey’in sıradan hayatı, merhum bir edebiyatseverin kütüphanesinden satın aldığı kitapların arasından çıkan siyah bir ciltli bir kitapla değişir.
Bu isimsiz ve el yazması cildin kapağını açan sahaf, şaşırtıcı bir gerçekle karşılaşır: Kitap, Mehmet Bey’in daha bir gün önce yaşadıklarını yazmaktadır. Geçmişini okurken geleceğin belirsizliğinde ilerleyen kahramanımız, spiralleşen kurguda akıl sağlığını, yazarlık hırsını ve edebiyatın sınırlarını sorgulamaya başlar.
Roman üzerine bir roman
“Siyah Ciltli Kitap”, yalnızca sürükleyici bir gizem anlatısı sunmakla kalmıyor; Tolstoy’dan Kafka’ya, Orhan Pamuk’tan George Orwell’e, Flaubert’den Puşkin’e uzanan edebi göndermeleriyle yazarlık eyleminin doğasını, intihal ahlakını, orijinallik mitini ve zamanın döngüselliğini masaya yatırıyor.
Roman üzerine yazılmış romanların güçlü geleneğiyle konuşan ama özgün sesinden ödün vermeyen eser; yazarın yalnızlığını, okumanın dönüştürücü gücünü ve edebiyatın zamana karşı direncini katman katman işliyor.
Neden yazdığımız, neden okuduğumuz ve bazı kitapların bizi neden ömür boyu terk etmediği üzerine derin bir sorgulama sunan “Siyah Ciltli Kitap”, mistik kurgusu, sinematik atmosferi ve her karakterinde ayrı bir edebi tartışmayı barındıran yapısıyla tüm seçkin kitabevlerinde okurlarını bekliyor.
