Tatlı Bir Armut Mevsimi // Kadriye Tokur

Gün Işığının Tadı
Gün Işığının Tadı

Bir kitabın kapağına bakarak okumaya karar verdiğiniz oluyor mu hiç? Ya da okumak için belirli bir zamanı beklediğiniz? İçinde bulunulan mevsimin, zamanın, şartların bazı kitapları okumak için mühim olduğunu düşünenlerden misiniz? Ben biraz öyleyim galiba. Bu kitabı yazın, bunu kışın, diğerini akşam, öbürünü yolda okuyayım diye belirlediğim kitaplarım hep oluyor. Ewald Arenz tarafından kaleme alınan ve Gonca Gül Kurtulmuş tarafından dilimize çevrilmiş olan Gün Işığının Tadı’nı da sarı renkte kapağından etkilenerek mi yoksa üzerindeki armut resimlerine bakarak mı bilmiyorum ama sonbahar aylarında okurum diye planlamıştım. Planıma da uydum.

İnsanlardan yorulan, yalnız kalmak isteyen iki kadın. Sally ve Liss. Sally, yetişkinlerin sorularından, tavırlarından bunalıp kaçar ve kaçış yolunda diğer yetişkinler gibi olmadığını fark ettiği Liss ile karşılaşır. Liss ise uzun zamandır kendi başına yaşamakta ve çiftlik işleri ile uğraşarak vaktini geçirmektedir. Bu yalnızlığı da Sally’nin evine gelmesiyle bozulur. Evde birbirleri ile konuşmayı tercih etmeyip kendi iç sesleriyle konuşurlar. Ama tabi bu durum da çok uzun sürmez ve istemleri dışında ilerleyen sohbetleri her ikisinin de üzerini kapatmaya çalıştıkları konuları gün yüzüne çıkarır, yaralarının taa derinlerine iner ve onları rahatsız eder, ama aynı zamanda onların yıpranan duygularını da tamir eder.

Ewald Arenz
Ewald Arenz

Bütün bunlar eskiden bir işe yarayan, bir görevi olan, ancak şimdi bu unutulmuşluklarında güzel görünmekten başka hiçbir işe yaramayan şeylerdi.

Bazı insanlar da böyleydi işte.

Kendisi böyleydi.

Bu kız ise bu dünyada kendi yolunu hala bulabilirdi.

Hayattan beklentileri; onların olduğu gibi kabul edilmeleri ve eleştiren gözlerin kendilerinden uzak durmasıydı. Biraz da anlayış, huzur ve sevgi.

Sevdiğim her şeyi, her daim kaybettim ben. Hayır, öyle değil; sevdiğim her şeyi, her daim mahvettim ben. 

Daha önce birbirlerini tanımayan bu iki kadını okurken şunu da düşünmeden de edemedim: “Dışarıdan diye tasvir edebileceğim, tanımadığım insanlarla ben ne kadar sohbet edebilirim, ya da bu konuda ne kadar istekliyim?” Belki biraz belki de hiç. İşte romanlar, tam da bu noktada devreye giriyor, öyle değil mi? Yapamadığınız, yapmayı hiç düşünemeyeceğiniz konuları ele alıp size yapıyormuş hissiyatı vermiyor mu? Ya da yapma cesareti veriyor. Yazarımız Ewald Arenz de bu durumu son derece sade ve akıcı bir üslupla gerçekleştirmiş. Arada okuyucusunu hüzünlendirerek arada hıhh, tamam, şimdi oldu dedirterek Sally ve Liss’in hikâyelerini okuyucularına aktarmış. 

Birbirinize göz kulak oluyorsunuz, değil mi?” dedi yaşlı, çatlak sesiyle ve bu aslında bir soru değildi.

Evet,” dedi Sally.

Evet,” dedi Liss. 

Almanya’da çok satanların arasına giren Gün Işığının Tadı, kitaplar ve okuyucuları arasında bir geçit olma düşüncesiyle yola çıkan Yan Pasaj Yayınları tarafından bizlere kadar ulaşmış. Bu nedenle bize Gün Işığının Tadı’nı okuma zevkine ulaştıran tüm herkese teşekkürlerimi sunarım.

1991 doğumlu, Almanca öğretmeni, Edebiyata tutkun.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir