1- 14 Ekim 2025 tarihleri arasında, Etimesgut Belediye Başkanı ve Kent Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Erdal Beşikçioğlu öncülüğünde, Övül Avkıran ve Mustafa Avkıran’ın eş sanat yönetmenliğinde gerçekleşen 2. Uluslararası Kent Tiyatro Festivali (KentFest), bu yıl da tiyatroseverleri bir araya getirdi.
Ankara halkı için uluslararası bir festival niteliğinde olan KentFest, bu yıl da 100. Yıl Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde (CKM) yerel halkla yerli ve yabancı ekipleri buluşturdu.
2. Uluslararası Kent Tiyatro Festivali’nin (KentFest) açılış oyunu, Kuşkondu Müzikali (1 Ekim 2025), Erdal Beşikçioğlu’nun rejisiyle tiyatroseverlerle buluştu. Oyun öncesi Övül ve Mustafa Avkıran kısa bir açılış konuşma gerçekleştirirken, sahneye davet edilen Başkan ve Rejisör Erdal Beşikçioğlu da festival üzerine düşüncelerini paylaştı.
Festivalin ikinci gününde ise Etimesgut Belediye Başkanı ve Etimesgut Kent Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Erdal Beşikçioğlu’nun girişimiyle sahne ve kostüm tasarımcısı Ali Cem Köroğlu anısına kurulan Ali Cem Köroğlu Sahnesi’nin açılışı gerçekleşti. Köroğlu’nun dostlarının ve yakınlarının hakkında hikâyeler anlattığı, anılarını paylaştığı bir belgesel gösterimi yapıldı. Sahnenin ilk oyunu ise Yolcu Tiyatro’nun sahnelediği Zâkir (2 Ekim 2025) oldu.
2. Uluslararası Kent Tiyatro Festivali (KentFest), Türkiye, Fransa, Arjantin, Portekiz, Avustralya, Lübnan ve Tayland’dan olmak üzere yerli ve yabancı oyuncuları, performans sanatçılarını, ekipleri, hikâye anlatıcılarını bir araya getirdi. Festival süresince atölyeler ve söyleşiler de ziyaretçileri için gündüz etkinlikleri olarak gerçekleşti.
Bu yazıda, KentFest’in eş sanat yönetmenliğini üstlenen Övül ve Mustafa Avkıran’ın 2. Uluslararası Kent Tiyatro Festivali’ne (KentFest) dair değerlendirmelerini ve gelecek yıla ait mesajlarını bulacaksınız.
Keyifli okumalar!
Bir kentsel dönüşüm projesi KentFest. İsminde de o yüzden Kent var. Etimesgut’tan Ankara’ya Ankara’dan dünyaya…
Övül – Mustafa Avkıran

Bu yıl ikincisi gerçekleşen Uluslararası Kent Tiyatro Festivali’ni (KentFest) geçen yılla karşılaştırdığınızda ne tür farklılıklar ve dönüşümler gözlemlediniz?
İlkinde nasıl bir iklimle, nasıl bir seyirci ile, nasıl bir reaksiyonla karşılaşacağımızı bilmiyorduk. Biz bir festival tasarımı yapmıştık ama hem organizasyonel olarak hem de seyirci ile buluşma konusunda büyük soru işaretleri vardı. Erdal Beşikçioğlu’nun belediye başkanı seçilmesinin üzerinden daha altı ay geçmişti ve yirmi beş yıldır ciddi anlamda bir sanat organizasyonu yapılmayan ilçede Uluslararası bir tiyatro festivali yapacaktık. Bu riski birlikte üstlenmiştik. Yaptık ve çok güzel oldu. Birincisinden aldığımız güçle ikinciyi tasarlamak hem daha kolay hem daha zordu. Sanatsal olarak çıtamızı yükseğe çekerken Etimesgut seyircisini de işin içine katma ihtiyacı duyuyorduk. Günün sonunda salonların dolu olduğu, basın toplantısı dahi yapmadan biletleri biten bir program ve katılım oldu. Şimdi büyük bir festivali geride bıraktık ve hayal ettiğimiz şeyleri başardığımızı görüyoruz…

2. Uluslararası Kent Tiyatro Festivali (KentFest) için bu yıl nasıl bir kürasyon yapıldı? Yerli ve yabancı oyun seçimlerinde Ankara halkının beklentileri dikkate alındı mı? Kürasyon kriteriniz neydi?
Öncelikle belirtmeliyiz ki İstanbul hala kültür sanat alanında başkent olarak tanımlanıyor. Ankara’nın tıpkı Cumhuriyetin başkenti oluşu gibi kültür sanat alanında da başkent olabilmesi için bütün aktörlerin el birliği ile projeler üretmesi lazım. Biz kendi durduğumuz yerde, dünyanın gözünü diktiği, iş izlemek için geldiği, gördükleri karşısında şaşırdığı ve uniq olan bu festivali doğru konumlandırdığı bir yapı kurmak istedik. Bunun da kriterleri var, tabii ki bizim için. Öncelikle nitelikli iyi işler, seyirci ile barışık, seyirci ile takası önemseyen işler. Derdi olan, dünyaya söyleyecek sözü olan işler. Bir kentsel dönüşüm projesi KentFest. İsminde de o yüzden Kent var. Etimesgut’tan Ankara’ya Ankara’dan dünyaya söyleyecek sözü olan işleri bulup yan yana getirdik diyebiliriz. Seyirci baş aktörümüz. Onun istekleri ve talepleri tabii ki kriterlerimizden biri oldu.

KentFest’in bu yılki izleyici kitlesini nasıl yorumluyorsunuz? Halkla festival arasında kurulan bağı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Geçen yıl programımızdaki ilk yabancı topluluk Attis Tiyatro idi. Yönetmen Theodoros Terzopoulos, Alarme adlı bir işle gelmişti. Salonda neredeyse 400 kişi vardı ve çok iddialı, kendi dili olan bir oyun. Konusu da sahne estetiği de seyirci için yeniydi. İktidarı konuşan iki kadın birer yılan gibi, sahnede hiç ayağa kalkmadan ve Yunanca oynuyorlardı. Heyecanla oyunun sonunu ve alkışı bekledik. Reaksiyon ve alkış bizi şaşırttı ve dedik ki, bu iş oldu. Evet kapıya vurarak girmiştik. Yavaş yavaş ve çekinerek değil. Tabii ki bizim de arkamızda otuz yılın tecrübesi var… bu yıl yani ikinci festivalde, seyirci türler arası daha büyük bir yolculuk yaptı, gelenekselden çağdaşa, popülerden avangart işlere her türlü işle karşılaştı ve hepsini büyük bir heyecanla kabullendi, salonları doldurdu, kuyruklarda bekledi, söyleşilerde fikrini beyan etti. Klişe gibi durabilir ama ikinci yılında her anlamda, halka buluşan bir festival oldu diyebiliriz.
KentFest 2025’te yine yerli dışında yabancı ekipler de sahne aldı. Bu yılki iş birliklerinizin dönüşleri nasıl oldu?
Geçen yıl başvuran, bu yıl festival programında olmak isteyen yerli-yabancı o kadar fazla iş oldu ki, bunu kendi hikayemize, bize duyulan güvene bağlıyoruz. Garajistanbul (2007-2013) projesinin yarattığı etki ve güven o kadar büyüktü ki Türkiye’de ve dünya üzerinde, şimdi garajistanbulun kurucuları, sanatçı bir belediye başkanı ile festival yapıyor… daha ne olsun. Çok fazla festival gerçekleştirdik garajistanbul’da. Çok fazla sanatçı ile çalıştık. Şimdi programda gördüğünüz işler, sanatçılar o günlerin mirası. Tabii ki yeni tanıştığımız gruplar var ama referanslarımız sağlam, karşılıklı olarak. Gelecek yılın bütün programını bugünden kapatabiliriz ama bakıyoruz yeni işlere… sürekli yeni öneriler ve işler geliyor çünkü.
KentFest 2025’te Ali Cem Köroğlu Sahnesi’nin açılışını gerçekleştirdiniz. Bu sahnenin sizin için önemini biliyorum. Okurlarımızla duygularınızı paylaşır mısınız? Ayrıca Ali Cem Köroğlu Sahnesi’nin halk için imkânları nedir?
Ali Cem Köroğlu, dönem arkadaşımız ve dünyanın sayılı tasarımcılarından biriydi. Pandemide Devlet Tiyatroları Genel Müdürü olan Mustafa Kurt’un şahsen sebep olduğu bir bulaş sürecinin sonunda kaybettik Ali Cem Köroğlu’nu. Büyük bir ihmal, kocaman bir adamı aldı aramızdan. Ne bir soruşturma ne bir ceza, giden gittiği ile kaldı. Bize de kızgınlık, öfke, bir gün kapanması gereken açık bir hesap kaldı. CKM içinde nikah salonu olarak planlanan alanı Erdal Beşikçioğlu sahne yapmak ve adını da Ali Cem Köroğlu koymak istediğini söyleyince sevinçten havalara uçtuğumuzu söylemek isterim. Bu çocukça bir sevinç değil, bir sanatçı olarak Ali Cem Köroğlu’nun isminin yaşaması onun adıyla anılan bir sahnede genç yaşlı sanatçıların işlerinin gün ışığına çıkması olağanüstü bir fikirdi. Açık yaramız kabuk tutacaktı belki… Ali Cem Köroğlu’nun yol arkadaşları olan bizler, Özlem Karabay’ı da yanımıza alarak şahane bir sürecin sonunda sahnemizi festivale yetiştirdik, bizim için bu festivalin anlamı bizim için daha da büyüdü. Erdal Beşikçioğlu’na ve ekibine tüm meslektaşlarımız adına müteşekkiriz. Ankara’ya şahane bir sahne hediye ettiler. 200 m2 bir boşlukta, sürekli değişen ve dönüşen bir oyun alanında oynanacak oyunlar. Sanatçının ve seyircinin mekân algısı ile oynayacak ve yeni olanaklara kapı açacak bir sahne… seyirci festivalde, her gece neredeyse başka bir tiyatroya girmiş gibi oldu, değişim dönüşüm başladı yani. Klasik anlamda bir seyir ve oyun yeri yerine her oyunda yeniden tasarlanan, hiyerarşisi olmayan bir mekân…

Uluslararası Kent Tiyatro Festivali (KentFest) bir gün bağımsız ve ödeneksiz ekipler için yarışma veya gösterim imkânı sunmayı düşünüyor mu? Kulağa nasıl geliyor?
Bu süreç başladı bile, sahnesi olmayan, işleri klasik sahnelerde yer bulamayan gruplar ya da kişiler başvurmaya, oyun oynama isteklerini biriktirmeye başladılar. Biz tabii ki uzaktan izliyoruz şimdilerde… ancak çok yaratıcı bir sürece evriliyor Ali Cem Köroğlu Sahnesi. Festival içinde ise yeni sürprizlerimiz olacak tabii ki.
2. Uluslararası Kent Tiyatro Festivali’nin ardından aklınızda kalan an’lar neler oldu?
Festivalin tamamı hala çok canlı desek çok da yanlış olmaz… atölye çalışmalarını ayrı bir yere koyuyoruz ama, Kökten Tınıya, Dünya İçin Ekmek, Aydın Teker…

3. Uluslararası Kent Tiyatro Festivali için taşıdığınız umutlar ve öncekilerden farklı planlarınız var mı?
Tabii ki var, hatta programı bugün dahi tamamlayıp açıklayabiliriz ama sürprizler yer açmak istiyoruz ve bekliyoruz. 2026 programını en geç Haziran 2026 tarihinde açıklamak istiyoruz. Umarım bu sizin için yeterli olur umut ve planlar ile ilgili…
Mutsuz ve geleceği hakkında artık daha umutsuz olan bir coğrafyada festival yapmak “sanatın iyileştirici gücü”nde mi gizli?
Tiyatro iyileştirir, inanıyoruz. Dünyanın gittikçe karardığı ve artık bir kıyamet için tarih bile verildiği günleri yaşıyoruz. O sebepten 9/8lik Kıyamet bize çok iyi geliyor. Dünyayı değiştirmek için bir yol önerebiliriz belki ya da geri kalan günlerimizde güzel ve iyiye dair konuşabiliriz. Bu ülkedeki en büyük güçlük ise yarın ne olacağımızı bilememek. Bir kişi dışında herkesin hayatı pamuk ipliğine bağlı. Daha güvenli uyanacağımız günlerin umuduyla yaşıyoruz. Umarım ölmeden o güzel günleri göreceğiz.
