Frame from the video The Down, Sleepover project, Nathalie Rey
Frame from the video The Down, Sleepover project, Nathalie Rey

Oyun, Hafıza ve Ekoloji Arasında: Nathalie Rey’in Türkiye Rotası

24 Mart 2026
6 dakika

Barselona ve İstanbul arasında çalışan Fransız multidisipliner bir sanatçı olan Nathalie Rey ile 2025 yılının sonlarına doğru tanışmıştım. Rast Gallery’de yine çok sevdiğim sanatçılardan Mesut İkinci ile birlikte yer aldıkları Innocide sergisinde savaşın gündelik yaşamın içine sızan biçimlerini, nasıl evcilleşip görünmezleştiğini sorgulayan işlerini çok sevmiştim. Hem işlerini hem de kendi ailesindeki benzer hikayeleri kendisinden dinleme fırsatı bulmuş ve sorasında da takibe almıştım. Önümüzdeki dönemlerde özellikle Türkiye’de gerçekleştirmeyi düşündüğü projeleri sormak üzere Nathalie Rey ile yeniden iletişime geçtiğimde yine çok heyecan verici pek çok şeyin bizleri beklediğini öğrendim ve sizlerle de paylaşmak istedim.  

Mesut İkinci
Mesut İkinci

Nathalie Rey’in çalışmaları ekoloji, hafıza ve sosyal yapılar kesişiminde ortaya çıkıyor. Sanatçı karmaşık politik ve çevresel sorunları genellikle mizah, oyun ve anlatısal yer değiştirmeyi birleştiren bir yaklaşımla ele almayı tercih ediyor. Böylelikle izleyicisiyle kurduğu ilişkiyi hem erişilebilir hem de eleştirel bir düzlemde tutuyor. Türkiye’deki çalışmaları sergiler, iş birlikleri ve yerel topluluklar, küratörler ve kurumların dahil olduğu uzun vadeli araştırma projeleri aracılığıyla giderek derinleşiyor. Yıllar içinde Rey’in çalışmalarının daha işbirlikçi ve kolektif bir hal almasının altında sanatın çağdaş toplumun kutuplaşmış çerçevelerinin ötesinde diyalog alanları açabileceği inancı yatıyor. 

Önümüzdeki dönemlerde iş birliği ve araştırmaya dayanan inisiyatiflerden, sergilere ve sanat fuarlarına kadar yer alacağı projeler bizlere Türkiye’deki çalışmalarının mevcut genişlemesini ve çeşitliliğini yansıtıyor.

Green Monkey (devam eden proje – Türkiye / İzmir / Urla)
K2 Urla Nefes Alanı (Haziran–Temmuz 2026)

Green Monkey (Yeşil Maymun), Nathalie Rey‘in Türkiye’deki çalışmalarında şu anda en önemli ve gelişmekte olan projesidir. Uzun vadeli bir sanatsal araştırma olarak tasarlanan proje, kurgusal bir alter ego figürü aracılığıyla çağdaş ekolojik ve politik krizleri—özellikle kirlilik ve nükleer riski—inceliyor.

Pink Bunny (Pembe Tavşan) gibi önceki karakterlerden birinden yola çıkan Green Monkey, hem tanık hem de baş kahraman olarak işlev görüyor. Sanatçı, bu melez, oyunbaz ama eleştirel figür aracılığıyla, karmaşık ve çoğu zaman soyut konuları, kavramsal derinliğini korurken erişilebilir kalan bir anlatı ve görsel dile dönüştürerek ele alıyor.

K2 Urla Nefes Alanı’ndaki ikamet süresince araştırma, film çekimi ve işbirlikçi paylaşımlar şeklinde gerçekleştirilecek olan projenin küratörleri Nilay Yerebasmaz (İstanbul) ve Gizem Gündördü (İzmir).  Güçlü endüstriyel faaliyet ve çevresel zorluklarla bilinen İzmir bölgesinin yerel bağlamına dayanan proje, bölgeyi hem bir araştırma alanı hem de bir anlatı manzarası haline getiriyor.

Green Monkey, halihazırda üzerinde çalışılan bir müzikal film de dahil olmak üzere daha büyük bir çalışma bütününün başlangıç ​​noktası olarak tasarlandı. “Yeşil maymun” burada çağdaş ekolojik kaygı, çevresel kirlilik ve dönüşümün çağdaş formlarında gezinen ana karakter olarak karşımıza çıkacak. Esas olarak Green Monkey, Nathalie Rey‘in daha geniş metodolojisini yansıtıyor: kurguyu, oyunu ve alter egoları gerçeklikten kaçış olarak değil, onu yeniden çerçevelemenin ve çevreyle ilişkimizi şekillendiren görünmez mekanizmaları görünür kılmanın bir yolu olarak kullanmak.

Sensitive Zone
1890 Urla, İzmir (Nisan–Haziran 2026)

Sensitive Zone (Hassas Bölge), özellikle plastik kirliliği ve nükleer tehdit olmak üzere ekolojik bozulmayı ele alan çeşitli çalışmaları bir araya getiriyor. Sergi, hem önceki araştırmaların bir sentezi hem de Yeşil Maymun projesine kavramsal bir giriş niteliğinde.

Performans dokümantasyonu, çizimler ve heykel unsurlarını birleştiren sergi, Nathalie Rey‘in endüstriyel kazalar veya çevresel olaylar gibi görünüşte anekdot niteliğindeki olaylardan yola çıkarak daha geniş sistemik dinamikleri ortaya çıkarma yaklaşımını yansıtıyor.

Oyun ve ironi, zor konulara uzaktan yaklaşabilmeyi sağlarken politik ve duygusal yükleri de koruyan temel stratejiler olarak kalıyor. İzmir bağlamında ise sergi aynı zamanda endüstriyel kirlilik ve çevresel hassasiyetler üzerine yerel bir etki ve düşünce alanı da yarattıyor. Nilay Yerebasmaz küratörlüğünde gerçekleşecek olan sergi, 1890 Urla restoranda görülebilecek.

Nathalie Rey "Yalnızlık, Arzu ve Belleğin Katmanları" 2025, offgrid art project
Nathalie Rey “Yalnızlık, Arzu ve Belleğin Katmanları” 2025, offgrid art project

Border_less Artbook Days – Sleepover projesi
Salt Galata, İstanbul (Mayıs 2026)

Türk sanatçılar Ece Ağırtmış, Ece Haskan ve Deniz Özüygur ile iş birliği içinde geliştirilen Sleepover projesi, kız çocukluğunu sosyal ve psikolojik bir alan olarak ele alıyor. Border_less Artbook Days kapsamındaortak bir sanatçı kitabı aracılığıyla sunulan proje, daha büyük bir serginin öncüsü niteliğinde olacak.

Proje, yatıya kalma fikrini nostaljik bir bakış açısıyla ele almak yerine, onu biçimlendirici bir yapı olarak yakınlığın, kimliğin ve sosyal normların müzakere edildiği bir alan olarak değerlendiriyor. Sanatçılar, heykel, enstalasyon, metin ve video aracılığıyla paylaşılan ritüeller, akran etkileşimleri ve bedensel deneyimler yoluyla kadınlığın nasıl inşa edildiğini inceliyorlar. Proje, rahatlık ve kontrol, özel alan ve içselleştirilmiş sosyal beklentiler arasındaki gerilimi vurguluyor.

Nathalie Rey, bu çerçevede yokluk, yansıtma ve hayali toplulukların inşası üzerine düşünen eserler sunarak yakınlık ve kolektif anlatılara olan ilgisini genişletiyor.

Montag Residency – Gönen
Chrysalis Project’in Son Aşaması (Yaz 2026)

Balıkesir’in Gönen ilçesinde bulunan 6 sanatçı kapasiteli misafir sanatçı programı ve sergileme projesi olan Montag Residency, bu yaz Nathalie Rey’in uzun vadeli Chrysalis projesinin son aşamasına ev sahipliği yapacak. Bu aşama önceki yıllarda geliştirilen ilişkileri sürdürerek yerel kadın topluluklarıyla iş birliğine odaklanıyor.

“A Collective Scarf” adlı proje, katılımcıları kişisel başörtülerini bağışlamaya davet ediyor. Bu başörtülerine daha sonra katılımcı isimleri işleniyor ve ortak bir tekstil parçası haline getiriliyor. Kültürel ve sosyal alanlarda kadınların hafızasını, aralarındaki bağı ve görünürlüğünü yansıtan bu hareket ile ortaya çıkan eser hem kolektif bir portre hem de sembolik bir arşiv haline geliyor. Toplanma, sohbet ve ortak yapım temeline dayanan sürecin kendisi nihai eser kadar merkezi bir öneme sahip oluyor.

Frame from the short film Looking for a home, Büyükada, Panoptikum project, Nathalie Rey
Frame from the short film Looking for a home, Büyükada, Panoptikum project, Nathalie Rey

Panoptikum 

Küratörlüğünü Ayça Okay’ın üstlendiği ve Nathalie Rey tarafından başlatılan Panoptikum, İspanya, Türkiye, Fransa ve Almanya dahil olmak üzere birçok ülkede sergilenecek etaplardan oluşan büyük ölçekli, multidisipliner ve uluslararası bir projedir. Projenin ilk sergisi MIAIC, Mataró’da (2026) gerçekleşmesi planlanıyor.

Proje, dışlanma, marjinalleşme ve yerinden edilme ile dikkat çeken alanlarda dolaşan belirsiz, melez bir figür olan Pink Bunny (Pembe Tavşan) karakterini takip ediyor. Film, enstalasyon ve ortak çalışmaya dayalı uygulamaları birleştiren Panoptikum, insan, hayvan veya kurgusal bedenlerin nasıl gözlemlendiğini, kontrol edildiğini veya terk edildiğini araştırıyor.

İlk sergi İspanya’da gerçekleşse de proje, filmin bir bölümünün çekildiği ve gelecekteki yinelemelerin geliştirilmesinin beklendiği Türkiye ile derinden bağlantılı. Panoptikum, gelişen yapısı aracılığıyla Nathalie Rey’in ulus ötesi anlatılar ve sosyal olarak yerleşik sanatsal süreçlerle uzun süreli etkileşimini yansıtıyor.

Nathalie Rey, bunların dışında Nisan ve Eylül 2026’da düzenlenecek olan CI Bloom ve Contemporary İstanbul sanat fuarlarına da Rast Gallery bünyesinde katılmayı planlamaktadır. Burada sergilenecek işlerinde daha çok tüketimcilik, ekolojik kriz ve sembolik dönüşüm temalarına odaklanacak olan sanatçının görsel olarak çarpıcı ve kavramsal olarak katmanlı, mizah ve eleştirel mesafe arasında gidip gelen eserleri bizlerle buluşacak. 

Bu projeler birlikte ele alındığında sergi oluşturulması, araştırma ve iş birliği arasında akıcı bir şekilde hareket eden bir sanat pratiğini görmekteyiz. Türkiye’de Nathalie Rey‘in çalışmaları giderek yerel bağlamlara kök salarken, daha geniş küresel kaygılarla da bağlantılı kalmakta ve hem yerel hem de kapsamlı bir eserler bütünü oluşturmaktadır.

İmge Tan

İmge Tan, ODTÜ İşletme mezunu olmasına rağmen ağırlıklı olarak yayıncılık sektöründe serbest çalışmıştır. Çeşitli yayınevlerine bağlı olarak çevirisini yaptığı yaklaşık 30 kitap bulunmaktadır. Yıllarca kültür-sanat etkinlikleri, kitaplar ve seyahatler ile ilgili yazılarını paylaştığı kendi bireysel blogu ve çeşitli sosyal medya platformları olmuştur. Son yıllarda ise bu tür paylaşımlarını sosyal medyada kendi hesabında paylaşmaktadır.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Reklam

Don Quixote (Don Kişot) Müzikali
Önceki

Don Quixote Müzikali Turneye Çıkıyor

58. SİYAD Ödülleri Sahipleri
Sonraki

58. SİYAD Ödülleri Sahiplerini Buldu