“Panorama: Hayaller ve Yerler” sergisi, İstanbul Modern, 2026, Fotoğraf: Flufoto
“Panorama: Hayaller ve Yerler” sergisi, İstanbul Modern, 2026, Fotoğraf: Flufoto

“Panorama: Hayaller ve Yerler” Sergisi Üzerine

25 Nisan 2026
3 dakika

Geçtiğimiz hafta farklı kuşaklardan 18 sanatçının 2010’lardan itibaren ürettiği yapıtlardan kapsamlı bir seçkiyi bir araya getiren “Panorama: Hayaller ve Yerler” sergisini gezme fırsatı buldum. İstanbul Modern’de 18 Ekim 2026’ya kadar devam edecek olan sergi, Türkiye’deki güncel fotoğraf ve mercek tabanlı sanata dair tematik bir anlatı sunmayı amaçlıyor. Küratörlüğünü Çelenk Bafra ve Demet Yıldız Dinçer’in üstlendiği sergide yer alan sanatçılar, dünyadaki baskı ve çalkantılara sanat üretimleriyle kurdukları düşsel manzaralar, alternatif görsel coğrafyalar ve hayaller aracılığıyla yanıt veriyorlar. Ve bu da bir kaçıştan çok nefes almanın yeniden mümkün olabileceği alanlar yaratıyor. 

Serginin kavramsal çerçevesine göre “hayaller” ve “yerler” birbirine karşıt değil, sürekli etkileşim halinde olan iki düşünsel düzlem olarak kurgulanmış. Bir fotoğraf sergisi gibi duyulsa da aslında yerleştirmelerden hareketli görüntülere, yapay zekâ uygulamalarından arşivsel malzemelere uzanan geniş bir çeşitlilik barındırıyor. 

Umut Erbaş, Gündüz Düşleri, Fotoğraf: Flufoto
Umut Erbaş, Gündüz Düşleri, Fotoğraf: Flufoto

Gelelim benim favorilerime. Umut Erbaş’ın “Gündüz Düşleri” serisinden fotoğraflarını ve “Geceyarısı sokağa çıkmaktan ölesiye korkan kasaba” yerleştirmesini çok sevdim. Çekmeceli ahşap masaya yayılan nesneler, kitaplar, çizimler, haritalar zamanla silinmiş bir hatıranın yeniden belirebilmesine olanak tanıyor. Fotoğraflarda ise sanatçı gün içinde karşılaştığı anları fotoğraflayıp bu görüntülere aylar, hatta yıllar sonra o anki hisleriyle müdahale ederek onları yeni anılara dönüştürmüş. 

Cemre Yeşil Gönenli’nin “I want to always be with you” yerleştirmesinden de çok etkilendiğimi söylemeliyim. Beyaz çarşaflarla örtülü yatak adeta bir projeksiyon perdesi görevi görürken üzerine aile arşivinden fotoğraflar yansıtılır. Sanatçının güncel fotoğraflarıyla babasının 70’li yıllarda çektiği karanlık oda fotoğraflarının bir arada yer alarak hem yakın hem uzak iki alanı birleştirmesine ve yataktaki nefes fikrini görünür kılan harekete bayıldım. Açıklamada yazan “uykunun tatlılığı ile ölümün bilinmezliği, aile yatağının kucaklayışı ile eksik babanın açtığı yara arasındaki gerilimi araştıran” bu yerleştirme ile tüm bu zıtlıkları en derinlerinizde hissedeceksiniz.

Kerem Uzel’in “Ömür Boyu Esaret” serisi Avrupa’daki hayvanat bahçelerinde yaşayan hayvanlara ve onların yaşam koşullarına odaklanırken kolonyal dönemde yer alan ‘insan bahçeleri’ni hatırlatıyor. Sanatçı bu çarpıcı işiyle hayvanat bahçelerinin etik açıdan yeniden değerlendirilmesi gerektiğini de vurguluyor. Cansu Yıldıran’ın bambu dalları üzerine yerleştirme olarak sunulan fotoğraflarından oluşan Mülksüzler serisi aidiyet ve köklenmenin kadınlar için nasıl askıda bırakılan bir alan olduğunu görünür kılması açısından çok etkileyici geldi bana.  Cem Ersavcı’nın “Bilinmeyen Ada” ve “Kıyı” serilerindeki fotoğrafların her biri beni bambaşka yerlere götürdü. Kıyı serisi İngiltere’nin okyanus kıyılarında çekilmiş ve pastel tonlardaki fotoğraflardan oluşuyor. Özellikle bu serideki fotoğrafların yarattığı o hafiflik ve özgürlük hissi bünyenize iyi gelecek. 

Larissa Araz, Karanlıktan Başla Görmeye, Fotoğraf: İmge Tan
Larissa Araz, Karanlıktan Başla Görmeye, Fotoğraf: İmge Tan

Larissa Araz’ın 1974 Kıbrıs Savaşı sırasında öldürülen Ahmet Cemal’in bedeninden filizlendiğine inanılan incir ağacının izini sürerek toprak, hafıza ve kimlik arasındaki geçirgen bağları araştıran “Karanlıktan Başla Görmeye” yerleştirmesinden çok etkilendim. Burada bir toprak yığını, mağara fotoğrafları ve zemine düşen ağaç silüeti ile kayıp ile hatırlamanın kesiştiği bir alan yaratılmış. Yusuf Sevinçli’nin Kıbrıs’ın modern tarihinin ağır izlerini doğrudan bir tanıklıkla değil de sezgi ve duyguya dayanarak karanlık bir atmosfer içinde ele aldığı Republic serisi adadaki “askıda kalmış zaman” hissini duyumsamanızı sağlıyor.

“Panorama: Hayaller ve Yerler”, yalnızca güncel fotoğraf pratiğine dair bir seçki sunmakla kalmıyor; aynı zamanda görme, hatırlama ve ait olma biçimlerimizi yeniden düşünmeye davet ediyor. Sergideki işler, gerçeklikten kaçış vaat etmek yerine, onunla baş etmenin daha incelikli yollarını öneriyor: dönüştürerek, yeniden kurarak ve hayal ederek.

18 Ekim 2026’ya kadar İstanbul Modern’de ziyaret edilebilecek bu sergi, tek seferlik bir deneyimden ziyade, her karşılaşmada yeni katmanlarını açan bir yapı sunuyor. Bu nedenle, mümkünse farklı zamanlarda yeniden ziyaret etmek, serginin sunduğu düşünsel ve duygusal alanı daha derinlikli biçimde deneyimlemeyi sağlayabilir.

İmge Tan

İmge Tan, ODTÜ İşletme mezunu olmasına rağmen ağırlıklı olarak yayıncılık sektöründe serbest çalışmıştır. Çeşitli yayınevlerine bağlı olarak çevirisini yaptığı yaklaşık 30 kitap bulunmaktadır. Yıllarca kültür-sanat etkinlikleri, kitaplar ve seyahatler ile ilgili yazılarını paylaştığı kendi bireysel blogu ve çeşitli sosyal medya platformları olmuştur. Son yıllarda ise bu tür paylaşımlarını sosyal medyada kendi hesabında paylaşmaktadır.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Reklam

İzzet Borahan Eriş
Önceki

Gerçekliğin Sınırlarını Zorlayan Bir Roman: Hakikat Kayıtları

Drawing, Ferda Art Platform
Sonraki

İnci Furni ve Deniz Aktaş’ın Yeni Sergileri: Drawing