Yeryüzüne Bakmak

Bir Coğrafyanın Z Raporu - Yücel Tunca 3 Ekim - 1 Kasım 2026 / Odeon Pergamon Kültür Sanat Alanı

Yücel Tunca I Ayıtlı kül barajı, 107x48 cm dijital baskı, Soma, 2026
Yücel Tunca I Ayıtlı kül barajı, 107x48 cm dijital baskı, Soma, 2026

Ekolojik kriz, çoğu zaman yalnızca çevrenin kirlenmesi, doğal kaynakların tükenmesi ya da iklim  değişikliği üzerinden ele alınsa da, aslında insanın doğayla kurduğu ilişkinin dönüşmesiyle  bağlantılıdır. Modern üretim biçimleri, yeryüzünü yaşayan ve dönüşen bir alan ya da başka bir  deyişle “varlık” olarak değil, ölçülebilir, denetlenebilir ve sürekli olarak yeniden kullanılabilir bir  kaynak yüzeyine dönüştürür. Toprak, su, enerji, madenler ve hatta yaşamın kendisi, ekonomik  büyümenin sürdürülebilmesi için tüketilebilir birer girdiye indirgenir. 

Jason W. Moore, Ucuz Doğanın Sonu kitabında ekolojik krizin yalnızca bir “çevre sorunu” olarak  görülmemesi gerektiğinin altını çizer ve kapitalizmin doğayı örgütleme biçiminin tarihsel ve  yapısal bir kriz olarak da okunması gerektiğini öne sürer. Moore’a göre kapitalizm, varlığını  sürdürebilmek için yalnızca emeği değil, doğayı, enerjiyi, toprağı, suyu ve hammaddeleri de  sürekli olarak “ucuzlatmak” zorundadır. Bu ucuzlatma ekonomik bir süreçtir ama aynı zamanda  dünyanın nasıl algılandığı ve düzenlendiği ile de ilgilidir. Doğa, sınırsızca kullanılabilecek bir  kaynak ve aynı ölçüde sınırsız bir atık alanı olarak yeniden tanımlanır. Yeryüzü artık yalnızca  tüketilen bir kaynak olmasının ötesinde kendi tahribatının izlerini taşıyan bir yüzeye dönüşür. 

Yücel Tunca I Eğnez Havzası’nda lastik hudalığı, 40x60 cm, dijital baskı, Soma, Bergama
Yücel Tunca I Eğnez Havzası’nda lastik hudalığı, 40×60 cm, dijital baskı, Soma, Bergama

Ölçeğin Politikası 

Belgesel fotoğrafçı Yücel Tunca’nın 3 Ekim’de Odeon Pergamon Kültür Sanat Alanı’nda açılan  Bir Coğrafyanın Z Raporu sergisi, endüstriyel üretim biçimlerinin coğrafya üzerinde bıraktığı  tahribatı görünür kılan bir görsel araştırma niteliği taşıyor. Sergi adını bir muhasebe/maliye  teriminden; günlük satışları net bir şekilde görmeyi sağlayan ‘Z raporu’ndan (‘zaman raporu’  veya ‘gün sonu raporu’) alıyor. Bu belge iş gününün bittiğini ve mali hafızanın sıfırlandığını  gösteriyor. Serginin Z raporu ise kömür ve linyit rezervleri giderek tükenen bir coğrafyanın  uğradığı dönüşümün ve tahribatın toplamı olarak karşımıza çıkıyor. Fotoğraflar birer manzara  temsilleri olmanın ötesine geçerek, ekolojik ve politik bir bilanço sunuyor. Bilançonun büyüklüğü  ise ilk bakışta jeolojik bir süreklilik gibi görünen panoramik fotoğraflarda deneyimleniyor.  Devasa bir coğrafyada ancak çok dikkatli bakıldığında fark edilecek kadar küçük kalan dev  kamyonlar, kül barajları, büyük coğrafi formlara dönüşmüş açık ocak maden sahasının atıkları  ve parçalanmış katmanlı yüzeyler, başkalaşmış bir yeryüzünü karşımıza çıkarıyor. 

Ölçek görsel araştırmanın bir parçası haline gelerek politik bir alan kuruyor. Modern endüstriyel  üretimin doğayı haritalama, ölçme ve denetleme arzusuyla kurulan geniş ve yukardan bakış başka bir deyişle iktidarın görsel hakimiyeti, fotoğraflarda tersine çevriliyor. Çünkü görüntü,  kontrol altına alınmış bir doğayı değil, kontrolden çıkmış bir yıkımı gösteriyor. Panoramik tercih  bu defa iktidarın yarattığı tahribatın ifşa aracına dönüşüyor. 

Öznenin yokluğu ve derin yaralar 

Sergide tahribatın ifşası sadece ölçekle kurulmuyor, geniş ölçeğin yanı sıra kadrajlanan  katmanlar müdahalenin izlerini taşıyan yaralı bir yüzey gibi görünüyor. Yüzeylerdeki büyük ve  derin yaralar sadece bir tahribatın izleri olmasının ötesinde geri dönüşsüzlüğün de göstergesi  olarak okunuyor. Yeryüzü burada hafızasını ve bütünlüğünü de kaybediyor.

Panoramanın tam ortasına yerleşen kör noktaları görüntülemek için kullanılan dış bükey bir  viraj aynası ise bakışın dolaylı, parçalı ve aracılı doğasına işaret ediyor ve görmenin kendisini de  görünür kılıyor. Baktığımız coğrafyayı yaşamsal bir varlık olarak mı görüyoruz yoksa ekonomik  üretim ilişkilerine aracılık eden bir nesne olarak mı? Fotoğraflarda öznenin yokluğu bakışımızı  tahribata yönlendiriyor. Sonra birden simsiyah bir kül dağının önünde üç beyaz kazla  karşılaşıyoruz, aynı coğrafyada yıkım ile yaşam arasına çekiliyoruz. Kapatılmış yeraltı maden  ocağının fotoğrafını gördüğümüzde ise hatırlıyoruz: Burası Karanlıkdere. 

Yücel Tunca I Eğnez Havzası’nda açık ocak kömür madeni sahası, 50x40 cm dijital baskı, Soma, 2026
Yücel Tunca I Eğnez Havzası’nda açık ocak kömür madeni sahası, 50×40 cm dijital baskı, Soma, 2026

Sergi, yeryüzünü edilgen bir manzara olarak konumlandırmıyor; müdahalenin, sömürünün ve  geri dönüşsüz tahribatların izlerini taşıyan canlı bir hafıza yüzeyi olarak ele alıyor. Panoramik  bakışın ölçeği ile parçalı kadrajlar arasında kurulan serginin görsel dili ise izleyiciyi sadece  gördüklerine değil, görme biçiminin kendisine de bakmaya zorluyor. Bir Coğrafyanın Z raporu,  insanın yeryüzüyle kurduğu ilişkinin etik ve politik sonuçlarına dair bir yüzleşme alanı açıyor. 

Çelişkiler, Olasılıklar ve Ütopyalar Arasında www.celiskilerolasılıklarutopyalar.com projesi  kapsamında açılan Yücel Tunca’nın Bir Coğrafyanın Z Raporu sergisi Odeon Pergamon Kültür Sanat Alanı’nda 1 Kasım’a kadar görülebilir.

YAZAR

Instagram’da paylaş

Bu cihazda doğrudan dosya paylaşımı açılamadı. Hazır görseli kaydedip Instagram’da paylaşabilirsin.

Görsel hazırlanıyor…

Görseli Instagram story’ne ekle. Habere tıklanabilmesi için kopyaladığın adresi Instagram’ın Bağlantı çıkartmasına yapıştır.