Performatif Bir Yaklaşım Olarak Cinsiyet!

Santiago Sierra, 250 Cm Line Tattooed on 6 Paid People, 1999 (group view). Espacio Aglutinador, Havana, Cuba.
Santiago Sierra, 250 Cm Line Tattooed on 6 Paid People, 1999 (group view). Espacio Aglutinador, Havana, Cuba.

Taciz, bir kişiye yönelik istenmeyen, rahatsız edici, onur kırıcı veya zarar verici davranışların bir defa ya da sistematik olarak yapılmasıdır. Taciz, fiziksel, sözlü, dijital ya da psikolojik yollarla gerçekleşebilir. Çoğu zaman tacizi yapan ile maruz kalan arasında otorite, yaş, cinsiyet, ekonomik ya da sosyal güç farkı bulunur. Taciz sadece cinsel içerikli olmak zorunda değildir. İş yerinde günümüz kültürünün çok yaygın uyguladığı mobbing de bir çeşit tacizdir. İş yerinde veya sosyal çevrede sistematik baskı, dışlama, küçük düşürme, yetersiz hissettirilme gibi psikolojik baskılar kişinin eyleme geçme durumunu aynı şekilde kısıtlamaktadır. Kişiye hem fiziki hem psikolojik olarak zarar veren bu eylemin hukuken tabi sınırları ve cezai kapsamı bulunmaktadır. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 105; “Failin, mağdurun bedenine temas etmeden gerçekleştirdiği söz ve davranışlar (laf atma, sözle taciz etme vb.) cinsel taciz suçu olarak nitelendirilir.” Ayrıca mobbing ve psikolojik taciz de iş hukuku kapsamında değerlendirilir. 

Taciz konusu genellikle kadın üzerinden ele alınır. Genellikle de maalesef kadınlar farklı biçimlerde tacize maruz kalır, evet doğru. Ancak yüzyıldır konuyu bu şekilde değerlendirmiş, yazmış, çizmiş, eyleme geçmiş hiçbir sonuç alamamış bir arpa boyu yol gidilemediği gibi bir hayli geriye gidilmiştir. Meseleye artık kadınlar tacize uğruyor! Penceresinden bakmak yerine toplumun şerrinden kaçmak olarak baksak. Toplumun dayattığı kadın ve erkek rollerini tümden inkâr etsek. Erkeklerinde yine yüzyıllardır yaşadığı gizli baskıyı görmezden gelmesek. Erkekler daha çok taciz eden taraf oluyor diye tüm erkekleri suçlu ilan etmesek. Bu bir zihniyet meselesi. Ayrımcılık olmasın isterken, öfke ile söylemlere ve eylemlere asla dikkat etmiyoruz. Sanat tarihinde “kadın sanatçı” terimi neden az kullanılıyor diye cilt cilt kitaplar, sayfa sayfa makaleler yazdık lakin savaşlarda katledilen erkekler, çocuklarını, eşlerini bir daha göremeyen babalar, cinsel kimlikleri için zorbalanan tacize uğrayan erkek bireyler için ne dernekler kuruldu. Ne çıt çıkarıldı. Artık kadın ve erkek kavgasını bitirip, sağlıklı ve hastalıklı zihinleri ayıklayıp, daha temiz düşünceli nesiller yetiştirmeye çalışmak zorunluluğu mevcuttur. İstatiksel hesaplama yapıp taraflara ayrılmak yüzyılların sorunudur ve çözüm üretmemiştir. Herkes elini taşın altına koymalı ve düşünmeye başlamalı. 

Judith Butler’in toplumsal cinsiyet rolleri üzerine düşüncesi çok nettir; “Toplumsal cinsiyet, tekrar eden pratikler yoluyla üretilir; doğal değil, performatiftir.”  Erkeklik ve kadınlığın doğal olmadığını, kültürel normlarla sürekli yeniden üretildiğini ifade eder. Bu da eşitlik için normların sorgulanması gerektiğini gösterir. Butler, haklıdır toplum karşına ne çıkartırsa cinsiyet kimliğin kesinlikle ona göre şekillenir. Bize dayatılan toplum kuralları içerisinde bunu örneklendirecek olursak, kadın hep daha sessiz ve naif olmalıdır. Erkek ise her zaman daha sert ve otoriter. Çocukluk çağından beri toplumun büyük bir yüzdesi bu norma göre yetiştirilir. Bunu süzgecinden geçiremeyen, sindiremeyen birey ise istediği gibi kullanır. Gün sonunda ise bu hepimizin karşısına öğretilmiş çaresizlik olarak çıkar.

Sanat tarihinde ve günümüzde “erkek haklarını” doğrudan savunan sanatçılar, kadın hareketi kadar örgütlü bir şekilde öne çıkmamıştır. Bunun nedeni de genelde toplumsal eşitsizliklerin kadınlar, LGBTİ+ bireyler veya marjinal gruplar aleyhine daha yoğun yaşanması ve erkeklerin asla bu konuda konuşmaması bunu tabu saymasıdır. Ama yine de bazı sanatçılar erkek kimliği, erkeklik rolleri, baba-çocuk ilişkileri, erkeklerin duygusal baskıları veya militarist erkeklik kalıpları üzerine işler üreterek dolaylı ya da doğrudan erkeklerin haklarını, yaşadığı baskıları gündeme taşımıştır.

“Erkeklik krizi” ve “erkek hakları” gibi spesifik konularla ele alınabilecek eserler yoktur. Ancak etrafında dolaylı olarak dolanan, bu başlıklar altında değerlendirilebilecek eserler vardır. Performans sanatçısı Santiago Sierra, toplum tarafından görmezden gelinen durumlara ses çıkararak ve adaletsizliklere tepki gösteriyordu. Bunun en başında da işçi hakları geliyordu. Sierra, modern yaşamın ikiyüzlülüklerini ağır bir dille eleştiriyordu. Sierra, günümüz dünyasında var olan sömürüye kesinlikle gözlerimizi açıyor. 1988’de “Regina Caddesi # 51” isimli performansında aslında dövme yaptırmayacak birine para ödeyerek sırtına otuz santimlik bir çizgi dövmesi yaptırtıyor. Bu çalışmayla, sınıf farkının ve yoksulluğun insan bedeni üzerindeki hakimiyetini ve işçilerin ağır çalışma koşullarına gönderme yapıyor. Söz konusu işçiler ve zorlu çalışma koşulları olduğu için performanslarında çoğunlukla erkek işçileri kullanıyor. 

Robert Mapplethorpe, Alistair Butler, 1980, Silver gelatin, 20x16 inch
Robert Mapplethorpe, Alistair Butler, 1980, Silver gelatin, 20×16 inch.

Robert Mapplethorpe’in 1970 ve 1980’lerdeki fotoğraf serileri de erkek haklarına farklı bir perspektiften bakar. ABD’li fotoğrafçı Mapplethorpe, erkek bedenini klasik heykel estetiğiyle ama aynı zamanda kırılgan ve erotik bir şekilde fotoğraflar. Bu fotoğraf serilerinde özellikle siyah erkek modellerle çalışır. Erkeklik, güç, cinsellik ve savunmasızlık arasındaki bir örüntüde gidip gelir. Mapplethorpe bir röportajında, “Heykel yapmak zorunda kalmadan heykel yapmaya çalışıyorum… Formda mükemmelliği arıyorum,” yorumu yapmıştır fotoğrafları için. Sık sık kusursuz erkek modelleri kullanırken aslında kendisi “kusursuz” erkek bedeni arayışı ile modellerini zihnen istismar etmeye başlamış olabilir mi? Bu seferde erkek bedeni metalaştırıldığı için tersten bir okuma yapılabilir. 

Burada toplumsal cinsiyet rollerinden ve erkek hak ihlallerinden, buna dikkat çeken bazı sanat performanslarından ve sanatçılardan söz etmeyi özellikle tercih ettim. Konuşmadıkça unutulan, yok sayılan konular arasında olduğuna inanıyorum. Sadece kadın bedeninin ve ruhunun zayıf, korunması gereken ya da dışarıdan müdahaleye açık olduğu düşüncesi kanıksandıkça her “Hayır” karşı tarafın egosunu zedeleyen bir hareket olarak algılanmaya devam edecek. Oysa ruh cinsiyetten bağımsız olarak incinebilir ve incitilebilir. 

Yoko Ono, Cut Piece, 1964
Yoko Ono, Cut Piece, 1964.

Yoko Ono, hem çağdaş sanat hem de performans sanatı tarihinde çok önemli bir isimdir. İzleyiciyi performansın içerisine dahil etme eyleminin öncüleri arasındadır. 1964 yılında “Cut Piece” isimli performansı oldukça vurucudur. Kyoto’da başlar, sonra Tokyo, New York, Londra ve Paris’te de tekrarlanır. Yoko Ono sahnede dizlerinin üzerine çökmüş vaziyette oturur ve izleyicilerden makasla kıyafetlerini kesmesini ister. Ono, o an savunmasızdır. Performansın amacı, izleyiciyi faile dönüştürmektir. Ancak dikkat çekici bir ayrıntı çok konuşulmamış olsa da bence şurada gizlidir. İzleyiciler arasında kadınlarda vardır ve kesme eylemine eşlik etmişlerdir. Eşlik etmeyenler durdurmaya çalışmamıştır. Ya da neden katılmışlardır? Sahneye gelen kadınların utangaç bir ifade de oldukları ve ufak parçalar kestikleri aktarılmıştır. Erkeklerin ise kesme eyleminde daha saldırgan olduğu. Yoko Ono daha sonraki röportajlarında, erkek ya da kadın fark etmeksizin, asıl mesele izleyicinin “seyirci olmaktan çıkıp faile dönüşmesi”olduğunu vurgulamıştı. Tıpkı aradan 60 yıl geçmesine rağmen etrafımızda yaşanan bu kadar taciz ve şiddet olayına karşı makası elimize almasak bile sessiz kalarak faile dönüşmeye devam ettiğimiz gibi. 

Cinsiyet fark etmeksizin büyük, küçük her ayrımcılığı önlemek için önce söylem sonra eylemleri değiştirebildiğimiz günlere!

YAZAR

Gökçe Oruç
Sanat Okur yazarı

Gökçe Oruç

Gökçe Oruç uzman sanat tarihçi, küratör, yazar ve reklamcı. Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünde lisans ve yüksek lisans eğitimini 2017 yılında tamamladı. Spesifik olarak moda tarihi üzerine uzmanlaştı. Uzun süre Genç Sanat Dergisi’nde yazarlık yaptı. Çeşitli sanat galerileri…

Tüm yazıları →

Instagram’da paylaş

Bu cihazda doğrudan dosya paylaşımı açılamadı. Hazır görseli kaydedip Instagram’da paylaşabilirsin.

Görsel hazırlanıyor…

Görseli Instagram story’ne ekle. Habere tıklanabilmesi için kopyaladığın adresi Instagram’ın Bağlantı çıkartmasına yapıştır.