Çağdaş sanatta anlam, artık kendi başına var olan bir içsel nitelik olmaktan çıkmıştır. Bir işin anlamı, üretildiği anda tamamlanmaz; dolaşıma girdiği ölçüde görünürlük kazanır, tanımlanır ve değerle ilişkilendirilir. Bu durum, sanatsal üretimin merkezine estetik ya da kavramsal yoğunluktan önce bağlam ve konumlandırma kavramlarını yerleştirir. Bugün bir işin ne söylediği kadar, nerede, nasıl ve hangi anlatı içinde dolaşıma sokulduğu belirleyici hale gelmiştir.
Bu dönüşüm, sanat nesnesinin statüsünü köklü biçimde değiştirir. Sanat eseri artık yalnızca maddi ya da estetik özellikleri üzerinden değil; temsil edildiği çerçeve aracılığıyla konuşur. Bu kırılmanın en erken ve hala etkisini sürdüren örneklerinden biri, Marcel Duchamp’ın Fountain adlı işidir. Duchamp’ın jesti, anlamın nesneden değil, bağlamdan üretildiğini açıkça ortaya koymuştur(1). Bugün ise bu yaklaşım bir kopuş olmaktan çıkmış çağdaş sanatın normatif bir diline dönüşmüştür. Nesne geri çekilir, çerçeve öne çıkar.

Bu bağlamda çağdaş sanat, çoğu zaman anlam üretmekten çok, değerin nasıl üretildiğini ifşa eden bir alan haline gelir. Maurizio Cattelan’ın Comedian adlı işi bu durumu çarpıcı biçimde görünür kılar. Duvara bantlanmış bir muz, estetik ya da malzeme değeriyle değil; dolaşıma sokulduğu an, sergilendiği fuar bağlamı ve medya etkisi üzerinden değer kazanır(2). Burada sanat eseri, anlam üretmekten ziyade çağdaş sanatın değer mekanizmalarını açığa çıkaran bir araç işlevi görür. Eleştiri, işin içeriğinde değil etrafında kurulan dolaşımda gerçekleşir.
Benzer biçimde Damien Hirst’ün formaldehit içindeki hayvanları, yaşam ve ölüm temaları kadar, sanat piyasasının gösteri ekonomisini de görünür kılar(3). Bu işler, eleştirel bir dil taşısa dahi sistemin dışında değil; tam merkezinde konumlanarak var olur. Böylece eleştiri, karşı durmaktan çok sistemin işleyişini yansıtan bir ayna işlevi üstlenir.Bu noktada çağdaş sanatta eleştirinin doğası paradoksal bir hal alır. Andrea Fraser’ın kurumsal eleştiri pratiği, müze ve sanat kurumlarının ideolojik yapısını ifşa etmeyi amaçlarken, bu eleştirinin aynı kurumlar içinde sergilenerek görünürlük kazanması kaçınılmaz bir çelişki yaratır. Eleştiri, sistemin dışından değil; tam da içinden konuşur(4). Fakat bu durum eleştirinin etkisini ortadan kaldırmaz, onu sürekli bir gerilim haline dönüştürür. Eleştiri, görünür olmak için eleştirdiği yapıya muhtaçtır. Dolaşım meselesi yalnızca fiziksel mekanlarla sınırlı değildir. Dijital bağlamda bir imgenin değeri, artık çözünürlüğünden çok dolaşım hızı, paylaşılabilirliği ve çoğaltılabilirliği üzerinden belirlenir. Hito Steyerl’in dijital imgeler üzerine geliştirdiği pratiği, bu dönüşümü çarpıcı biçimde ortaya koyar. Steyerl’in işleri imgelerin anlamdan çok dolaşım kapasiteleriyle güç kazandığını düşük çözünürlüklü, parçalanmış görsellerin dahi politik bir etki yaratabildiğini gösterir(5). Burada estetik, teknik bir kusurdan değil dolaşımın kendisinden doğar.

Bu bağlamda sanatçı yalnızca üreten bir özne olmaktan çıkar aynı zamanda kendi işinin temsilini ve dolaşımını yöneten bir aktöre dönüşür. Değer, artık eserin içinde sabit bir nitelik olarak bulunmaz eserle kurulan ilişkiler ağında anlatılar ve platformlar aracılığıyla inşa edilir. Ancak bu tablo çağdaş sanatı bütünüyle yüzeysel ya da boş bir dolaşım alanı olarak okumayı gerektirmez. Aksine, anlam ile dolaşım arasındaki bu gerilim sanatın bugün hala canlı olmasının temel nedenlerinden biridir. Anlam artık korunmaz, sürekli tartışılan geçici bir alanda var olur.
Belki de çağdaş sanatın temel problemi, anlamın kaybolması değildir. Asıl mesele anlamın artık kendiliğinden var olamaması; her seferinde bağlam, dolaşım ve temsil ilişkileri içinde yeniden üretilmek zorunda kalmasıdır. Anlam, üretildiği yerde değil; yerleştirildiği yerde beliriyor. Anlam, bugün korunacak bir öz değil; sürekli pazarlık edilen, yönlendirilen ve çoğu zaman yönetilen bir alandır(6).
Bu durum sanatı boş ya da yüzeysel kılmaz. Ama onu daha kırılgan, daha manipülasyona açık bir alana taşır. Çünkü anlam artık estetik ya da kavramsal yoğunlukla değil; görünürlük, tekrar ve dolaşım üzerinden çalışır. Ne kadar iyi olduğundan çok ne kadar dolaştığı konuşulur. Dolayısıyla çağdaş sanatta soru artık “Bu iş ne anlatıyor?” değildir. Asıl soru şudur: Bu iş, hangi koşullarda görünür oluyor, kimler tarafından dolaşıma sokuluyor ve kimin adına konuşuyor?(7)
Sanat, bu soruları kapatmadığı sürece anlamlıdır. Anlamı sabitlemeye çalıştığında değil; onu sürekli açıkta bıraktığında güçlüdür. Değerin nasıl üretildiğini gizlemek yerine ifşa ettiği ölçüde hala düşünmeye alan açar. Çağdaş sanatın bugün hala önemli olmasının nedeni, kesin cevaplar vermesi değil; cevap vermek zorunda bırakmasıdır.
Kaynakça
- Duchamp, Marcel. The Essential Writings of Marcel Duchamp. London: Thames & Hudson, 1975.
- Art Basel Archives – Comedian (2019), Maurizio Cattelan
The Five Stages of an Art World Scandal”, The Art Newspaper.
https://www.theartnewspaper.com/2019/12/19/the-five-stages-of-an-art-world-scandal - Tate Archives – Damien Hirst The Physical Impossibility of Death in the Mind of Someone Living (1991) in the Tate Modern, 2012.
https://news.artnet.com/art-world/art-bites-damien-hirst-sharks-2449572 - Fraser, Andrea. Museum Highlights: The Writings of Andrea Fraser. MIT Press, 2005.
- Steyerl, Hito. Factory of the Sun Installation, 2015. Venice Biennale , Image courtesy the artist: https://www.ngv.vic.gov.au/exhibition/hito-steyerl
- Bishop, Claire. Artificial Hells: Participatory Art and the Politics of Spectatorship. Verso, 2012.
- Groys, Boris. Going Public. Sternberg Press, 2010.
