Zaman:30 September, 2020

ASG // OSD Direktörü Deniz Beşer İle Keyifli Bir Söyleşi


Görsel sanatçı, küratör, bağımsız yayıncı… Deniz Beşer ile gerçekleştirdiğimiz keyifli söyleşide; çalışmaları, Açık Stüdyo Günleri, pandemi sürecindeki üretimleri, güncel-gelecek sanat piyasası ve Heyt be! Fanzin kolektifi hakkında yazıştık.

Keyifli okumalar.

Deniz Beşer

Kendinizi tanıtır mısınız?

Viyana ve İstanbul’da yaşayıp çalışan bir görsel sanatçıyım. Aynı zamanda küratör ve bağımsız bir yayıncı olarak da faaliyet gösteriyorum. Sevilla Üniversitesi’nde resim eğitimi aldım ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Seramik ve Cam Tasarımı Bölümü’nden mezun oldum. Resim, fanzin, video, müzik ve enstelasyon gibi birden çok alanda üretim yapmaktayım.

Bugüne dek ulusal ve uluslararası birçok sergi ve fuarda yer aldım. Bunlardan bazıları; Self Publishing Graphic & Sound Festival, Centre Del Carme Cultura Contemporania, Valensiya, İspanya (2020); Zine Matters: Self-Publishing From Prague to Vienna, Quatro Print, Viyana, Avusturya (2020); Druck Druck Druck, Galerie im Körnerpark, Berlin, Almanya (2019); Volumes Independent Art Publishing Fair, Kunsthalle Zurich, Zürih, İsviçre (2018); Publishing As An Artistic Tool Box, Kunsthalle Wien, Viyana, Avusturya (2017); Ein Anderes Land, VBKÖ, Viyana, Avusturya (2016); Indie-Line, artSümer Gallery, İstanbul, Türkiye (2015); Transformation des Geschehens, Shedhalle, Tübingen, Almanya (2013); Revolution, ScottyEnterprises Gallery, Berlin, Almanya (2013); Bio-Cultural Heritage and Identity, Kyrgyz National Museum of Fine Arts, Bişkek, Kırgızistan (2012), Gerçeklik Terörü, Depo, İstanbul (2012); Son dönemdeki kişisel sergilerimde bazıları; Deniz, Open Performance Space, Farabi 15/4, İstanbul (2018) ve Attention Wars, New Jörg, Viyana, Avusturya (2017). Fanzin, sanat kitapları ve sanatçı atölyelerine olan yoğun ilgim sonucunda Fanzineist Vienna Art Book & Zine Fair, Açık Stüdyo Günleri ve Fanzineist-Zine Fest Of Istanbul gibi etkinlik ve fuarlar kurgulayıp, bu fuarların direktörlüğünü yapmaktayım. Ayrıca Heyt be! Fanzin isimli sanat kolektifinin kurucu ortağıyım.

Açık Stüdyo Günleri’ni gerçekleştirme fikri nasıl gelişti?

Açık Stüdyo Günleri öncesinde evde film gösterimi ve “Evde D.i.Y.oruz” adında kendi ev atölyemde konser serileri organize ediyordum. Gelen olumlu geri dönüşler kişisel olarak açık atölye mantalitesi doğrultusunda çalışabileceğimi gösterdi. Projeye 2014 yılında Juliane Saupe ile birlikte başladık. Viyana’da organize edilen açık stüdyo etkinliklerini ziyaret etmenin ilk başlarda bize ilham verdiğini söyleyebilirim. Aslında dünyanın birçok şehrinde uzun yıllardır bu tarz oluşumlar organize ediliyor. Bizde bağımsız sanat için yeni bir soluk getirebileceğini düşündüğümüz bu format için “neden İstanbul’a bu etkinliği yeniliklerle birlikte getirmiyoruz!” diyerek düşüncelerimizi eyleme aktardık. Şu anda etkinliğin Türkiye’nin en kapsamlı açık atölye organizasyonu olduğunu belirtmekte fayda var.

ASG sadece sanatçı destek programı mıdır, başka amaçlara hizmet ediyor mu?

Açık Stüdyo Günleri // Open Studio Days, her sene 40’dan fazla sanat atölyesinin eş zamanlı olarak kapılarını ziyaretçilere açmasını sağlayan bir organizasyon. Bir destek programından ziyade sanatçı dayanışması üzerine kurulu bağımsız ve sponsorsuz bir oluşum olduğunu söyleyebilirim. Bu sene 2-4 Ekim 2020 tarihleri arasında yedincisi gerçekleşecek olan Açık Stüdyo Günleri’nde resim, heykel, fotoğraf, enstelasyon, performans ve video gibi disiplinler üzerine çalışmalar gerçekleştiren görsel sanatçılar, sanatçı kolektifleri ve bağımsız sanat mekanları, Taksim, Tarlabaşı, Cihangir, Galata, Karaköy, Tophane, Kurtuluş, Şişli, Nişantaşı, Kadıköy ve Büyükada bölgelerinde bulunan ev, atölye ve alanlarını ziyaretçilere açıyor olacaklar. Ziyaretçiler ise bastığımız haritalar ve dijital haritalarımız aracılığıyla bir atölyeden diğerine ulaşarak normalde ziyarete açık olmayan, sanatçıların çalışma ortamlarına misafir olabiliyorlar. Temel olarak Açık Stüdyo Günleri, ziyaretçilere sanat atölyeleri ile ilgili içerden bir bakış açısı olanağı sunmayı hedeflemektedir.

Yedi senedir sponsorsuz ve kar amacı gütmeden organize ettiğim bu etkinliğin sürdürülebilirliği açısından gelecek dönemlerde iş birlikleri ve çeşitli fonlamalara olumlu baktığımı belirtebilirim. Etkinlik ile daha fazla bilgiyi openstudiodays.com’da bulabilir ve Instagram’da openstudiodays adresinden takip edebilirsiniz.

Ülkemizdeki pandemi gündemini ve sonrasını sanatçı üretimlerine etkileri açısından nasıl değerlendirirsiniz?

Önceliklerimizin değiştiği bir dönemdeyiz. Sağlık, psikoloji ve ekonominin daha da önemli hale geldiği bir süreci yaşıyoruz. Bence sanat, maalesef şu an için öncelik sıralamamızda en baş sıralarda değil. Sanatçılar, akıl ve beden sağlığını korumanın, ekonomik olarak bu dönemi hasarsız geçirmenin ve ayakta kalmanın yollarını arıyorlar. Eser ortaya koymak şu an için bir lüks ama bu demek değildir ki sanatçılar üretmiyor. Pandemi sonrasının kolay bir dönem olacağını düşünmüyorum. Gerek ekonomik gerekse psikolojik olarak bu dönemi atlatmak biraz zaman alacak gibi gözüküyor.

Pandemi sürecinin sizin çalışmalarınıza yansımaları neler oldu?

Corona sebebiyle maalesef herkes gibi bende zor zamanlar geçirdim. Tüm plan ve projelerimi ertelemek veya iptal etmek zorunda kaldım. Normalde 16-17 Mayıs’ta Viyana’da Brunnenpassage’da Fanzineist Vienna Art Book & Zine Fair’ı organize ediyor olacaktım. Fakat Avusturya Devleti kültürel etkinliklerde dahil tüm etkinlikleri 30 Ağustos’a dek iptal etti. Bunun dışında katılmayı planladığım Avusturya, Almanya, Macaristan ve Türkiye’deki 10’dan fazla sanat kitabı ve fanzin fuarı yine Corona sebebiyle iptal edildi.

Eylül ayı için Yunanistan’da düzenlenecek olan Athens Art Book Fair’a davet edildim fakat güncel durumlar ve koronavirüsünün olası 2. dalgası sebebiyle bu seyahate olumlu gözle bakamıyorum.

Bunun dışında pandemi süresince bol bol üretme imkanı buldum. Bu sürecin zorlu olacağını Mart ayında tahmin edip kendimi psikolojik olarak bu döneme hazırladım ve bu süreçte üreterek kendimi meşgul ettim. Belli başlı üretim alışkanlıkları geliştirdim. Örneğin; 13 Aralık 2019 tarihinden beri aralıksız olarak her gün en az bir çizim veya taslak yapıyorum. Hasta olduğumda, halsiz hissettiğimde veya üretme şevki bulamadığım zamanlarda bile bu defterlere her gün en az bir çizim yapma disiplinini geliştirdim. Bunun sonucunda birçok eskiz defterini bitirdim. Yarım kalmış video işlerimi tamamlama fırsatı buldum ve yeni videolar da ürettim.

Çevrimiçi sergilerin günden güne artmasını ve galericilik anlayışına olabilecek etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dijitalleşme belli bir çerçeve içerisinde demokratik bir düzeni getirebilir. Arşivlerin, galeri ve müze sergilerinin internet üzerinde herkese açık ve erişiminin kolay olması kendi içerisinde bir devrimdir. Nasıl ki internet, müzik piyasasındaki dönemin tekel müzik şirketler yapısını Napster, Myspace ve Youtube gibi oluşumlar sayesinde kırdıysa, bu dönemde de farklı demokratik dijital hareketler görebiliriz. Galericilik anlayışından ziyade beni bağımsız sanat hareketleri daha çok ilgilendiriyor. Bu açıdan hantal ve kurumsal sanat yapılarının dışında özgürleştirici ve provakatif girişimler bu dijital okyanus da beni daha çok heyecanlandırıyor. Örneğin; Crypto art, Blockchain gibi.

Uluslararası bir sanatçısınız, dünya geneline baktığınızda sanatçı ve sanat alıcısının şimdiki dönemini nasıl ele alıyorsunuz?

Avusturya’da yer aldığımız sergilerde veya organize ettiğimiz etkinliklerde çeşitli fonlar ve devlet desteği bulabiliyoruz. Burada sanatçı bir sanat alıcısına bağlı kalmadan üretme ve çalışmalarını sergileme fırsatı elde edebiliyor. Sanatçıların işini satma zorunluluğu, özgür üretim iradesini engelleyen bir nokta olarak öne çıktığını söyleyebilirim. Sanatçıların satış odaklı üretimlerinden ziyade bağımsız kalıp kendini özgürce ifade edebilmesi ve deneysel üretimler yapabilmesi bence çok önemli.

Corona süresince Avusturya devleti ve çeşitli kurumlar birçok sanatçıya destek fonları sunup sanatçıların bu süreci hasarsız geçirmesini sağladı. Burada devlet halen bu sanatçı destek fonlarını devam ettiriyor. Bu tip bir düzlem maalesef Türkiye’de yok.

Heyt be! Fanzin isminde bir sanat yayınız var. İçeriği nedir, nereden temin edilebilir?

2010 yılı içerisinde ise ben, Sedef Karakaş ve Barış Sinsi bir araya geldik ve fotokopi dergi oluşumu olarak İstanbul’da Heyt be! Fanzin’i kurduk. Bilgisayar kullanılmaksızın tüm mizanpajını kolaj mantığı, dada ve punk estetiği ile çözümleyen Heyt be!, bu bağlamda dijitale karşı analogu savunan bağımsız ve zamansız bir sanat yayını. Fanzin, çağdaş sanat, çizgi roman, illüstrasyon, röportaj, edebiyat, müzik ve politika gibi içeriklerden oluşuyor. Her sayıda çekirdek kadronun ürettiği yazı ve görsel içeriğin dışında açık çağrı ve davet sistemi ile dünyanın farklı ülkelerinden sanatçılar, Heyt be! Sayfalarına konuk oluyor. Bu bağlamda Heyt be!’nin ana amacı fanzin formunda alternatif bir sergi imkanı yaratmak olduğunu söyleyebiliriz.

Aynı zamanda Heyt be! çatısı altında çeşitli sergi, atölye ve etkinlikler organize edip okuyucularımızla buluştuk, bunun yanı sıra Avrupa ve Amerika’daki pek çok sanat kitabı & zine fuarına, festivaline ve sergisine katılarak daha büyük bir kitleye fanzin kültürünü tanıtmaya çalıştık.

2020 itibariyle Heyt be! Fanzin, Türkçe/İngilizce olarak yayınlanmakta ve 7 farklı ülkede 32 farklı noktadaki kitabevi, sanat galerisi ve kafelere dağıtılmaktadır. Heyt be! Fanzin’in dağıtımını yapıldığı noktaları https://heytbefanzin.tumblr.com/about sitemizde bulabilirsiniz. Aynı zamanda tüm Heyt be! sayılarını bir arada görebileceğiniz ve sipariş verebileceğiniz bir dijital platformumuz var. O site ise; http://heytbefanzin.limitedrun.com

denizbeser.com
Instagram: deniz.beser

Açık Stüdyo Günleri // Open Studio Days
www.openstudiodays.com/

IG: @openstudiodays
FB: facebook.com/openstudiodays/

Heyt be! Fanzin
heytbefanzin.limitedrun.com/
IG: @heytbefanzin
FB: facebook.com/heytbefanzin

Deniz Beşer’e değerli vaktini bizlere ayırdığı için çok teşekkür ederim.

Sanatçının sanatını, Açık Stüdyo Günleri ve Heyt be! Fanzin işlerinin takipçisi olarak sizleri gelişmelerden haberdar edeceğiz.

Doğal Bakım Ürünleri


Nil Has

1988, İstanbul doğumlu. Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi mezunu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir