Yazarlar: Tüveyç Demir, Mesut Kaplan
Sergi, 27 Eylül/30 Kasım 2025 tarihleri arasında sekizincisi düzenlen 212 Photography Istanbul organizasyonuyla, Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde prömiyerini yapılarak ziyarete açıldı.
Tophane-i Amire’nin büyülü atmosferinde yankılanan sergi “The Haunted Eye”, insanlığın ortak belleğinin izdüşümü olarak, gözün hem görme hem hatırlama becerisini sorgulayan bir çağrı niteliğinde karşımıza çıkarken, Steve McCurry’nin görsel hafızamıza kazınan mirasına kapsamlı bir bakış sunuyor.
Sergi, sanatçının ikonik Afgan Kızı portresiyle birlikte, kariyerinin dönüm noktalarını temsil eden ve daha önce sergilenmemiş çalışmalarla birlikte, 160 fotoğraftan oluşuyor.
Renklerin, yüzlerin ve hikâyelerin sessiz anlatıcısı Steve McCurry
1950 yılında Philadelphia’da doğan Amerikalı fotoğrafçı, dünyanın dört bir yanını gezerken insanlığın ortak duygularını bir kareye sığdırmanın peşine düşer. Pennsylvania State University’de Sahne Sanatları eğitimi aldıktan sonra, içindeki fotoğraf ilhamıyla yerel gazetelerde foto muhabirliğine başlar. 1970’lerin sonunda rotasını Hindistan ve Afganistan’a çevirir. Buralarda gördüğü, kendi yetiştiği kültüre çok aykırı yaşam tarzı onu çok etkiler. Sırt çantasıyla çıktığı serüvenlerin devamında, aylar süren bir yolculuktan sonra 1979’da Pakistan sınırından, bir grup mültecinin yardımıyla Afganistan’a geçer. Hem de ülke Batılı gazetecilere kapanmak üzereyken!
Geleneksel kıyafetler içinde, aylar süren zorlu yaşamın izlerini taşıyan sakallı yüzüyle, yerel milislerle birlikte kalır. Orada çektiği fotoğraf filmlerini kıyafetlerinin içine dikerek Pakistan sınırına kaçırır. İşte Sovyet İşgalini dünyaya gösteren bu ilk görüntüler, yalnızca savaşın değil, direnişin ve insan onurunun da en büyük tanıkları olurlarken, Steve McCurry de uluslararası bir üne kavuşur!
1984’te Pakistan’da bir mülteci kampında çektiği Sharbat Gula isimli zümrüt gözlü bir kız çocuğunun bakışları, savaşın yıkımı kadar yaşamın inatçılığını da taşır. 1985’te National Geographic dergisinin 167. sayısının kapağında “Afgan Kızı” ismiyle yer alan bu fotoğraf, dünyada internet erişimi olan hemen herkesi etkilerken, ‘Resimde Mona Lisa ne ise fotoğrafta da Afgan Kızı odur’ yorumları dolaşmaya başlar. McCurry, artık çağdaş fotoğraf tarihinin simge isimlerinden biri olmuştur!

2002 yılındaysa sanatçı ekibiyle beraber, bu kızı bulup yeniden fotoğraflamak için yola düşer. İlk fotoğrafta 12 yaşlarında olduğu düşünülen kız 17 yıl sonra tekrar fotoğraflanırken, hayat şartlarının getirdiği olumsuz etkilerle yaşından çok daha büyük gözükmektedir…
Savaş muhabirliği misyonuyla, İran Irak, Lübnan iç savaşı, Körfez savaşları gibi tarihi dönemlerde, birçok Uzakdoğu ve Ortadoğu ülkesine, yani dünyanın en zorlu ve tehlikeli coğrafyalarına yaptığı cesur yolculuklar, onu çağdaş belgesel fotoğrafçılığının kuşkusuz en önemli temsilcilerinden biri yapar. Sanatçı, savaş ortasında şekillenen insan hikayelerinin yanında, kültürel çeşitlilik, göç, yoksulluk, inanç ve direnişin her halini, özellikle gözler aracılığıyla anlatılan duygular üstünden giderek, işlemeye devam eder.
McCurry, o günden bu yana Afganistan’dan Hindistan’a, Pakistan’dan Nepal’e, Tibet’ten Afrika’ya, Myanmar’dan Küba’ya uzanan yolculuklarında, insan yüzünü evrensel bir dil olarak kullanmaya ve renklerle yeni şiir dizeleri kurmaya devam ediyor… Canlı renk kullanımı, güçlü ışık-gölge kontrastı, portrelerle öne çıkan derin duygusal ifade ve insan merkezli hikâye anlatımı onun çalışmalarını özgün kılıyor.
Bakışın Ardında Kalan İnsanlık
Steve McCurry’nin çektiği onlarca portre arasında dolaşırken birçok ülkeden yüzlerce insanın yüzünde saklı duygunun, aslında ortak bir kadrajda birleştiğini görebiliyoruz. Serginin başından sonuna kadar süren renk cümbüşüyle birlikte, McCurry’nin kırmızı, mavi ve toprak tonlarına verdiği ağırlık, fotoğrafların şiirsel dokularını güçlendiriyor.
Meslektaşı Anne Morin küratörlüğündeki sergi, portrelerdeki doğrudan bakış, insana ait kırılganlığı neredeyse kutsal bir düzleme taşıyor. Morin’in yaptığı seçki, sanatçının daha az rastlanan, içe dönük fotoğraflarını da görünür kılıyor. Bu yönüyle sergi, bir tanıklık atlası olurken, sanatçının dünyayı kayda geçirirken nasıl bir ahlaki sorumluluk taşıdığını da hatırlatıyor.
Serginin mekânı olarak seçilen Tophane-i Amire ise McCurry’nin temalarına uygun bir atmosfer sunuyor. Kesme taş ve tuğla karışımıyla inşa edilmiş tonoz tavanlı bu yapı, kalın duvarları ve yüksek kemerli açıklıkları ve demir destekli pencereleriyle, ziyaretçilere farklı bir deneyim sunuyor. Yüksek bir kubbe altından sızan loş ışık etkisiyle taşların üstünde gezinirken, fotoğrafların içinde gizli olan sessizlik adeta büyüyerek, bir galeride gezinmekten çok, bir hafıza mekânında dolaşıyor gibi hissettiriyor. Bu mekânsal etki, serginin kavramsal derinliğini güçlendiriyor: İnsan gözünden, dünyanın yaralarına bakma olanağı tanıyor…
“Steve McCurry” hayranları ve “The Haunted Eye” meraklıları için son tarih 30 Kasım 2025!
Steve McCurry – The Haunted Eye
212 Photography Istanbul
Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi, İstanbul
27 Eylül / 30 Kasım 2025
Küratör: Anne Morin
