Celil Sadık İle Sanat Tarihi ve Kitapları Üzerine Bir Söyleşi

Celil Sadık

3 seriden oluşan Uygarlığın Ayak İzleri adlı kitabıyla tanıdığımız sanat tarihçi Celil Sadık ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Uygarlığın Ayak İzleri adlı 3 seriden (‘Sanat Dehaları’, ‘Krallar ve Tanrılar’, ‘Batı Resminde Aşk ve Bazı Küçük Felaketler’) oluşan kitaplarıyla adını öğrendiğimiz, sosyal medyada sanatntarihi ismiyle çoğumuzun yakından takip ettiği genç sanat tarihçi Celil Sadık; kitapları, en çok merak edilen ressamları, sosyal medya hesabı ‘sanatntarihi’ ile ilgili ve kendi hakkındaki sorularımızı yanıtladı.

@sanatntarihi

Keyifli okumalar.

Sizi tanımayanlar için kendinizi tanıtır mısınız?

Ben ülkemde kendime yer bulamayıp, kendine yer açmaya çalışan sanat tarihçilerden biriyim. Mesleğime aşığım ve gerçekten çok severek yapıyorum. Ancak alanının kısıtlı olması nedeniyle uzun süre iş aradım diyebilirim. Daha sonrasında sosyal medyada açtığım sanatntarihi sayfası ile hem bu derdimi anlatıyor hem de sanat tarihini tanıtmak ve sevdirmek adına yazılar yazıyordum. Zamanla kitle büyüdü ve bu alanda yüzlerce seminer verip üç de kitap yazabildim. Kendimi ülkemize sanatı ve sanat tarihini tanıtıp sevdirmeye çalışan biri olarak tanıtmayı ve böyle hissetmeyi seviyorum.

Uygarlığın Ayak İzleri Serisi

3 seriden oluşan Uygarlığın Ayak İzleri adlı kitabınızdan bahseder misiniz? Bu 3 kitap neleri ele alıyor ve meraklıları neler bekliyor?

İlk kitabım oluşum süreci uzun oldu aslında. Çünkü o zamana kadar sadece kısa yazılar yazıyordum. Amacım herkesin anlayabileceği ve okurken keyif alabileceği bir kitap yazmaktı. Sevgili dostum ve değerli editörüm Şebnem Soral Tamer ile bunun üzerine uzunca düşünerek planlar yaptık. Sonunda ilk kitap ‘Sanat Dehaları’ alt başlığıyla çıktı. Leonardo, Michelangelo, Caravaggio ve Bernini’nin çalkantılı hayatları ve bu hayatlarında etkin rol oynayan eserlerini birlikte anlatmaya çalıştım. Bunu yaparken aynı zamanda Rönesans, Maniyerizm ve Barok dönemim resim, heykel ve mimarisini anlatmaya çalıştım. İkinci kitabımda ise sanat tarihinin sadece rönesansa sıkışıp kalmadığını eski dünyanın dört bir yanında nasıl yükseldiğini anlatmak istedim. Bu sebeple Antik Mısır, Yunan Mitolojisi ve Ayasofya başlıklarını ele alarak başka bir döneme yolculuk yapalım istedim. Üçüncü kitabım ‘Sanat Tarihinde Aşk ve Bazı Küçük Felaketler’ adlı kitabımda ise Batı resmine yansıyan aşk sahnelerini ele almaya çalıştım. Ancak bunu yaparken hem romantik hem de karanlık bir bakış açısı ile, iki farklı şekilde anlatmaya çalıştım. Yani yeni bir şeyler denemeyi seviyorum.

Sosyal medya hesaplarınızda, büyük takipçi kitlenizle sanat tarihi üzerine bilgilerinizi paylaşıyorsunuz. Paylaştığınız konulara ve genel olarak sanat tarihine ilgiyi nasıl buluyorsunuz?

Ben ağırlıklı olarak batı resim sanatı paylaşıyorum ve ilgi gerçekten inanılmaz. Yüzbinlerce insan takip ediyor ve çok fazla yorum yazıyorlar. Artık mesaj kutuma yetişemiyorum. Stresli gündemden uzaklaşmak, bir nefes almak için sanata yöneliyor insanlar. Ben de onların bu beklentisini özenli yazılarla karşılamaya çalışıyorum.

Sosyal medya dışında da sanat tarihi adına katıldığınız pek çok seminer oluyor. Bu seminerlerin en çok dikkat çeken, merak konusu nedir?

2018 yılında beri altı yüzün üzerinde seminer verdim. Aslında artık hemen hemen bütün seminerler büyük ilgi çekiyor ancak bazı özel ilgi alan seminerler var. Mesela; Caravaggio, Leonardo da Vinci, Van Gogh, Michelangelo gibi sanatçıların hayatlarını ve eserlerini anlattığım seminerler yoğun ilgi görüyor. Ayrıca ‘Sanat Tarihinde Aşk’, ‘Sanat Tarihinde Sofralar ve Yemekler’, ‘Sanat Tarihinde Ölümcül Kadınlar’, ‘Resim Sanatında Mitoloji’ gibi konularım insanların ilgisini çok çekiyor.

En çok sevilen ve sorulan 5 ressam ve 5 eser nedir?

En çok sorulan ressamlar; Leonardo da Vinci, Van Gogh, Michelangelo, Dali ve Caravaggio oluyor. En çok sorulan eserler ise; Gustav Klimt’in ‘Öpücük’, Leonardo’nun ‘Mona Lisa ve Son Akşam Yemeği’, Micgelangelo’nun ‘Adem’in Yaratılışı’ ve Van Gogh’un ‘Yıldızlı Geceler’ adlı eseri sanırım.

Bir paylaşımınız da atölye açacağınızdan bahsetmiştiniz. Son durum nedir? Fiziksel olarak katılım sağlamak mümkün olacak mı? Katılımcıları neler bekliyor olacak?

Evet, sevgili ortağım Begüm Genç ile birlikte yeni bir atölye açtık. ‘Disiplinler Arası Köprü’ düşüncesi ile ‘Köprü Atölye’ adında bir atölye… Bu atölye şuan online olarak çok büyük bir ilgi görüyor. Benim dışımda sanat tarihi anlatan çok değerli hocalarımız da var. Sadece sanat tarihinden değil, pek çok farklı alanda seminerler veriliyor. Ayrıca sinema, bilim, dijital fotoğrafçılık ve dijital medya alanlarında da seminerler veriliyor. Şu an için fiziksel katılım düşünmüyoruz. Çünkü tam bir normalleşme olmadan hiç kimsenin sağlığını riske atmak istemiyoruz. Online döneme de biraz alıştık diyebiliriz. Pek çok kurumla da bu şekilde çalışmaya başladık. Uzaktan seminerlerde herkes evinde ayaklarını uzatıp rahat rahat izlemeye, izlerken kendi aralarında konuşmaya veya bir şeyler atıştırmaya alıştılar sanırım. Ayırca sadece ülkemizden değil dünyanın dört bit yanından çok yoğun katılımcımız var. İtalya, Amerika, Kanada, İrlanda, Hollanda, Azerbaycan, Belçika, Almanya, İskoçya, İngiltere, Finlandiya, Dubai ve Katar gibi pek çok ülkeden düzenli katılımcılarımız var. O yüzden fiziksel dönem başlarsa bile online seminerler de bir yandan devam edecek.

Tekrar kitaplarınıza dönmek istiyorum. Serinin dördüncü kitabı olacak mı?

Evet yeni bir kitabı çoktan yazmaya başladım, yine farklı ve heyecan dolu bir konu başlığı ile sanatı ve sanat tarihini sevdirmeye çalışacağım diyelim ama çok da fazla açıklamayacağım. Sürpriz olarak kalsın konusu. 😊

1988, İstanbul doğumlu. Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi mezunu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir