Melek Baydar, Güliz Kayahan, Eren Kenar, Kaan Ünal
Melek Baydar, Güliz Kayahan, Eren Kenar, Kaan Ünal

The Green Lotus’un Canlı Evreninde Yükselen Sanatçılarla Söyleşi

13 Nisan 2026
8 dakika

Nelumbo Studios, “The Green Lotus” projesinin ikinci edisyonunu ağırlıyor. 26 Nisan 2026’ya dek ziyaret edilebilecek sergi, alan açmanın bilinçli eylemini sürdürüyor. 

Küratörlüğünü Nil Nuhoğlu’nun üstlendiği programda Güliz Kayahan, Eren Kenar, Kaan Ünal ve Melek Baydar’ın çalışmaları yer alıyor. Projenin detaylarına ve sanatçıların üretim sürecine detaylara bu söyleşi ile ulaştım.

Green Lotus projesinden bahsedebilir misiniz?

The Green Lotus, Nelumbo Studios’un yükselen sanatçılara yönelik oluşturduğu kişisel sergi programıdır. İlk edisyonunu 2025’te gerçekleştirdiğimiz program, mezuniyeti yaklaşmış ya da henüz mezun olmuş sanatçılara odaklanıyor. Üretimin kendi dilini ve yönünü biçimlendirdiği bu zamansal eşik, programın çatısını noktasını oluşturuyor. Her sanatçı galeriyi onar günlük periyotlarla devralarak sergi hazırlık sürecinin tüm aşamalarını bizzat deneyimliyor. Sanatçıların alanını devrettiği süreçte ise, birlikte kararlaştırılan bir seçki ikinci salona taşınıyor ve program sonunda dört sanatçının işleri bir arada, birbirleriyle diyalog halinde sergilenmeye devam ediyor. 

Projenin isminde bulunan lotus, edebiyatta zarafet ve saflık üzerinden okunur ancak biz onu farklı bir yerden ele aldık. Nelumbo nucifera olarak adlandırılan lotus bitkisi, çamurlu suda büyür. Kökleri toprağa bağlıdır ancak ışığa doğru yükselerek ona biçilen habitatın dışına ulaşır. Yapısal olarak yaprakları hidrofobiktir yanı üzerinde içinde yaşadığı bataklığın kirini tutmaz. Yeşil lotus da tam bu yüzden henüz açmamış olana değil, yükselmekte olana ve kendi formunu bulmaya devam edene işaret ediyor. Proje kapsamında sanatçıların henüz izleyici beklentileri ya da yerleşik okuma biçimleri tarafından henüz şekillendirilmemiş üretimleriyle çalışıyor olmak süreci yalnızca sanatçılar için değil bizim için de canlı bir alana dönüştürüyor. Şubat’tan Mayıs’a kadar uzanan bu süreçte izleyici her gelişinde farklı bir kavramsal evrenle karşılaşıyor; bu ardışıklık çoklu anlatılar arasında kendiliğinden bir bütünlük kuruyor.

Nil Nuhoğlu
Nil Nuhoğlu

Serginin küratörü kim, sanatçılar nasıl seçildi?

The Green Lotus’un ikinci edisyonunda program küratörlüğünü Nil Nuhoğlu üstleniyor. Kasım 2025’de duyurduğumuz açık çağrı sonucu yapılan başvurular Yasemin Green, Murat Görgülü ve Barış Çakmakçı’nın bulunduğu seçici kurul tarafından değerlendirildi. Değerlendirme sonucunda Güliz Kayahan, Eren Kenar, Kaan Ünal ve Melek Baydar bu edisyonun sanatçıları olarak belirlendi. Bu yıl The Green Lotus projesini genişleterek mentorluk programını da sürece dahil ettik. Ayrıca yakın zamanda duyurmayı planladığımız açık çağrı ile küratörlere yönelik bir programı da hayata geçireceğiz. Seçici kurulun başvurular arasından belirleyeceği küratör, sanatçı programına başvurmuş adayların portfolyolarından derlediği işlerle proje kapsamında kendi sergisini gerçekleştirecek.

Galeriyi “devralmak” fikri üretim biçiminizi nasıl etkiledi?

Eren Kenar: Sergiyi kurgularken “oyun alanı” hissiyatı mevcuttu. Sanatçı olarak ilk defa işlerimin seyirciyle nasıl bir etkileşim kuracağına dair bu kadar kafa patlatmış oldum. Keyifli bir süreçti.

Güliz Kayahan: Galerinin sunduğu imkanlarla hayal gücümü kullanmak ve mekanı dönüştürmek çok eğlenceliydi. Gerçekleştirmek istediğimiz şeyleri mümkün kılmak için çözümler bulduk ve kurulum sürecine dair pek çok şeyi deneyimleme fırsatım oldu. Kesinlikle keyifli bir süreçti. 

Melek Baydar: Daha mekan odaklı düşünmeme neden oldu. Bu süreçte sadece işlerimi üretmek değil, onların nasıl bir arada var olacağını ve izleyiciyle nasıl bir ilişki kuracağı üzerine de kafa yormaya başladım. Bu yüzden sergiyi bir bütün olarak, kendi içinde yaşayan bir yapı kurgulamaya çalıştım. 

Kaan Ünal: Öncelikle sergiyi kurgulamaya başladığımız ilk anından itibaren iletişimde çok sıcak ve kararlarda da bir o kadar özgür bir atmosfer sunuldu bizlere. Bu genç sanatçılar olarak bizlerin solumaya imkan bulduğu bir hava olmayabiliyor. Galeriler kendi sistemlerini ya da kurumsal gelenekleri esnetme konusunda oldukça katı duruşlara sahip olabiliyorlar. Green Lotus bu anlamda benim için bir deney alanı oldu. Mekana yerleştireceğimiz eserler her ne kadar belli olsa da, süreç içinde oluşan yeni durumlara adapte olmak ve birlikte esneyebilmek müşterek bir kültürün parçası olmakla mümkün oldu.

Güliz Kayahan, The Green Lotus
Güliz Kayahan, The Green Lotus

Sergiyi şekillendiren fikrin nasıl çıktığını anlatabilir misiniz?

Eren Kenar: Açık çağrıyla projeye dahil olduğumuzdan elimdeki işler arasındaki ortak temaları öne çıkaran bir sergi fikri ortaya koydum. Benim için de bu konu imgenin parçalanması ve eksik kalma haliydi.

Güliz Kayahan: Ekim ayında üretimlerimi belli kavramlar etrafında topladığım bir sürece girmiştim. Üzerinde düşündüğüm konuların; anılar, ev/aidiyet ve toplumsal dertler olarak üçe ayrıldığını gördüm. Hepsinin merkezinde biraz yalnızlık ve yabancılaşma, kişinin kendini sorgulaması ve toplumdaki yerini bulması gibi dertler yatıyordu. Bunların ilk ayağı olarak “anılar” meselesini ele almaya karar verdikten sonra Green Lotus’a başvurdum. Böylece sergi ortaya çıktı. 

Melek Baydar: Serginin çıkış noktası aslında diploma sınavımda verilen bir soruydu: Nereden geldik? Neyiz? Nereye gidiyoruz? İnsanlığın geleceği, dönüşümü ve hayatta kalma ihtimalleri üzerine düşünürken “Merakın Kolonileri” fikri ortaya çıktı. Bu sergide Mars’ a göç eden bir koloni üzerinden aslında insan doğasını sorguluyorum. Sahi biz gerçekten nereye gidiyoruz? Bu renkli paketle sunulan yeni dünya acaba hangi çamurdan besleniyor? Bu sorular serginin temelini oluşturdu.

Kaan Ünal: Geçtiğimiz üç yıl içinde köklü bir değişim sürecinden geçtim; belki de hâlâ geçiyorum. Bu dönüşüm, karakterimden inançlarıma, yaşam alışkanlıklarımdan aldığım kararlara kadar birçok katmanda etkili oldu ve hayata bakışımı temelden dönüştürdü. “Ben kimim?”, “Nerede duruyorum?”, “Hayatım — ya da sesim — gerçekten benim kontrolümde mi?” ve hatta “Bu soruların anlamlı bir cevabı var mı?” gibi sorular, bu sürecin ana eksenini oluşturuyor. Sergi ise benim için bu psikolojik ve fiziksel dönüşümün kabul edildiği ve bedenleştiği bir alanı temsil ediyor. Bu deneyimi modern, kişisel bir mit olarak kurgulamak; bu kurguyu olabildiğince soyut ve çağrışımsal bir dille yansıtmak ve sürecin tamamında katılımcıyı merkeze almak temel motivasyonum haline geldi.

Eren Kenar, The Green Lotus
Eren Kenar, The Green Lotus

Dört farklı sanatçı aynı mekânı farklı zamanlarda kullanıyor. Önceki ya da sonraki sanatçının varlığını hissediyor musunuz, bu sizi etkiliyor mu?

Eren Kenar: İlk kişisel sergim olduğu için akışın başta nasıl olacağı hakkında çok fikrim yoktu. Benden önce Güliz’in sergisinin açılışına tanıklık etmek bana süreç hakkında epey fikir verdi.  Aynı zamanda diğer sanatçı arkadaşlarımın mekânı nasıl değerlendirdiklerini gözlemlemek bana da bu konuda ilham verdi.

Güliz Kayahan: Programın ilk sergisini kurgularken 10 gün sonra başka bir sanatçının da devralacağı düşüncesi hep arka planda çalışıyor. Onların da pratiklerine uygun olmasını, kurgunun genel anlamda Green Lotus’a uygunluğunu hep birlikte gözettik. Kaan, Eren ve Melek’le sürekli iletişim halindeydik. Birbirimizin sergilerinin açılışlarına geldik, kurulumlarında dahi birbirimize destek olduk yer yer. Aramızdaki düşünsel paylaşımın besleyiciliği de tartışılamaz bir gerçek tabii ki.

Melek Baydar: Önceki sanatçıların varlığını hissediyorum ama bu benim için çok olumlu bir durum. Mekanın her sergide başka bir kimlik kazanması çok değerli geliyor. Her sanatçı kendi izini bırakıyor ve sonra mekan başka bir dönüşüme evriliyor. Bu süreçte Güliz, Eren ve Kaan ile hep iletişim halindeydik ve fikir alışverişlerimiz oldu. Aslında koloni fikriyle paralel bir durum. Farklı bireylerin aynı alanı paylaşması ve birbirinden bağımsız görünse de bir bütünün parçası olması gibi.

Kaan Ünal: Arkadaşlarımın varlığı sürecimin başından sonuna hissettiğim bir durum oldu. Ben Green Lotus projesinin 2026 edisyonunda işleri sergilenen üçüncü sanatçıyım dolayısıyla benden önce sergilenen iki sanatçı arkadaşımın işlerini seyretme ve tanıklık etmenin ötesinde sürecin bir parçası olma fırsatı bularak mekana adım attım. Bu durum herhangi bir kişisel sergi yapmaktan oldukça farklı çünkü beraberinde organik bir paydaşlık getiriyor. Tüm bu birlikteliğin ilk kişisel sergi deneyimiyle kesişmesi de oldukça özel ve güven veren bir tecrübe diyebilirim.

Sergiyi görmek isteyenlere ne söylemek istersiniz?

Eren Kenar: Önceki açılışları kaçırdıysanız üzülmenize gerek yok. Proje süresince sergisi tamamlanan sanatçılar Nelumbo’nun geri kalan kısımlarında eserlerini sergilemeye devam ediyor. Herkesi bekleriz.

Güliz Kayahan: Şu an Kaan’ın ve ondan sonra Melek’in sergisi yer alacak ancak alanın sağ tarafında da önceki sergilerin işlerini görmeye devam ediyoruz. İzleyicinin, tüm işlerimize; genç sanatçıların risk alan, Nelumbo’nun imkanları ile hayal güçlerini zorlayan ve kırgınlıklarını saklama dürtüsünü minimize ederek gözler önüne seren bir cesaretle üretimde bulunmalarını izleyebilecekleri bir fırsat olarak yaklaşmalarını çok isterim. Zira hepimizin işlerinde bu bahsettiğim maddeleri görüyor ve bunu çok değerli buluyorum. 

Melek Baydar: Biraz yavaşlamalarını, detaylara bakmalarını ve kendilerini bu kurgunun içinde hayal etmelerini isterim. Çünkü bu sergide bir gelecek kurgusu var ama aynı zamanda bugüne dair sorular da var. İnsan olarak değişime ne kadar açığız ve bilinmeyene karşı merakımız bizi nereye götürebilir? İzleyicilerin kendi yorumlarını oluşturmaları ve bu kurgunun içinde kendilerine bir yer bulmaları benim için en değerli şey olur. 

Kaan Ünal: “Yansımalar” sergisi her an çevremizde yaşanan ve sürekli hayatımızda var olan bir döngüselliği fark etmek için kendimize alan açmaktan fazlası değil. Çoğu zaman sahip olduğumuzu dahi unuttuğumuz seslerimiz, sergide bir arada sunuluyor. Yansımalar sergisi benim doğaya ve varoluşa sunduğum hürmetin bir yansıması ve izleyicileri de bu birlikteliğe dahil edebilirsem bundan büyük bir kıvanç duyarım.

İlke Tulunay Solakoğlu

İlke Tulunay Solakoğlu, 30 yaşındadır ve yaklaşık iki yıldır kültür-sanat yazıları yazmaktadır. Yaratıcı gücün arkasındaki ilhamı arama merakını bir toplulukla paylaşma isteğiyle kurduğu Kültürel Keşif Kulübü aracılığıyla kitap incelemeleri, film, sergi ve sanatın tüm dallarını merak eden kişilerle birlikte keşfetmektedir.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Reklam

Çekmecelerin Arasında, GM Art
Önceki

GM Art’tan Yeni Sergi: Çekmecelerin Arasında

Sofrada Kim Var? Sergisi Genel Görünüm, 37b Sanat Yeri, Ankara. Fotoğraf: Kadir Yılmaz.
Sonraki

Sofranın Politik Ontolojisi: “Sofrada Kim Var?” Sergisi Üzerine