Nushu Tiyatro’nun oyunu “Kediler Bataklığı’nda…”, Medea mitinden esinlenmiş, bir Marina Carr uyarlaması. 1990’ların İrlanda kırsalında yaşayan dışlanmış bir topluluğu, sınıfsal ve etnik aidiyetsizliği, yabancılaşmayı ve bastırılmış kadınlık deneyimini, baş karakter Hester Swane üzerinden anlatıyor.
İrlandalı Marina Carr, Yunan mitolojisindeki kadın figürlerini, modern, sınıfsal kodlarla yeniden kuran yenilikçi kadın yazarlardan. Onun dramatik evrenlerinde, ataerkil düzenin ezici ağırlığı altında, kadın, yeni bir kimliğe bürünüyor; toplumsal cinsiyet, sınıf farkı ve kültürel iktidarın işleyişi aralanıyor.
Medea mitinin İrlanda toplumuna uyarlandığı bu metinde, dışlanma biçimi, Hester Swane’in “çingene” kimliği üzerinden konumlanmış. Ana mekân olarak “bataklık” tercihi, içsel ve toplumsal dönüşümün merkezi: Değişken, uğursuz ve canlı.

Bu bataklık metaforunun altı şöyle çizilebilir: “Doğal yaşamı barındıran bataklık, burada ütkütücü ve olağanüstü bir atmosfer sunar. Kediler Bataklığı simgesel anlamlar taşır. Kediler, insanlarla yaşamak için kendilerini evcilleştiren tek hayvan olarak bilinirler. Bunu yaparlarken kendi doğalarından ve yırtıcılıklarından ödün vererek insanların istediği gibi davranırlar. Kadın da ataerkil toplumda varlığını sürdürmek için kadınlık özellikleri bastırmak zorunda bırakmılmış ve belirli kalıpların içine sıkıştırılmıştır. Bu kalıpların dışına çıkmaya yeltendiği zaman erkekler tarafından vahşi ve tehlikeli olmakla suçlandığı için bir nevi kendini evcilleştirmiştir. Kadınların kedilerle özdeşleştirilmesi oyunda da gözlenmektedir. Hem oyunun adında hem de oyundaki Kedi Kadın karakterinde bu simgesel anlamlar görülmektedir.” (Kader Güzel, Bir Kültürel Geçiş Kaynağı Olarak Medea Oyununun İrlanda Toplumuna Adaptasyonu, DTCF Dergisi,2022)
Oyun, şafak vakti, bataklıkta sürüklenen siyah bir kuğunun cesediyle açılıyor: Yaklaşan ölümün işareti. Rehber Ruh’un Hester’e vaktinin azaldığını söylemesiyle beraber, seyirci baştan sona ölüme yürüyen bir kaderi takip etmeye başlıyor. Hester, önce kendi annesi sonra da birlikte olduğu adam tarafından terkedilmiş, çocukluğu ve kadınlığı yarım kalmış bir karakter. Kızına duyduğu sevgi apaçık ortada ama anneliği hem kaçınılmaz bir yazgı hem de bir yük olarak taşıyor…
Annesinin ona geri döneceğine inanarak bataklıkta geçirdiği hayatında, boşlukları doldurma çabası, annelik rolüne eleştirel bir boyut kazandırıyor. Anneliğin ataerkil düzende altındaki kontrolü, kadınlığın nasıl bastırıldığı ve kuşaklar boyunca aktarılan kırılganlıklar su yüzüne çıkıyor. Anne-kız ilişkisinin; arındırılması, onarılması ve hesaplaşılması gereken yönleri vurgulanıyor.
Yıllarca birlikte olduğu ve kızının da babası olan Carthage’in başka bir kadınla evlenmesi ve kızını ondan alma girişimi, Hester’i bir kez daha hayattan silinmenin eşiğine getiriyor. Giderek artan öfkesiyle, varoluşunu kanıtlamak ve kendini görünür kılmak için sonunda, onu terk eden materyalist adamın, yerleşik yaşamın simgesi çiftliğini ateşe veriyor. Zamanında, Hester’in parasıyla temeli atılan bu çiftlik, sonunda kimseye yar olmuyor!

Rehber Ruh’a teslim olmadan önce kızına veda etme istemesi ise Hester için bir aydınlanmaya dönüşüyor. Kızını da yanında götürerek, kuşaklar boyunca süren terk edilme ve ezilme döngüsünü kırmak istiyor. Bu ağır mirası ona aktarmaktansa, canını almayı yeğliyor, ardından kendi ölümüne yürüyor:
“-Seni de götüreceğim, benim gibi olmaman için, bir ömür boyu dönüşümü bekleme diye, çünkü dönmüyorlar Josie, dönmüyorlar,”
Oyun, Medea’yı, dışlanmış cani anne imgesinden kurtararak, isyanını ve mücadelesini yeniden düşünmeye uygun bir zemin hazırlıyor. Erkek karakterler eril iktidarın çeşitli yüzlerini temsil ederken, kadınlar arasında zaman zaman çatışmalar olsa da derinlerde bir dayanışma hattı uzanıyor. Rekabetin yerini dayanışmanın aldığı bu tabloda, Hester’in lanetli annesinin oyundaki tüm kadınların, az ya da çok dilinde dolaşması, bu ortak yazgının ve dayanışmanın kanıtı oluyor.
Kedi Kadın, -oyun boyunca bir kedi gibi dört ayak üstünde- klasik tragedya anlatılarındaki kâhin figürlerden ayrılıyor; olayları yönlendirmeye, inisiyatif almaya çalışan samimi bir karakter. Yeni eş Caroline de başta Hester’i alt ettiğini sanırken, ataerkil düzen içinde kendisinin de ezildiğini fark ediyor. Rahip Willow ise geleneksel dini ve ahlaki figürün karikatürleşmiş hâli gibi. Dağınık ve özensiz görünümüyle, duaları unutan işlevsiz bir figür olarak, kadınları baskı altında tutan sistemin, çürümüşlüğünü açık ediyor.
Hester’in ölümü ilk bakışta trajik bir son gibi duruyor. Ancak bu sahneye, kendi kaderinin iplerini eline alan bir kadının özgürlük eylemi olarak da bakılabilir. Şiddetli, sert ama kararlı bir varoluş ilanı olarak, yeni bir kadın modelini de doğuruyor. Geride kalanlar için etkisi ağırdır; gelenekselden sıyrılan Hester’in, kendi kalarak var olma mücadelesi unutulmayacaktır.
İrlanda kırsalından yola çıkan bu metin; toprak kime aittir, kadın kendi bedenine ve kimliğine ne kadar sahip olabilir, toplum dışına itilen biri nasıl görünür olabilir, ötekileştirme döngüsü kırılabilir mi gibi evrensel soruları gündeme getiriyor.
“Kediler Bataklığı’nda…”, bireysel ve toplumsal karanlıkla yüzleşmek ve var olabilmenin mümkünlüğünü sorgulamak isteyen seyirciyi bataklığın içine çekiyor!
95 dakikalık tek perde seçimi, kalabalık kadroya rağmen, oyunu hem oyuncular hem de izleyici için oldukça zorlayıcı ama sarsıcı bir deneyime dönüştürüyor.
KÜNYE
Yazan: Marina Carr
Çeviren: Gülşen Sayın
Yöneten: Cansu Canaslan
Oyuncular: Cem Engin, Deniz Bakacak, Dilara Büyükbayraktar, Erdinç Kılıç, Hasan Çınar Örnek, İncinur Daşdemir, Maya Güler, Melissa Yıldırımer, Nagihan Gürkan, Şevket Suha Tezel
Işık tasarımı: Utku Kara
Müzik tasarımı: Vehbi Can Uyaroğlu
Afiş tasarımı: Kübra Özkan
Fotoğraf: Buse Denizhan, Sedef Turunç
Vokal: İlknur Çayır
Yönetmen yardımcıları: İlayda Eriç, Nisan Yağmur Boyacıoğlu
Asistanlar: Günsu Akçatepe, Öznur Çakır, Tuba Gezgin
Yapım: Nushu Tiyatro
