Zeki Demirkubuz, Hayatta ve Fotoğrafta En İyi Pozu Yalnızlar Verir, Fotoğraf: Çağla Berberoğlu
Zeki Demirkubuz, Hayatta ve Fotoğrafta En İyi Pozu Yalnızlar Verir, Fotoğraf: Çağla Berberoğlu

Ebru Yılmaz ile Zeki Demirkubuz’un Yeni Sergisi Üzerine

5 Kasım 2025
4 dakika

CerModern, 1-30 Kasım 2025 tarihleri arasında Zeki Demirkubuz’un “Hayatta ve Fotoğrafta En İyi Pozu Yalnızlar Verir” başlıklı sergisine ev sahipliği yapıyor. Farklı coğrafyalarda çekilmiş fotoğraflardan oluşan bu seçki, dramatik anlatıdan uzak, müdahalesiz bir bakışla şekilleniyor. ‘’Herhangi bir anlatıya yaslanmadan yalnızlığın doğrudanlığıyla’’ var olan serginin küratörü Ebru Yılmaz ile Demirkubuz’un fotoğraf pratiğini, yalnızlık temasının sergideki karşılığını ve üretim sürecinin arka planını konuştuk. 

Ebru Yılmaz
Ebru Yılmaz

Serginin kavramsal çerçevesi nasıl şekillendi? Başlangıçta “yalnızlık” mı vardı, yoksa fotoğraflar mı temayı açığa çıkardı?

Zeki Demirkubuz’un bir tweetinden ilhamla başlayan süreçte “yalnızlık” kelimesi bir tema olarak değil, fotoğrafların kendisinden sızan bir hâl olarak belirdi. Zeki Demirkubuz’un kadrajlarındaki sessizlik, çoğu zaman bir düşüncenin değil bir duygunun sonucuydu. Benim için mesele, bu duygunun etrafında kavramsal bir alan açmaktı. Fotoğraflar ilerledikçe “yalnızlık” kavramı genişledi; bir tür mesafe, bir suskunluk etiği, bir tanıklık biçimi hâline geldi. Serginin çerçevesi de bu hâllerin yan yana gelmesiyle, bir harita gibi kendini kurdu.

Küratör olarak Zeki Demirkubuz gibi güçlü bir anlatı evrenine sahip bir sanatçıyla çalışmak nasıl bir süreçti?

Bu sergi sürecinde Zeki Demirkubuz’la da Art On galeriyle de çalışmak oldukça kıymetli bir deneyim ve fırsattı. Art On galerinin desteği, ilgisi ve verdiği özgüven  sergiye hazırlık dönemde huzurlu ve güçlü hissettirdi. 

Zeki Bey’le çalışmak ise bir “anlatıyı kurma” değil, bir “sessizliği paylaşma ve yeniden üretme” süreciydi. İlk sergisi Hayat’ta da birlikte çalıştık o günden bu yana fotoğrafla ilgili pratiğimiz devam etti ve gelişti, hem sergilerin kendi muhteviyatı hem de bizim çalışma biçimimizin kendi dinamiği, ortaya çıkan anlatıyı şekillendirdi. 50 bin fotoğraftan 30 fotoğraflık bu seçki, 1 yılı aşkın sürede her hafta 4-5 günlük bir çalışmayı içerecek şekilde bir mesaiyle ortaya çıktı. Elbette böyle olunca bu çalışma süreçlerinde fotoğraflar üzerine konuşmak bana yaptığım iş dışında da Zeki Bey’in toplum, edebiyat ve en önemlisi yaşam hakkındaki incelikli düşüncelerine tanık olma fırsatı sundu. Zeki Bey’in sinemadaki dili kadar fotoğraf pratiği de müdahalesiz ve dürüst. Dolayısıyla ben, küratör olarak yönlendiren değil, dinleyen bir konumda oldum. Fotoğrafların kendi iç ritmini koruyarak mekâna aktarabilmek için her görüntünün taşıdığı zamanı, nefes süresini anlamaya çalıştım. Bu süreçte iletişim çok katmanlıydı: düşünceyle fotoğrafik bakış arasındaki geçişleri yakalamak, oldukça dikkatli bir kurgu hassasiyeti gerektiriyordu.

Hayatta ve Fotoğrafta En İyi Pozu Yalnızlar Verir, Fotoğraf: Çağla Berberoğlu
Hayatta ve Fotoğrafta En İyi Pozu Yalnızlar Verir, Fotoğraf: Çağla Berberoğlu

Sergi kurgusunu oluştururken fotoğraflar arasında nasıl bir ritim kurdunuz? İzleyici deneyimi bu yapının neresinde konumlandı?

Ritim, fotoğrafların kendi sessiz temposundan çıktı. Kimi duvarlarda görsel yoğunluğu azaltıp tek bir fotoğrafla durmayı, kimi alanlarda ise ardışık bir akış kurmayı tercih ettim. İzleyiciye kesintisiz bir anlatı değil, durup bakabileceği boşluklar sunmak istedim. Bu nedenle ışık, paspartu rengi, duvar aralıkları ve yükseklikler izleyicinin yavaşlamasına hizmet eden unsurlara dönüştü. Serginin temposu, bir filmin montajına değil bir iç monoloğa benziyor.

Cermodern’in mimarisi bu sergiyi nasıl etkiledi? Mekânla fotoğraflar arasında özel bir diyalog kurdunuz mu?

Cermodern’in endüstriyel dili  brut betonun soğuk ama her şeyi mümkün kılmaya davet eden yalınlığı, ışığın katmanlı gelişi yalnızlık fikriyle örtüştü. Mekânın uzun koridor etkisini kırmak yerine onunla çalıştım; fotoğraflar, bu eksen üzerinde nefes alan molalar olarak yerleşti. Mimarinin çıplaklığı fotoğraflardaki sade bakışla diyalog kurdu. Renk kodlarıyla dört eşiğe ayırdığım bölümler (mavi, kırmızı, siyah, kahverengi) mekânın yönlendirmesini değil, mekânla bir iç ses ilişkisini oluşturdu.

Hayatta ve Fotoğrafta En İyi Pozu Yalnızlar Verir, Fotoğraf: Çağla Berberoğlu
Hayatta ve Fotoğrafta En İyi Pozu Yalnızlar Verir, Fotoğraf: Çağla Berberoğlu

Sizce bu sergi, Zeki Demirkubuz’un sanat pratiğinde nasıl bir yer tutuyor? Fotoğraf pratiği, onun estetik ve anlatı dünyasında ne tür bir anlam taşıyor?

Bu sergi, Zeki Demirkubuz’un sinemasal evrenine paralel ama ondan bağımsız bir düşünme alanı açıyor. Çünkü burada fotoğraf, bir “görme edimi” olmanın ötesinde, varoluşun kendi sessizliğini belgeleyen bir düşünce pratiğine dönüşüyor. Zeki Demirkubuz filmlerinde karakterler nasıl konuşmanın sınırına gelip duruyorsa, fotoğraflarında da bakış aynı eşiğe gelip dayanıyor. Bu eşik, aslında sanatçının tüm üretimini belirleyen metafizik bir hat, insanın kendine ve dünyaya duyduğu yorgun merakın hattı. Zeki Demirkubuz’un fotoğraflarında anlar bir tür hakikat deneyimi olarak ortada duruyor, ne sinematik ne de belgesel bir hakikat; daha çok anımsamanın sessiz ontolojisi  gibi.

Dolayısıyla bu sergi ve fotoğraf, Demirkubuz’un sanat pratiğinde bir yan uğraş değil, bakışını aktardığı bir alt katman olarak düşünülebilir. Fotoğraf, onun estetik ve düşünsel evreninde bir tür iç geri dönüş, bir öz-çekilme alanı kuruyor. Filmlerinde sorulan soruların yankısı burada bir görsel fısıltıya dönüşüyor çünkü ikisi de Zeki Demirkunuz’un özgün bakışının, düşünce dünyasının sonucu. Ben bu sergiyi ve fotoğrafı Zeki Demirkubuz’un çok katmanlı, sahici ve yalın dilinin yeni bir ifade alanı  ikinci anlatı formu olarak görüyorum.

Hazal Kılıç

Hazal Kılıç, Sanat Tarihçisi. 1998 İstanbul doğumlu. Akdeniz Üniversitesi Sanat Tarihi mezunu. İstanbul Sinema Müzesi, CerModern ve Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi'nde, Asistan Küratör, Müze Araştırmacısı, Medya ve İletişim Koordinatörü olarak farklı görevlerde bulundu. Ankara HBVÜ'de, Sanat Yönetimi programında Tezli Yüksek Lisans eğitimine devam etmekte.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Reklam

NHK Koleksiyonu'ndan Lidice Sanat Koleksiyonu'na Bağış
Önceki

Türkiye-Çekya Arasında Sanat Köprüsü

Bartók Nyomában (Bartók’un İzinde)
Sonraki

Long Play Müzik Filmleri Festivali’nde Finale Kalan 8 Belgesel