Zaman: 5 July, 2020

Dünya’nın İlk Pandemi Tiyatrosu’na Sevinmeli Miyiz?


NİL HAS

Evet başlık soru soruyor. Dün okuduğum bir paylaşım sonrası kafama dank eden soruyu size soruyorum: Dünya’nın ilk pandemi tiyatrosuna sevinmeli miyiz?

Biz daha tiyatro emekçilerinin şartlarını iyileştirmeye çözüm bulamazken, pandemi sonrası tiyatro işletmecisi ve emekçisini neler bekliyor, korunma önlemleri nasıl işleyecek sorularının cevaplarını araştırırken; Hollanda’lılar korona savar sahne tasarlamış hatta temmuzda gösterileri başlayacak. Adı Peepshow Palace. Evet bugünleri de gördük!

Sahne tasarımcısı ve set üreticisi (öyle tanımlanmış) kişiler tarafından ortak tasarlanan ve yürütülen Peepshow Palace (Amsterdam), oyun başına 96 kişilik kapasite ve değiştirilebilir tasarımıyla tiyatro ve konserlerin sergileneceği, 2 katlı kamusal bir gösteri merkezi olacak-mış. Bu haber tiyatro anlayışımızı değiştirmez elbette ama çokça tartışmalara neden olacaktır.

Dünya’nın İlk Pandemi Tiyatrosu’na Sevinmeli Miyiz?

Oyun izlemek (tiyatro ile yakın ilişkisi olmayanlar için); kırmızı perde demek, kırmızı koltuk demek, sessizlik demek, sahne ışığı demek… Şekilde görüldüğünden farklı olarak, günümüzde hangi sahne tipi olursa olsun oyuncunun seyirciden aldığı enerji/tepki ve seyircinin de (genel) biletini aldığı oyunu ve oyuncularını hem yakından izleme arzusu hem de salon atmosferi açısından alıştığımız da bir şey değil. Ben izlediğim oyunda oyuncunun mimiklerini oldukça yakından görmek ve jestlerini takip etmek isterim. Yerimi seçerken 50 kere de düşünürüm.

Dünya’nın İlk Pandemi Tiyatrosu’na Sevinmeli Miyiz?

Görseldeki gibi bir sahne bana bu saydıklarımı vermediği gibi oynar bir platformda olacağı düşüncesi de başımı döndürüyor. Aklıma şu sorular geldi: “dekor ve ışık her izleyici için aynı etkiyi yaratabilecek mi, bazı seyirciler oyuncuların sırtını mı izleyecek, kulis her oyuncuya özel mi olacak ve öyleyse sahnedeki temas ne olacak?…” Bir de seyircinin sesinin sahneye ulaşmayacağını düşünürsek; patlamış mısır ve cips serbest mi olacak? E tabi bir de cıpss diye açılan asitli içecekler.

Bu tasarım bana gladyatörleri hatırlattı. Hatırlayalım: Antik çağlarda, Roma’da, imparatorluğun güç göstergesi olarak 50 bin kapasiteli amfitiyatro inşa ettirirlermiş. Bunun en bilineni Roma’da yer alan Kolezyumdur. Bu arenada, imparatorlar, kendileri ve halkı eğlendirmek için gladyatör dövüşleri düzenlerlerdi. Dövüşen kişilere gladyatör denirdi ve bu kişiler esir ve köle erkeklerdi. Dövüşler birerbir olmakla birlikte hayvanlarla da yapılırdı. (Russell Crowe ve Joaquin Phonex’in rol aldığı Gladyatör filmini izleyebilirsiniz)

Dünya’nın İlk Pandemi Tiyatrosu’na Sevinmeli Miyiz?

2020 yılı Dünya’nın ilk koronavirüs savar sahnesi Brakke Grond ve De Warme Winkel tiyatrosu işbirliğinde tasarlanan Peepshow Palace, Peepshow Palace Festivali için 7 Temmuz’da açılacak ve Ağustos dahil, haftada 6 gün, Flaman ve Hollanda’lı sanatçıların gösterilerine ev sahipliği yapacakmış.

Dünya olan biten her şeye teknolojiyle cevap verirken böyle bir gelişme kaçınılmazdı. Fakat bu yapı mimari açıdan önem taşıyabilir hatta tasarımcılarını daha da zengin edebilir. Ancak tiyatro emekçileri adına bir yenilikten ziyade onları görmezden gelmeye devam etmek gibi geliyor. En azından şu anki süreç için.

Bu sahne dünyaya hayırlı mı olur hayırsız mı(kullanışsız) göreceğiz.

Nil Has

1988, İstanbul doğumlu. Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi mezunu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir