Kahire / Elde Kalana Tutunmak.. // Aykut Bildan



Kahire – Yazıya başlarken dinle: Pink Martini&Ikram Goldman: Al Bint Al Shalabiya

The three main pyramids at Giza, Egypt, together with subsidiary pyramids and the remains of other structures at the Giza pyramid complex
The three main pyramids at Giza, Egypt, together with subsidiary pyramids and the remains of other structures at the Giza pyramid complex

Milyarlarca insan, binlerce şehir, onlarca başyapıt ve 7 harika..

Günümüz teknolojisi sayesinde, oturma odalarımızdaki o yumuşacık koltuklarımızdan kalkmadan gezemeyeceğimiz bir yer ya da kaynağına ulaşamadığımız herhangi bir bilgi artık yok. Peki tüm bu araştırmalarımızın ya da keşif arzularımızın sebebi ne? Yani bir anda elimize telefonlarımızı ya da diğer elektronik cihazlarımızı alıp arattığımız hatta günümüz terminolojisiyle gugılladığımız ‘o’ kelimenin sebebi, bilgiye ulaşma arzumuzu körükleyen o his nedir?

Cevap : ‘rḳḳ kökünden gelen maraḳḳ مرقّ/مراقّ “ yani karnın veya kulağın duyarlı kısmı’ anlamına gelen ve dilimizde arapçadan giren kelime. MERAK!

Peki gerçekten de bu kadar hassas olduğundan mı sanki bir şeyler kulağımıza fısıldanmış -ki buna gaip ya da ilham diyebiliyoruz- gibi bu kelimenin hissettirdiği duyguyu tatmin etme amacıyla yaşıyor ya da davranıyoruz?

Yukarıda da bahsettiğim gibi günümüz dünyasında hangi şehrin nerede, güneyinde/kuzeyinde kim var? Ne yerler, ne içerler? tarzı sorular kişisel elektronik cihazlarımızla her an ulaşabileceğimiz bilgilerdir. Peki ya bizi konfor alanlarımızdan kaldırıp oraya götürme dürtüsü nasıl açıklanır?

Kısacası MÖ 2551 yılında yapıldığı varsayılan bir mezarı görme arzusu başka nasıl açıklanır? Üstelik bu yer Orion takım yıldızının kemer yıldızları olan Alniam , Alniak ve Mintaka’nın izdüşümüne göre inşa edildiyse*.. Hem de Afrika kıtasının ab-ı hayat’ı Nil Nehrinin kıyısında.

Keops Piramidi hali hazırda dünyamızın kabul edilen 7 Harikası arasından şu an günümüze ulaşan tek yerdir. Sizlere merhaba dediğim bu ilk sanat seyahat yazıma da yüksek müsaadelerinizle tüm dünya halkları tarafından kabul görmüş 7 Harikamız arasından, dilediğimiz zaman gezme şansına sahip olduğumuz yegane Mısır Piramitleri ile merhaba demek istedim..

Kahire şehir merkezindeki farklı zevk ve tarzlara hitap eden oteller bölgesinden yaklaşık yarım saat içerisinde ulaşabildiğimiz bir noktada bulunan büyük KEOPS piramidi ve çevresindeki diğer piramitler esasında her bir firavunun anıt mezarları özelliğindedir. Yani bir nevi nekropoldür*. Sırrı çözülememiş, yapılışı konusunda yaklaşık 4500 sene sonrasında bile hala fikir birliğine varılamamış birer muamma ve her biri şaheser niteliğindeki başyapıtlar..

Kahire, Afrika kıtasının kuzeyinde bulunan ve Mısır Arapçasındaki ‘Masr’ yani muzaffer anlamına gelen 1300 yaşındaki kadim şehir.

Dolu dolu ilk günümüzü Gize Piramitlerinde geçirdikten sonra akşam güneşini ‘Al Andalus’ Bahçesinde batırıp lokal restoranlarda Mısır mutfağından ‘Koshary’ ya da ‘Mashshi(vegan) (Türk mutfağındaki dolma) ile bitirebiliriz.

Fotoğraf: Manial Sarayı şeref koridoru
Fotoğraf: Manial Sarayı şeref koridoru

2. günümüze Mısır Antika ve Gayer Anderson müzeleri ile başlayıp, sıradaki durağımızdan evvel bir mola vermekte ve hatta öğle yemeğini aradan çıkarmakta fayda var.. Çünkü sıradaki durağımız Manial Sarayı…Buradaki işçilik şaheserlerini gözden kaçırmamak için saatler gerek. Sarayın oda tavanlarında Güneş Tanrısı Ra’ya ithafen yapılan varaklar dikkat çekmektedir. Bu akşamki menümüz ise Shawarma (bizdeki döner) ya da Molokhia (vegan). Afiyet olsun.

Mısır edebiyatı ve müziği, dünya literatüründe önemli bir yer tutmaktadır. Mısır, kadın seslerinin en kalınına verilen ismiyle ‘kontralto’ seslerinden ve Mısır’ın tarihsel simgelerinden Ümmü Gülsüm’ün de anavatındır.. Hatta o ki; hanımefendinin ‘Walla Zaman Ya Selahy’ şarkısı ileriki dönemlerde yasaklanana kadar Mısır milli marşı olarak bile kabul edilmiştir. Türk Müziğinden de aşiyan olduğumuz bir çok eserin Arapça halini de seslendirmiştir. Aynı zamanda Mısır doğumlu Ermeni asıllı Gohar Gasparyan’ı da Ermenistan ile ilişkilerimizde yepyeni ve barışçıl bir sayfa açarak başladığımız bu günlerde anmak gerekir. Bu seyahatimizde Ümmü Gülsüm ve Gohar Gasparyan dinleyerek seyahatimizde daha da bu bölgede hissedebiliriz.. Ayrıca bu noktada 1988 Nobel Edebiyat ödüllü Mısırlı yazar Necib Mahfuz’u da es geçmememiz gerekmektedir. Dünya edebiyatına kattığı onlarca eser ve Ortadoğu coğrafyasında barış için yaptığı cesurca hamleler ile döneminde zor günler geçirse de dünya edebiyatındaki yeri hep varolup ismi yaşatılacaktır. Ancak şunu da belirtmeden geçmemeliyim ki bu seyahatimiz de okumamız gereken eser gerek hafızalarımızda yer eden kapağıyla gerekse de seyahatimizin kısalığı sebebiyle Paulo Coelho’nun çok satan eseri Simyacı’dır.

Seyahatimizi sonlandırırken belirtmeden geçemeyeceğim 2 yer daha var ki bunlardan biri ‘The Citadel’ diğeri ise maalesef ki günümüz insanoğlunun israfının uzun dönem sonucunun fragmanı niteliğindeki ‘Manshiyat Naser/Çöp Şehir’ ‘dir..

Güzelliklerin hayatınızın hiçbir anından eksik olmadığı anlara..


* Nekropol (Nekropolis): Arkeolojik şehirlerde mezarlıkların ve toplu mezar yerlerinin bulunduğu bölgeye verilen isimdir.

Aykut Bildan, 1986 Sakarya doğumlu. Şehirleri, o sokakların notaları ve kitaplarıyla keşfetmek isteyenler için kelimelere döker.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.