Miami Sanat Haftası Fuarları: NADA
Miami Sanat Haftası Fuarları: NADA

Miami Sanat Haftası Fuarları: NADA

20 Ekim 2025
6 dakika

NADA Miami, yani New Art Dealers Alliance, her yıl Miami Sanat Haftası kapsamında düzenlenen önemli bir çağdaş sanat fuarı. Profesyonelliği ve ferahlığı ile de benim favorim. Bu yazıda, 3–7 Aralık 2024 tarihleri arasında Ice Palace Studios’ta 22. kez [ve 151 galeri katılımıyla] gerçekleştirilen fuardan izlenimleri hatırlayacağız.

Miami Sanat haftasında 20’ye yakın fuar düzenleniyor, neredeyse tamamı 10 gün içinde gerçekleşip bitiyor. NADA favorim demiştim, Untitled ve INK Miami ile birlikte. Ancak bunun sebebi; fuara yakışmıyor dediğiniz amatör/hobi işleri diğer fuarlardaki gibi görmeye maruz kalmıyorsunuz. Girişten itibaren [bahçesinde ve içerde] bir aceleci davranış biçimi görmüyorsunuz, sanki plaja rahatlamaya gelmiş insanlar var çevrenizde gibi yavaş akan, olumlu bir his var. Sosyalleşme ve networking’in en başarılı adaptasyonu fuar haftası boyunca NADA ve Miami Digital’deydi.

Alanda sıklıkla kumaş eserler göze çarpıyordu. Resim, heykel, yerleştirmelerin ciddi sergilenme yüzdelerine sahip olduğu bir pazarda, kumaş kullanımı ve yumuşak heykeller bir fuar için çok yerinde tercihler. Kağıt/baskı, video ve fotoğraf; bu medyumlardan sonra gelir. Yurtdışından katılan galeriler için çoğu kumaş yapıt bulunmaz birer fırsat. 2 boyutlu ise asılması, 3 boyutlu ise doldurulması ve şişirilmesi kolay, kırılma/deforme ihtimali yok, çoğunlukla yıkanabilir. İlaveten, 2 boyutlu çalışmalar duvarları kaplarken 3 boyutlular ortada kaideler üzerinde ya da yerde konumlandığında galeri standını rahatlıkla doyurucu bir deneyime dönüştürüyor.

Patel Brown standına bakacak olursak [11:53], yapıtların benzer görsel dili kullanmasına rağmen, çeşitliliğin dengeli olarak sağlanması kayda değerdi. Michael Dumontier ve Neil Farber’in kare kare resimlerden oluşan, büyük ebatlı işleri izleyici tarafından büyük ilgi gördü, ben de o izleyicilerden biriydim. Kare resimlerin oluşturduğu yapıtların 4 tanesi standdaydı, bunların bazıları tek bir büyük resmi oluşturup sabitlenmişken; bazıları küçük kareler yer değiştirse bile deneyim bozulmayacak türdeydi. Yapıtlar, algılayan kişinin dikkatine muhtaçtırlar. Hatta izleyici dikkati kendilerine yönelmediğinde, ready–made objeler fonksiyonel alanlarına geri döner ve eser vasfını yitirir. Halı ve kilimlerin sanat alanında yaygınlaştığı zamanlarda, onları oryantalist bakıştan ne kadar koparabildiğimiz çok önemli. Kopması gerekiyor çünkü işlevini yerine getirmek yerine bir konu aktaran veya keyif veren bir görsel araca dönüşüyor. İşte o noktada izleyici, ‘Eser bilgisi için QR kodu tarayın’ yazısından daha fazlasını istiyor.

QR kod kullanımına daha sonraki yazılarda detaylı değineceğim. Ancak eğer eser ve sanatçı bilgisi duvarda yer almayıp; deneyim yalnızca birkaç QR koda emanet ediliyorsa, alanda operator bağlantısının VE Wi-Fi sinyalinin erişilebilir ve kapsayıcı olduğundan emin olunması şarttır. Yurtdışından gelen ziyaretçilerin telefon internet bağlantısı olmayabiliyor. Kablosuz internet de birçok fuarda ziyaretçiye verilmiyor. Gerçekçi olursak da QR’ın fotoğrafını çekip sonra galeriye dönüp bakmak, yaygın ya da pratik bir uygulama değil.

Dubai’den katılan CARBON.12 standında gördüğüm [2:52] Philip Mueller’in ‘Bad Gastein Afterhour 23’ resmi, fuarda en keyif aldığım eserlerden biriydi. Şövalye zırhı içinde bir adam. Boş bir havuzda, dişi bir kurt figürü. Bu gibi çalışmalar, çok fazla öğe barındırdığında, önemli bir hikayesi olduğu bellidir. Sergileniş biçimi de hikayenin esere olabildiğince yakın bulunmasını gerektirir, yoksa seyirci; resmi kahve falı bakıyormuş gibi yorumlar ve deneyim eksik gerçekleşir. Bazı izlenimler, QR kod taranıp taranmayacağı belirsizliğine bırakılmayacak kadar değerlidir.

Kevin Sparkowich’in tüfek taşıma çantası, Moleskine defterler ve kilitten oluşan Forgery çalışması [3:36], standın tamamını domine edercesine, izleyici dikkatinin tamamını kendine istiyordu. Dekoratif yapıtlarla her zaman aşinayız, pazar bunlarla dolu. Ama Forgery gibiler, birer unicorn. Kunyeyi bu sefer eser çevresinde görmüyoruz ancak metin zaten yapıtın içinde olduğundan, kendini açıklıyor. Yalnız aynı sanatçıya ait standda diğer çalışmalar için daha detaylı bilgiye ihtiyaç duyulabiliyordu.

O dönemde New York ve Los Angeles’ta faaliyet gösteren, sonra LA’den çekilen Sargent’s Daughters; Yaron Michael Hakim’in kimlik üzerine çalışmalarına da ev sahipliği yapıyordu. Sanatçının yeni çalışmaları geri dönüştürülmüş yelken kumaşından resimler ve bahçesinde yetiştirdiği kabağa dönüştürdüğü heykellerden oluşuyordu. Eserler, sanatçının Latin Amerika’daki kişisel ve aile köklerini merkezine almış. Kolombiya doğumlu olan Hakim, bebekken evlat edinilmiş ve çocukluğunda üç kıta arasında taşınmış; bu da onu kökenlerinden uzaklaştırmış. Bu seride, Kolombiya’nın meyveleri antropomorfize edilerek portrelere dönüştürülüyor ve bilinmeyen doğum ailesinin yüzlerinin yerine geçiyor. Sergilenme biçimi o ebatta ve 2 boyutlu işler için doğal olarak duvarlara yerleştirilmişti. En ilgi çekici/tamamlayıcı tarafı ise aralarına yerleşerek tavandan asılmış bir palaydı. Akılda kalıcı konumlandırmaya en iyi örneklerden biri. Yapıtın yukarıda belirttiğim hikayesi, galeri tarafından ulaştırıldı, künyede yer verilmemiş.

Günümüz sanat piyasasında hızlı üretim baskısı altında unutulan ‘patronaj sistemi’, sanatçılara uzun vadeli destek sunan tarihsel bir modeldi. Fuarın en önemli kavramsal eserlerinden bir serinin yaratıcısı Jonas Lund, bu geleneği çağdaş bir biçimde yeniden yorumlamış. Jonas Lund Token (JLT) Futures adlı projesinde [13:12], koleksiyonerler sanatçının gelecekte üreteceği eserleri bugünden satın alıyor; bu eserler blokzincir tabanlı sözleşmelerle ‘tokenize’ edilerek yatırım aracına dönüşüyor. Sanatçının oluşturduğu web sitesini görüntülediğinizde kullanıcı girişi ve token entegrasyonu zorlayıcı gibi görünse de, en geniş NFT marketplace olan OpenSea’de eserleri inceleyip, portföy hacmini [5.73ETH] görüntüleyebiliyorsunuz. Her JLT Futures sözleşmesi, sanatçı ile koleksiyoner arasında benzersiz bir anlaşma içerdiğinden; eserin boyut, malzeme ve teslim tarihi belirlenmiş, ancak biçimi ve içeriği belirsiz bırakılmış. Bu model, sanatçının gelecekteki yaratıcılığına özgürlük tanıyor. Sözleşmelerin süresi dolduğunda, her biri fiziksel bir Lund eserine dönüşüyor. Sanat kariyerim boyunca, galerilerin sıklıkla, temsil ettikleri sanatçıların üretim sürecine dahil olmak veya müdahale etmek istediklerini gördüm. Rahatsız ediciydi. Bazı sanatçılar kendi çizgilerini korurken, salt satış odaklı işler üretenlerin sessiz kaldığına şahit oldum. Birer duvar boyacısına dönüşmüşlerdi. Lund’un projesinin neden hayli işlevsel ve sektör dönüştürücü etkiye sahip olduğunu farketmişsinizdir. Açıklamaya göre: eserlerin kalitesi, bağımsız bir JLT kurulunca A–AAA aralığında derecelendiriliyor. Bu sistem, sanatçının bugünkü zamanını satın almasını –’gelecekteki kendisinden zaman almayı’– sağlarken, koleksiyonerler için de sanatçının geleceğine yatırım fırsatı yaratıyor. Yalnızca kavramsal sanat olarak görünmekle kalmayan görüntü ve metin, Lund’un projesini yalnızca finansal ya da teknolojik bir deney değil, aynı zamanda sanatçı–koleksiyoner ilişkisini insani boyutuyla ele alan, geleceğe ve yaratıcılığın sürekliliğine dair iyimser bir konsept olarak karşımıza çıkarıyor. Bilirsiniz, galeriler komisyonlardan olmamak için sanatçı ile koleksiyoneri tanıştırmaya pek yanaşmazlar. Kendine güven, sanatçıya alan yaratmak, vizyonerlik gibi kategorilerde Annka Kultys Gallery büyük bir işe imza atmış.

Erhan Us

Kavramsal sanatçı, yazar, küratör. Marketing çalışmaları ve 12 STK başkanlığına istinaden uluslararası onur nişanlarına ve A.D.1644 CEO’su olarak en iyi dijital ajans ödüllerine layık görüldü. Eserleri 30'a yakın ülkede sanatseverlerle buluştu. Marka yönetimi ve sanat üzerine 4 kitabı, 80'in üzerinde yayını bulunan; TO İşletme, Sosyoloji, Felsefe lisans ve Maryland Institute College of Art'tan Multidisipliner Sanat MFA derecelerine sahip olan Us, ABD Deneysel Sanat Kolektifi başkanlığını yürütmekte olup sanat/felsefe çalışmalarına Los Angeles'ta devam etmektedir.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Reklam

Bir Nora Evi
Önceki

Tiyatro Boyalı Kuş, 25. Yılın İlk Perdesini Moldova’da Açtı

Etkileşim Biçimleri, Atölye Programı
Sonraki

Pera Müzesi’nden Yeni Atölye Programı: Etkileşim Biçimleri