Mehmet Sinan Kuran’ın yeni solo sergisi “Soluk Mavi Nokta” 13 Aralık’ta İstanbul Levent’teki Muse Contemporary’de açıldı. Sergi 13 Ocak’a kadar izleyicisiyle buluşmaya devam edecek.
Sergi, Walter Benjamin ve Henri Lefebvre gibi düşünürlerin anlatı, aura ve gündeliklik üzerine düşünceleriyle bir diyalog kuruyor; anlatının kaybı ve sıradanlığın mekanik ritmi arasında bir estetik alan yaratıyor. Walter Benjamin, Hikâye Anlatıcısı kitabında, yüzyılının başında anlatının yerini enformasyonun aldığı yeni bir çağın doğduğunu söyler. Bu çağ, aurayı — özgün olanın geri döndürülemez titreşimini — giderek silikleştirir. Henri Lefebvre ise başka bir cepheden benzer bir çözülüşü gözlemler ve gündelik hayatı, kapitalist sistemin en derin yabancılaşma alanı olarak tanımlar. Bu tekrar eden sıradanlığın içinde açılan küçük bir yarık, tuhaflığın ortaya çıktığı estetik ve politik bir alana dönüşür. Kuran’ın işleri, tam da bu iki düşünce hattının kesişim noktasında konumlanıyor.
Serginin başlığı ‘Soluk Mavi Nokta’ Carl Sagan’ın Dünya’yı tarif ettiği metafordan yola çıkarak oluşturulmuş. Sanatçı, “evren içinde küçük, kırılgan ama biricik bir yer” olan bu mavi noktayı bireysel ve kolektif deneyimlerin aynası olarak kullanıyor.

Sanatçının imgeleri, tanrılarla hayvanlar arasında gidip gelen yaratıklar, organik ve botanik biçimlerle titreşen hibrid bedenler ve ikon ile karikatür arasında asılı yüzler aracılığıyla izleyiciyi hem tanıdık hem yabancı bir evrene davet ediyor. Bu sergide ayrıca genç sanatçılarla birlikte yarattığı işlerin de yer aldığını söyleyeyim. Dilara Aygün ile yaptıkları Kristal Gezegen adlı tablo, Eylem Pala ile yaptıkları New Born adlı ileri dönüşüm örneği enstalasyon, Müge Göğüş ile yaptığı seramik çalışmaları da çok etkileyiciydi. Bir de resimleri dışında çeşitli malzemeler kullanarak yaptığı heykelleri ve “grotesk kutsal koleksiyonu”nu andıran oyuncaklar, ikonlar, gündelik eşyalar ve giysiler üzerinden sıradanlık-kutsallık gerilimini anlattığı nefis işleri yer alıyor.
Mehmet Sinan Kuran sanatını sık sık kendi ifadesiyle “görsel bir günlük” olarak tanımlıyor. Çizimlerinde duygu, mizah ve ironiyi birleştirirken, minyatür geleneğinin inceliğini modern zamanların sembolik kaosu ile harmanlıyor. Bu da onun eserlerini sadece görüntü olmaktan çıkarıp zengin bir zihinsel ve estetik yolculuğa dönüştürüyor. Günlük demişken sanatçının sabahları Instagram hesabında paylaştığı kısa ama derin yaşam gözlemlerinden doğan “Sabahları Aç Karnına” adlı bir kitabı olduğunu da hatırlatmak isterim. Her sabah kahve eşliğinde okumaktan çok keyif aldığım gönderileri de adeta günlüğünü okuyormuşum gibi hissettirirdi bana.
Anlam, yabancılaşma ve gündelik hayatın ritimleri üzerine derin bir sorgulamayı günümüzün hızla değişen estetik ve zihinsel alanına taşıyan ‘Soluk Mavi Nokta’ sergisini ziyaret etmeyi unutmayın. Çağdaş Türk sanatının en özgün, renkli ve baş döndürücü sanatçılarından biri olan Mehmet Sinan Kuran’ın sıra dışı ve mizahi evreni 13 Ocak’a kadar sizleri bekliyor.
