Başarılı yönetmen İbrahim Çiçek’in Duncan Macmillan’ın “People Places and Things” adlı orijinal metninden uyarlayıp yönettiği, Cannes’da En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alarak bu başarıya ulaşan ilk Türk oyuncu olan Merve Dizdar’ın güçlü performansıyla büyülediği, -ödüllü- ışık ve hareket tasarımlarıyla dikkat çeken “İnsanlar Mekanlar Nesneler” üzerine bir yazı.
Bir sabah uyanıyorsunuz ve artık bağımlısınız! Geçmiş olsun… Bazen sistematik tacizler, süregelen işsizlik, doğru kurul(a)mayan bağlar, reddediliş(ler), terk ediliş(ler) bazen de psikolojik dayanıklılık geliştirilememesi, kişilik çatışmaları, duygusal yoksunluk bağımlılığın anatomisini oluşturabilir. Tüm bunlar veya sadece biri bizi bağımlı insanlara dönüştürebilir. Bu yazıyı yazarken en doğru ifadeleri bir psikiyatrist veya psikoloğun kuracağı kanısındayım. Çünkü bu, bir bağımlının yeniden doğuş çabası…

Martı metaforundan bir varoluş mücadelesine…
İnsanlar Mekanlar Nesneler, Anton Çehov’un Martı’sından bir kesitle, sahne içinde sahne ile başlıyor. Bir sonraki sahne ise bağımlılık sonucu dissosiyatif bozukluk içinde olan ve tüm oyunu şekillendiren genç bir kadını karşımıza çıkartıyor.
Emma, 40’ına henüz basmamış bir tiyatro oyuncusu. Hayattaki amacı -diğerleri gibi- sahnede olmak, oyuncu kalabilmek. Bağımlılık döngüsü içinde sıkışıp kalan Emma’nın hayatı tamamen trajediden ibaret. İnsanlar, mekanlar ve nesnelerle yeniden ilişkilenebilme çabası Emma’yı terapi odasına götürüyor. Odağını kaybettiğinde ise tüm deneyimlerini kaybediyor, başka bir dünya ile karşılaşıyor…
İnsanlar Mekanlar Nesneler’de Çehov’un Martı’sındaki gibi çatışmalı, beklentili, arayış ve varoluş mücadelesinin atmosferi hâkim. Martı oyunundaki Nina karakterini hatırlayınız: Aktris olmak ister, ancak başaramamıştır. Nina ile Emma (Sarah) aynı karakter değilseler bile, ikisi arasında bir ilişki kurulmaya çalışılmış. Emma, kim olmak isterse “o” olur…

Oyunculuk ve teknik unsurlarla güçlenen sahneler
İnsanlar Mekanlar Nesneler’de izleyiciyi ödüllü ışık ve hareket tasarımı bekliyor. Işık tasarımı Yakup Çartık ve koreografi/hareket tasarımı Taner Güngör tarafından yapılmış. Şimdiye kadar ödül alamasa da benim için ses tasarımı da oyunu güçlendiren öğelerden biri. Ses tasarımı ve müzik ise Ömer Sarıgedik’e emanet.
İzleyici, Merve Dizdar’ın performansından karakterin yaşadıklarına dair çıkarımlar yapsa da ışık ve ses tasarımları sahnelerde duyguyu güçlendiriyor ve görsel ve işitsel etkiyi derinleştiriyor. Emma’nın mekân ve benlik algısını kaybettiği sahneler ise ortaya çıkan performansçılarla gerçekçi bir hale bürünüyor.
Ceyda Balaban‘ın siyah ve beyaz arasındaki gri tonları tercih ettiği dekor tasarımı ise izleyiciyi mekânın duygusal atmosferine daha güçlü dahil ediyor.
Merve Dizdar’ın oyunculuğuna metiyeler düzmeyeceğim. Hepimiz üstlendiği rollerde bir karakter yaratabildiğini ve karakterlerini devleştirdiğini biliyoruz. Burada da bağımlı bir hastanın hayatını içselleştirdiği Emma (Nina, Sarah) karakteri ile usta sanatçı Nihal Koldaş’ın gerçekçi bir akıl sağlığı uzmanı edasıyla giyindiği karakteri arasındaki terapötik ilişki biçimini de şeffaf vaziyette görüyoruz.
Konuya hassasiyeti olanların gerçekçi bir performanstan, ses ve ışıktan tetiklenebileceğini belirtmem gerekir.
Emma’nın hikâyesi bir çoğumuzun ortak hikâyesi. Evrensel bir sorun. Bağımlılığın illa bir madde olmasına da gerek yok. Bu teknoloji bağımlılığı, eşya bağımlılığı ya da kişiye tutulma hâli de olabilir. Sonuç ise hep aynı: döngüde kıvranmak, yoksunluk, acı çekmek, dışarıda olan bitene körleşmek, sis bulutu içinde yaşamak… Yeniden doğmayı istemek ise tedavi sürecini başlatır ama bitirmez. Uzun, çok uzun bir süre istikrarlı bir inanç sistemi geliştirmekle temiz kalınabilir.
Dahası için Emma’nın hayatına geniş bir pencereden bakmayı gerektirir.
Peki sizin bağımlısı oldunuz şey(ler) nedir?
Kalabalık bir ekip ve ödüllü geçen bir sezon
2017 yılında yine Merve Dizdar’ın yer aldığı ve ödülle taçlanan “Yutmak” oyunuyla adını duymaya başladığımız İbrahim Çiçek yönetmen koltuğunda oturuyor. Yapımını Zorlu PSM ve ID İletişim, yürütücü yapımcılığını Omnia Yapım üstleniyor. Duncan Macmillan’nın “People Places and Things” adlı orijinal metninden İbrahim Çiçek tarafından uyarlanmış.
Merve Dizdar, 26. Sadri Alışık Ödülleri’nde “Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu” ödülüne; Direklerarası Tiyatro Ödülleri 2025’te “Kadın Oyuncu” ödülüne; Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri 2025’te ise “Yılın Kadın Oyuncusu” ödülüne layık görüldü.
Ayrıca Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri 2025’te Taner Güngör “Yılın Koreografı / Hareket Tasarımı” ödülünü, Yakup Çartık “Yılın Işık Tasarımı” ödülünü, İnsanlar Mekanlar Nesneler ise “Yılın Prodüksiyonu” ödülünü aldı.
Bu ödülleri kucaklayan oyunun arkasında ise kalabalık bir ekip yer alıyor.
Yazan: Duncan Macmillan
Yöneten – Çeviren: İbrahim Çiçek
Oyuncular: Merve Dizdar, Nihal Koldaş, Selçuk Borak, Kerem Arslanoğlu, İsmet Bora Akın, Ferhat Güneş
Sahne ve Kostüm Tasarımı: Ceyda Balaban
Işık Tasarımı: Yakup Çartık
Ses Tasarımı-Müzik-Performans: Ömer Sarıgedik
Koreografi: Taner Güngör
Projeksiyon Tasarımı: Okan Temizarabacı
Yardımcı Yönetmen: Şimal Yalçın
Omnia Yapım Koordinatörü: Zeynep Balkan
Zorlu PSM Yapım Koordinatörü: Şevval Çakır
IdPro Yapım Koordinatörü: Gizem Önürme
Prodüksiyon Amirleri: Buğra Üstün, Ali Yalçın
Reji Asistanı: Ayşe Özce Çınar
Yapım Asistanları: Ekinsu Köse, Okan Eken
Oyun Asistanları: Aslı Sancar, Kağan Kurtaş
Kostüm Realizasyon Ekibi: Efe Arslan, Eylül Kıvılcım, Semanur Zafer
Afiş Fotoğrafı: Erdi Doğan
Afiş Tasarımı: Guten Tag Studio
Medya İlişkileri: ID İletişim
Sosyal Medya Yönetimi: Dor Productions
Ensemble: Aslı Sancar, Ayşe Özce Çınar, Can Arpat, Cansu Eğri, Emre Ünal, Gülfem Demircioğlu, Kağan Kurtaş, Kerem Sert, Sabah Şimşek, Sanem Adar, Selcan Dal, Şimal Yalçın, Yeşim Ayten, Zeynep Aybar, Zeynep Hacıhaliloğlu
Oyuna dair bir eleştiri getirmem gerekir. İngilizce bir metin uyarlaması olması nedeniyle, yer yer dilimize uygun eklemeler/değişiklikler yapıldığını düşündüğüm, bana gereksiz/fazla gelen diyaloglar yakaladım. Siz de yakalarsanız eleştiri getirmekten çekinmeyin. Yapıcı eleştiri herkes için iyidir.
Yerli yazarımız yok mu? Yerli metinlerimiz yok mu? Yerli metinlerden büyük prodüksiyonlar yapılamaz mı? Yabancı yazarlara bağımlılığımızı bırakmalı, yerli metinlerde daha derin arayışlara girmeyi önemsemeliyiz. İnsanlar Mekanlar Nesneler elbette yapımcıların ve yönetmenin tercihidir. Duncan Macmillan İngiliz tiyatrosu için önemli bir kalemdir. Bu kalemi Türk tiyatro izleyicisiyle buluşturmayı istemekte bir abes bulmuyorum. Ancak, daha çok yerli yazar ve yerli metinlerin altını çiziyorum.
Küçük ekiplerin veya sahnelerin büyük prodüksiyon yap(a)mıyor olmaları (bağımsız ve ödeneksiz) bu oyun sonrası yine aklıma düştü. Bağımsız ve ödeneksiz sahneleri ve ekipleri daha çok desteklemeliyiz.
İnsanlar Mekanlar Nesleler, gelecek ay, 2, 16 ve 28 Kasım 2025 tarihlerinde Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi‘nde oynamaya devam edecek.
